No public Twitter messages.

Bugün artık sıkıldığımı düşünüyorum..

Evimi ve kokusunu özledim..mutfağımı,masamı,balkonumu..Erin uyuduğu zaman birşeyleri yetiştirme kaygımı,koşuşturmayı,iş yapmayı  v.s v.s.. burası emekli olunca iyi galiba ancak benim ruhum henüz emekli olmaya razı değil..

Bir yandan da Erin için çok faydalı bir durum söz konusu.. özlem bencilliğimi kendime saklayıp bir hafta daha kalabilir miyim diye çok düşünüyorum hatta Alpayla kavga bile edebiliyorum ama ben bencilim sanırım, eve dönmek ağır basıyor…hayat burada yavaşlatılmış gidiyor.. bir gün iki gün gibi oluyor: Erin uyumadan önce Erin uyandıktan sonra.. bir günde iki gün sanki.. hayır kötü giden birşey yok sadece çok yavaş ve hiç de bana göre değil.. belki internet olsa?? O zaman işte dönmek hiç istemezdim ama ödemelerimi bile yapamadığım bir durum söz konusu.. eskiden nasıl yaşanıyordu??

Geldiğimizden beri Erin burada her yaş grubundan arkadaş buldu kendine..ama bugün akşam üzeri biraz kestirdikten sonra gittiğimiz parkta yaptığı inanılmaz birşeydi..herkes minik zampara dedi,benim penceremden ise özgüveni yüksek bir çocuk göründü; salıncakta gördüğü iki abla ile gitti tanıştı, tabii “merhaba ben Erin “ diyecek durumda henüz değil ama yerden aldığı çiçeği götürecek kadar kibar benim oğlum..sonra diğer ablaya çiçek verdi ve beni gösterip – ben uzaktayım babaanne yanında – “annem” dedi.. sonra ikisine de eliyle gel işareti yapıp benim yanıma getirdi..onlara bakıp sonra kafasını bana çevirip başıyla beni tanıştırdı.. babanne ve ben yüzümüzde bir sırıtma ile donup kaldık.. kızlar bu arada 8-10 yaşlarında olmalılar..sonra onların çiçeklerin üzerinden atlayışlarını seyredip olduğu yerde zıplamaya çalışarak oyunlarına katıldı: aklınca.. onlar zıpladı Erin kahkaha attı.. kameram olmadığı ve hep bu durumlarda olmadığı için çok sıkıldım.. bu Erin’in benimle ilk tanıştırdığı arkadaşlarıydı oysa ki ..

Zamparaymış, minikmiş!!!

Bu Yazılar Da İlgini Çekebilir

8 Yorum

  1. oyku dedi ki:

    yerim ben o minik zamparayi.. gercekten onu yemeyi seninle sohbet etmeyi ozledim arkidisimmm, ne zaman gorusecegiz? Ben haftasonu burdayim, yarin arayacagim seni

  2. pinarbk dedi ki:

    Kesinlikle özgüveni çok yüksek. Aferim Erin’e.

    Börek de tam bizim oraların işine benziyor. Ah şimdi olsaydı, şöyle sıcak sıcak…

  3. pinar dedi ki:

    sizin bu tatil anılarınızı okudukça çağanla tatile gitme konusunda daha cesaretli oluyorum. Bu tatilin Erin’in gelişimindeki etkisi inanılmaz, fotoğraflara yansımış resmen…
    Ben malasef tatil konusunda çok cesaretsizim. Çağan yemek yemekten hoşlandmadığı için ve kustuğu için, bu tatil fikri benim kafamda kabus gibi.. ama şimdi görüyorum ki kendim korkuyorum diye çocuğu bundan mahrum bırakmam çok büyük haksızlık olucak…
    sen yaz ki ben de gaza geliyim Ayça 😛

  4. derya dedi ki:

    bazen düşünüyorumda biz çocuklarımız için saçımızı süpürge ediyoruz herşeyden fedakarlık ediyoruz.peki onlar büyüyüp biz küçüldüğümüzde onlar bize bu fedakarlıkların yüzde kaçını gösterecekler?

  5. AyçA dedi ki:

    Öykü’m yarın konusuruz evde olabilirim yarın ben .. gel de ye bakim oğlumu accık:)
    Pınar Arnavut böreği olur kendisi .. Alpay ve ailesi oralardan 🙂
    Pınar bizim korkularımız onların korkularını yaratıyor.. bence kendini bir rahat bırak ve ufak bir tatil ayarla kendinize. bakiyi gelecek 🙂
    Aslıcım şimdiden daha!! 😀 hheheevde sarışın görmekten esmerlere mi ilgisi bilmem ki 🙂 arkadaş canım onlar .hehe vardır ya anne geyikleri “arkadaş canım onlarrr daha küçükler” 😀 hehe Börek balkanlardan.. 🙂
    Derya ben seninle bu konuda aynı fikirde değilim.. çocuklarımızı biz istediğimiz için doğuruyoruz ve bu fedakarlıkları yapmak bizimle ilgili..onlarla değil.. istemezlerse yapmamakta serbestler bence.. ben fedakarlık yaptım diye boynun borcu olmamalı .. içinden geliyorsa tabii yapsın ama yapmazsa?? sorun değil .. yüzde ile ifade etmek benim için doğru değil ..

  6. alpay dedi ki:

    derya hanımın yazdığını okuyunca yazmak istedim. Bu bakışı bir anlamda tehlikeli de buluyorum. Her anne babanın geleceğinde önemli bir tuzak olduğunu düşünüyorum.
    Çocuğumuzla beraber seçtiğimiz yaşam bizim kararlarımız sonucunda doğuyor. Seçimi yapan biziz. Onlar edilgen.
    Bu ilişkinin başlangıç kısmında ki fedakarlık sadece anne için geçerli bir kavram değil. Çocuk ta büyük bir fedakarlık yapıyor. Düşünsenize binlerce şey öğrenmek zorunda. Uyum sağlamak, anlamak, anlatmak zorunda. Kafasını yüzlerce kez biryerlere çarpmak zorunda. Bizim düzen adını verdiğimiz ve doğru olduğundan kesinlikle emin olmadığımız bu yaşamın içerisinde tutunmak için çok çalışmak zorunda. Bence çocuğumuzun da fedakarlıkları azımsanmayacak kadar fazla.
    Çocuğun bir ailenin geleceği olması yada geleceğini kurtarmak zorunda bırakılması durumu ise ona yapılmış büyük bir haksızlık bence. Hayat seçimlerdir. Ebeveny nin seçimleri çocuk tarafından ödenmemelidir. Birey yaşam seçimlerini iyi yaparak kendine yetemediği zaman yaşamı terketmeyi bilmelidir.
    Yaşam kalitesinden kendisi sorumludur. Bir birey için yaşam bence 16 yaşından başlar ve ölüme kadar sürer. Bu yaşlar arasında yaşamımızdan biz sorumluyuz. Çocuğumuz değil.
    Uzattımmı bilmiyorum.

  7. pinarbk dedi ki:

    Anladım hemencecik. Ne de olsa bende de Arnavut’luk var:)))

  8. nesli dedi ki:

    Alpay uzatmamışsın ve bence çok acayip bişi yazmışsın.Bir baba olarak seni tebrik etmek istedim.Bir de onların gözünden baksak ya hayata.


Önceki yazıyı okuyun:
Tatil Notları II

Geleli  yarın 1 hafta doluyor, ne çabuk geçti diyeceğim ama geçerken pek de çabuk değildi oysa sanki iki gün oldu...

Kapat