No public Twitter messages.

Dün akşam mahallemizde Şişli Belediyesinin yeni bir aktivitesi başladı.. Feriköy İlköğretim’in bahçesinde ve buna dahil 7 okulda her akşam ücretsiz çocuk oyunu sergilenecekmiş. Saat 18:30 gibi müzikler başladı bizde Erinle beraber attık kendimizi okul bahçesine.. oyunlar saat 21.00 de başlıyor.. önce geç geldi çocuk oyunu için ama yaz vakti normaldir diye düşündüm.. oyun başlayana kadar bisikletiyle ve Alpayla bir tur atıp dondurma yedikten sonra okul bahçesine gittik. Mustafa sarıgül tam o sırada geldi ve küçük bir konuşma yaptı şaşırdım çünkü bu tiyatro işi yaz boyunca devam edecekmiş ayrıca Uludağda 5 yıldızlı bir otelde çocukları kampa yine ücretsiz götüreceklermiş muhtar talep etmiş !!.. Bu adamı aslında çok sevmiyorum mahalledeki tüm gürültüden sorumlu bakan ilan ettim, kaç yüz kere mail attım sokak satıcıları için ve kendisinin bangır bangır müzik ile geçit törenleri için ama banamısın demedi, tam gaz devam ediyor ama bu adamın iyi şeyler yaptığını kabul etmememi gerektirmiyor.dün akşam saat 22:00 ye kadar çocukları televizyondan,sokaklardan uzak tutan bu aktiviteyi çok başarılı buldum ancak eksiklikleri vardı tabii. Bir güvenlik eksiği var ki sahneye yumurta atan birini bile bulamadılar.. Mehtap Ar kendini savunmak zorunda kaldı.. başka bir nokta ise bizi aydınlığa taşıyacak bu faaliyetlere balta vurmaya çalışan zihniyet!!..
Biz layimizle yönetilip layimizle yaşamak durmunda olan bir milletiz ve ne yaşıyorsak bence hak ediyoruz.. Oyun sırasında oyunculardan birinin repliği” işte bu da benim babam ” arkamdan gelen genç bir çocuğun repliği ise anında ” babanın a**na koyim”.. gözlerim açıldı!!.. Alpay yanına gitti” senin kız kardeşin var mı? ” dedi çocuk ise ” varr” diyince Alpay” ya ona söylense bu? ” diye sordu cevap aynen şöyle oldu : ” O da küfür ediyor!!” ..
Soruyu bile anlayamayan ayaklarını uzatmış büyüğüyle konuşan gencecik bir zihniyet vardı karşımızda..
Çok üzüldüm.. bu zihniyetlerin bu ülkenin geleceği olduğunu görmek beni kahretti..
güzel şeyler yapmaya çalışıyorlar, sanatı ayaklarına getiriyorlar ama onlar yumurta atıp a**na koyuyorlar..
Canımın acıdığını hissettim..
Sabahları Erinle parka gidiyoruz, tatil dönüşü çok sevindim çünkü parkımızı mis gibi yapıp bir sürü şu yeni spor aletlerinden koymuşlar, salıncakları yenilemişler.. her yer pırıl pırıl ama yerler çöp içerisinde!! akşamdan kalma dondurma kağıtları, çekirdek kabukları pet şişeler.. adamlar mis gibi park veriyor biz sabah çöp içerisinde oynamaya çalışıyoruz.. burayı temizleyen gençten bir çöpçü ise süpürürken söyleniyordu:
“Temizlemiyorum nasıl istiyorlarsa öyle yaşasınlar, layıkleri ile yaşıyorlar işte”..
İşte benim ülkemin profili bu!!..
Çok üzülüyorum..

Bu Yazılar Da İlgini Çekebilir

15 Yorum

  1. aslı köksal dedi ki:

    hem herkes hakkettiği biçimde yönetilir hem kişi iktidardır ama “muktedir” seğildir, boşveririm ben genelde bebekleri öperim daha çok:)

  2. Julide dedi ki:

    Küfreden çocuk ve zavallı prematüre zihniyeti için çok üzüldüm, harbiden… Gerçi kabul görecek bu toplumda ve muhtemelen herhangi birşeyin eksikliğini de duymayacak ilerde. Sadece biz onun için üzülmeye ve ondan yakınmaya, ondan nefret etmeye devam edeceğiz.
    Evvelsi akşam bir arkadaştayız, 11 aylık bir oğlu var. “Ben eskiden her yanlış erkek hareketinde önce annelerini suçlardım. Sonuçta ataerkil bir toplumda yaşıyoruz, ve onları da eksik, yanlış, tutarsız yetiştiren yine anneleri aslında diye düşünürdüm, sonra oğlum oldu, sanırım bu bir işaret, düzgün yetiştirmem gerekiyor, kız annelerine kıyasla yükümüz daha bir ağır bu maço toplumda” dedi. Hak veremeden edemedim.

  3. Didem dedi ki:

    İnsanlar o kadar bilinçsiz o kadar cahiller ki, çocuğunu parka getiren anne sigarasını içtikten sonra çocukların kum havuzuna atabiliyor, ya da yedikleri krakerlerin torbasını yere atabiliyor. Uyarıldığındada aman herkes atmış zaten görmüyor musun diyede diklenebiliyor. Tabiki bu kısır döngüye dönüşüyor ve onun yetiştirdiği çocuklarda bilinçsiz oluyor.

    Benim ilkokul öğretmenim Türk toplumunda yanlış bir düşünce vardır çocuklar etrafı dağıtıp yerlere çöp attıysa burası sokak mı diye azarlarız demişti. Ne kadar doğru bir gözlem.

    Küfür konusuna hiç girmek istemiyorum, Bora sürekli parkta olduğu için ne yazık ki küfürler bizim evde. Bizim tepki gösterdiğimizi hissettiğindede sözcük hazinesine ekleyip hep kullanıyor. Ahhh bunlar büyüdükçe dertleride büyüyor Ayça ya 🙁

  4. benim hayatim dedi ki:

    Bir gün parkta otururken, yaşlı bir karı koca karşı banka yerleşti. Usulca gazete kağıtlarını çıkarıp ayaklarının altına güzelce serdi. Çekirdeklerini yiyip tüm gazeteleri toparlayarak çantalarına koyup, parkı aldıkları gibi tertemiz bırakarak ayrıldılar. Gıpta ile izledim arkalarından 🙂

    Çocuklarımıza bunları küçük yaşlardan verebilsek, herşey çok daha güzel olacak. Yine o aptal kadın programlarını suçluyorum. Anneler öğrenmeli ki çocuklarına aktarabilsin.

    Bazen de bu tip şeylerin öğretilmesine gerek var mi ki! demek geliyor içimden.

    Ben bu çocuğu yerim annesi. Ne tatlı dans ediyor ya :*

  5. Asli dedi ki:

    Bizim toplumumuzun yozlaştığı, tüm inceliklerini, iyiliklerini harcamakta olduğu kesin. Eskiden deyiş olarak komik bulduğum ama içi çok dolu bir şey vardı; aile terbiyesi. Aile terbiyesi yalnızca anne babadan değil,evde varsa büyük anneden (benim örneğin ninem bizimle yaşardı), komşulardan, annen göderdiği zaman bakkaldan bile duyduklarınla dolardı, beslenirdi. Parka gittiğinde nineler, anneler selamlaşırdı, konuşurdu. Bakkala “annem yoğurt al dedi” diye dalınca, “günaydın kızım” der, önce selamlaşıcaksın mesajını verirdi. Annen evde yokken sokakta oyuna kaptırıp perişan olsan, komşu teyzenin dikkatini çeker,”kızım ninen merak eder, eve çık biraz,dinlen, sonra yine çıkarsın” der, sahip çıkardı. Sokakta birşey yenmez, insanların göz hakkı kalır denirdi. İlkokul öğretmenin çoğunlukla aynı sokakta oturur, hafta sonu sokakta oynarken gördüğünde kısa kısa sohbet ederdi. Ama bütün bunlar insanların birbirini tanıdığı, bildiği ortamlarda mümkün olurdu. Her sokağın semtin kendine göre bir dokusu, insanların birbirinin ailesine, tarihine dair fikri vardı. İnsanların konfor alanı(senin iş kadını söcükleri kullanıyorum :))bu tanıdık çevreydi. Şimdi nasıl yaşıyoruz, herkes biribirine yabancı, komşunu tanısan(o da en iyi ihtimalle!) Parktakiler tamamen yabancı. Herkes sitelerde yaşamaya başlayalı Bakkal kalmadı, olanlarda kazı kazandan tut, at yarışından tut acayip şeylerle uğraşan garip bir kalabıkla dolu, dolayısıyla çocuğu bakkala göndermek lüks oldu. Herkes birbirine yabancı! Tanıdıklarda koca şehrin her yanına dağılmış, ulaşmak yarım gün… Bugün şehirlerde insanların konfor alanı yabancı çevre, kendisinden olmayan, tanımadıkları. Alpay’ı “Alpay abi” olarak bilmiyor, “Ayça ablayla Erinde gelmiş” diyecek durumu yok. O zaman ergenliğin getirdiği iniş çıkışları kontrol etmesine gerek yok, küfürü sallıyor,zaten heryerden herkesten küfür duyuyor. Çünkü yüz yüzden utanır diye bir laf vardır, o kalabalıkta tanıdık, bildik insan yok. Alpayda çocuğa gidip konuşarak birbirine yabancı o topluluktan ayrılıp bir büyüğü olarak, bir yüz olarak karşısına geçmiş. Çocuk tabi şok, çünkü kimse kimseyle bu şekilde ilgilenmiyor artık, o eskidendi…
    Ben başlarken bu kadar uzun yazacağımı hiç tahmin etmedim, çok yer işgal ettim, kusura bakma.

  6. AyçA dedi ki:

    “Burası sokak mı” diye azarlanma zihniyeti gerçekten çok komik:) gerçekten de var böyle bir durum .
    Aslı sanırım yazdıkların çok anlamlı.. uzun olmasının hiçbir sakıncası yok 🙂 aksine çok hoşuma gitti ..sanırım en büyük problem büyük şehir..
    Bu arada kız erkek fark etmiyor kızlar da bir felaket..!! işi bırkakıp da sokaklara sürekli dökülme imkanım olduğundan beri ağzım açık seyrediyorum!! bence anne olarak kız erkek fark etmeden eski görgü kuralları çerçevesinde bizim büyüdüğümüz gibi öğretiler de bulunmalıyız, bu dönem annelerine çok görev düşüyor bence..aile terbiyesi maalesef çekirdek aile ile sınırlı da kalsa..
    Kaçıp gitmek çözüm gibi duruyor.. çivisi çıkmış bu şehrin..bağdat caddesi gibi bir yerde bir kenarda durduğumuz yerde bisikletimize çarpan şık bir bayan dönüp bana bağırıyorsa!! “siz çarptınız” ama dediğimde “evet ben salağım” diyorsa .. ben artık söyleyecek birşey bulamıyorum.. küfür eden çocuk yanlış yapmıyor, ama genel olarak bütün büyük şehirler dünyada da aynı değil mi ?

  7. Didem dedi ki:

    Filmi yeni gördüm, teşekkürler beni gülümsettiğin için nasıl içten dans ediyor. Bir ara dalıyor ıslıkla görevine geri dönüyor. Ahhh erin ben seni yerim ya

  8. aysun dedi ki:

    Ayça ne güzel bir etkinlikmiş. Keşke bizim belediye de ota .oka havai fişek atmaktan vazgeçip böyle şeyler yapsa… Park konusu bizde de var. Ama maalesef o kadar hor kullanılıyor ki salıncakların pek çoğu yok:( Bir de tabii berk küçük olduğu için eziyorlar yavrumu büyük çocuklar… Büyük diyorum ya gerçekten büyük bunlar. Orta son falandır yani:P

    Alpay’a konuşan çocuk için ise ne diyeceğim bilemiyorum:( Umudumuzu yitirsek mi gelecekle ilgili?

  9. Asli dedi ki:

    Kaçıp gitmek, yeniden düzen kurmak, dostları bırakmak, yeniden kök salmaya çalışmak… Aslında kulağa hoş geldiği kadarda kolay değil sanırım gitmek. Ama Şebnemcim okursa, biz zaten hafta sonu çocukları ilerde SBS\’ye, OKS\’ye sokacağımıza Turgut Reis ilköğretim okulu + Muğla Lisesi formülünde bulduk çareyi : )) Bakalım yaşadıkça förmül hayatın içinden çıkacak gibi geliyor bana. Yeterki allah büyük dert vermesin, bugünlerimizi aratmasın.
    Bu arada Erin’in şovunu ilk okuduğumda açamamıştım, şimdi seyrettim, görev adamı, kafa dağılıyor bi ara ama hatırlatınca pür telaş devam dansa :)))

  10. AyçA dedi ki:

    Aysun Şişli belediyesi bir acayip çalışıyor.. dedim ya adama kıl oluyorum ama adam çalışıyor!!:) diyecek kelime kalmıyor.. özellikle kültür sanat bilim spor çoluk çocuk yaşlı çok destekliyor.. ancak engelleyemediği sanırım senin dediğin şu büyük çocuklar 🙂
    Didem rica ederim bende çok güldüm bu dansına.. çok görev adamı gerçekten özellikle dans!!
    Aslı Şebnem geçenlerde söylüyordu Bodrum falan diye.. bence Bodrumun İstanbuldan geri kalır yanı yok çünkü İstanbul Bodruma yerleşmiş durumda :)) daha sakin bir yerler lazım..daha küçük.. düzen kurulur iş ki kafa buna hazır olsun .. ben yavaş yavaş yaklaşıyorum ..bir çıkış gördüm mü basıp gaza devam etmek hayalim .. SBS ya da ÖKS annesi olmamak için elimden geleni yapacağım.. şeytan diyor homeschooling yap ama bu ülkede cidden aç kalır çocuk 😛 Kafası büyük çocuklara dağılıyor orada.. nasıl dans ediyorlar onu kesiyor ufaktan 😛

  11. Asli dedi ki:

    Evet, Bodrum ve çevresi de çok büyüdü ama yine de Istanbul’dan daha iyi durumda da zaten benim için yalnızca şaka şu anda.
    Çok iyi yaa, figür kapmaya çalışıyor yani adam, tam yemelik : ))

  12. sebnem dedi ki:

    ayça bugün senin gazınla blog nasıl yapılır diye tam bilgisayarın başına oturdum,saat 23:00 ,gene senin yazıyı okuyup vakit geçirdim,benim blog fantazim başka bahara kaldı:)iyi ki de okumuşum adım geçiyormuş..aslı bu arada iş saatlerinde nette gezdiğini görüyorum aman dikkat!
    bu bodrum işine açıklık getirmek istedim.öncelikle hisarönü,selimiye ye falan gidip doğal ortamda yaşamayı çok isterim ama buna ne kocam ne de cocugum için düşüncelerim uygun düşer. bodrum da içeriye dalmadan kıyı köşede yaşanabilir. hem istediğin an her türlü şehirsel aktiviteye ulaşabilirsin( hastane,sinema vs) bir de daha çok genciz yahu.bu cocuklar 13 yaşına gelince öyle oyun grubu falan sökmeyecek halıyle..zaten çıtırlık bir halimiz de kalmadı,en azından benim için.ee bu durumda kocayla başbaşa kalmak için çok erken,dizlerin titremesine de en azından 40 sene var.öyle çok sessiz yerlerde alışmak zor olur demek istiyorum yanii..
    aslında benim hayalim çok daha büyük..alacaksın 15 mt bir tekne.koyacaksın kocanıcocugunu kedını kopeğini..2 ay deniz 15 gün kara şeklinde dünyayı gezeceksin..paran bitince de buldugun yerde çalışacaksın( böyle yaşayan o kadar çok aile var ki inanamazsınız..hatta inanamayanlar kuşadası marina,marmaris netsel marina ya gidip bu mutlu insanlarla tanışabilirler)para derdi yok,kariyer derdi yok,oks öss hiç yok.en ağır işleri tekne boyamak!
    bu yazıyı yazan şahsın yarın 2 adet toplantısı ve ziyaret etmesi gereken 4 şantiyesi var..Ayçacım arkandayız seni destekliyoruz. sen git biz seni ziyarete gelelim en iyisi!

  13. annevebebisi dedi ki:

    Aycacim,Allahim Yarabbim yerim ben bu cocugu yerimm:))

  14. yabanerigi dedi ki:

    cok ozlemisiz sizi…abimiz ne kadar buyumus ama..

  15. AyçA dedi ki:

    Şebnem bende aslında şehirsel aktivitelere uzaklaşmadan kırsal bir alan istiyorum.. var aklımızda birkaç fikir .. umarım hayalleirmizi becerebiliriz.. ben biraz sakinlik arıyorum zaten karmaşa istediğimde gelebiliyorsam buraya sorun yok 🙂 teknede yaşamak bana göre değil oysa ki Alpay dilerdş bana göre olmasını :)) ben gidim siz gelirseniz işte yalnmız kalmayız gittiğimiz yerlerde olma mı? Tontinomun sitesini gördüm :)konuşuruz bu konuda..
    Esracım teşekkürler 🙂
    Erik Teyzesi.. hadi artık gelsin kardeşimiz.. çok az kaldı 🙂


Önceki yazıyı okuyun:
16 Haziran 2008

86cm-12,500gr

Kapat