No public Twitter messages.

1 — 2 3 — 4 — 5 — 78910

 

Bugün 7 aylık bir bebek sevdiğimde seni hatırladım. 7 aylıkken güçlü bacaklarınla kucağıma basıp ayağa kalkmaya çalıştığın, yürümek için acele ettiğin, yeni herşey için hevesli ve aceleci olduğun o dönemi hatırladım. Şimdi üzerinden 11 sene geçmişken yeni birşey öğrenmeye acele etmediğin, çoraplarını yere fırlattığın ve teklerini hep bulamadığım başka zamanlarda alakasız yerlerde karşıma çıktığı, eline inadına istemediğim kitapları aldığın, cebindeki parayla istemediğim abur cuburları tenefüslerde bakkala gidip alıp eve ” ben aç değilim” diye döndüğün, hızlıca kızgınlaştığın, üzerine giymeye üşendiğin için tshirtün altına giydiğin yeleklerin, içeriden bana ” anneeeaaa su var mı?” diye soruşların ve ” kalk kendin al” diye cevap verişlerim, okuldan geldiğin gibi çantanı yatağın üzerine kıyafetlerini eğer çıkartmaya üşenmediysen o çantanın üzerine atışların, inadına her gün o pis tavuk döneri bıkmamacasına yemelerin, ışığı kapatmak için yataktan çorap fırlattığın, “bilgisayar açılmayacak” cümlesini sık sık kullandığım ve açamadığında kös kös yatakta oturup “sıkılıyorum off poff” diyerek tavanı seyrettiğin, banyo vakti geldiğinde “ama daha iki gün önce yıkandım” diye cevap verdiğin, her sabah ve her akşam dişlerini fırçala diye bana hatırlatmak zorunda kaldığın kısacası büyümeye çalıştığın bir döneme geldik.
Hiç birine sinir olmuyorum! Evet bazen deliriyorum, bazen bağırıyorum, bazen içinde duramıyorum bu duyguların, bazen özlüyorum benimle birlikte boyalar yapan o küçük çocuğu ama bil ki seni seviyorum, kelimelerin yetersizliği kadar seviyorum. Büyüdüğünü, artık çocuk olmadığını genç bir adam olma yolunun başında olduğunu ve her yolun başı gibi bunun da zor olduğunu biliyorum. Seni duymaya elimden geldiği ve bildiğimin en iyisini yaparak çaba gösteriyorum.

Doğanın bir armağanı olarak görüyorum ergenlik hormonlarını yoksa ömür boyu ayak ayağa yatabiliriz hep beraber. O hormonlar salgılanacak ki benden, taleplerimden, beklentilerimden nefret edeceksin, bizden kopacaksın. O kopacağımız zamana geldik bile ne garip! Daha dün hastaneye son kontrole gitmiştim, 14 mart 2007! Doktor “bu çocuk gelmeyecek hadi bugün alalım” demişti de “olmaz bugün dünya Pİ günü tamam süper de olur ama anneannemin ölüm yıl dönümü 2 gün daha bekleyelim bari de evlilik yıl dönümümüz olsun belki gelir” demiştim. 2 gün daha gelmemiştin.
2 gün sonra 11 sene bitmiş olacak sen kucağıma geleli,
14 sene bitmiş olacak sen kucağıma gel diye babanla bu yola çıkalı
ve 17 sene bitmiş olacak bu yola başladığımız Bozcaada’ya ilk gelişimiz !

17 sene sonra senin 11. seneni burada Bozcada’da yaşarken kutlayacağımı bilemezdim Sulubahçe ile Ayazma’nın arasında kalan o ağacın altına kamp attığımız o sene!
Ben bu yazıyı yazarken sen odanda kös kös 2 haftadır beden dersi yapamıyor olduğun için sinirinden tavanı seyrediyorsun. Bağıra çağıra sinir içinde eve geldin. Kızgındın.Haklıydın!
Her duygu bizim için evlat! Kızabiliriz, öfkelenebiliriz, üzülebiliriz, sevinebiliriz, çok mutlu olabiliriz, ağlayabiliriz, gülebiliriz lakin bil ki herşey gibi geçiyor. O duyguya takılıp kalma. Bırak duygu o anda seninle yaşasın. Kabul et, misafir et ve sonra gitmesine izin ver.
Geçen gün çok sevdiğim bir cümleyi kurdum sana:
Bir iyi haberim var : Hepsi geçecek
Bir de kötü haberim var: Hepsi geçecek

“anne hiç birşey geçmiyor dalga mı geçiyorsun” dedin bana.

Bak 11 sene geçti!

Herşey geçiyor

Geçmeyen tek şey bir evlada duyulan sevgi.

İnan buna!
İnanmıyorsan bu yazının başına dön ve sayılara bak, içlerine gir oku. Neler geçti sonra bir daha bak neler de geçecek.

Tüm değişimlere kendince uyum sağladığını biliyorum ve bunu için hayata teşekür ediyorum.

İyi ki tanıştık evlat!

İyi ki!

PS: Bu video da bana not!

Bu Yazılar Da İlgini Çekebilir

Ayça Oğuş

1 Yorum


Önceki yazıyı okuyun:
Telaş etmeden acele etmek

Sabahtan beri aklımda dönen bir cümle için yavaşça bir papatya çayı demledim gece 1 de kalkacak otobüse gitmeyi beklediğim şu...

Kapat