No public Twitter messages.

Sabah saat 09:57

Saray’da oturmuş omletimin ve çayımın gelmesini bekliyorum. Hayır hayır Erin annemde ya da kayın-annemlerde değil: Yuvada ve beni  öpücükler ile veda ederek yolladı kahvaltı etmeye. Donmuş bir şekilde yazıyorum bunları: bu kadar hızlı olacağını tahmin etmiyordum. Çocuğumla yaşadığımız talihsiz okul maceralarından sonra Erin’in ömrü boyu okul meselesinden nefret edeceğine o kadar inanmıştım ki şimdi bir şaşkınlık hakim ruhumda.

Nasıl olacak da Erin bensiz kalmayı kabul edecek yuvada” diye yazmışım bu yaz başında ya kabul de etmemiş ya üstüne “maalesef ben okula gitmeyeceğim” diye son noktayı da koymuş ya.. şaşkınlığım bundan sevgili okur..umudumu öyle kaybetmişim ki sonsuza kadar çocuğun bu işten hoşlanacağı ile ilgili, okulun sahibesi olan bayan anneme “önce kendi kızına öğret rahatlamasını çok kasıyor kendini” bile demek durumunda kalmış. Oysa ki ben rahatım edaları ile gitmişken orada kasma enerjim o kadar yüksek ki kimseye yedirememişim tabii ki durumu!

İlk günler çok kavga ettik koca kişisiyle: “görürsün Erin burayı da sevmeyecek ve geri dönüşü olmayan yaralar açacağız” cümlelerini bir kenara koymam zor oldu. En çok da “sen kurtulmaya çalışıyorsun” cümlesini hazmedemedim. Sahi Erin’in yuvaya gitmesini istemem kendim için miydi yoksa Erin için mi ? Bu sorunun cevabını çok düşündüm. İlk zamanlar, yani bu cümle beynime ilk düştüğü zamanlar “kendim için” diye cevap verdiğimi bu yüzden de yuva meselesini bir rafa kaldırdığımı itiraf etmeliyim. Evet ben Göztepe – Feriköy – Eyüp üçgeninde tüm iş koşuşturmacasında çok yoruluyordum ve artık sabit bir yerimizin olmasını diliyordum. Sonuç : KENDİM için Erin yuvaya gitsin istiyordum ve bunu düşünmek bile kendimi yeterince “kötü anne” konumuna sokmama olanak sağlıyordu. “Ne fena bir anneyim çocuktan kurtulmaya çalışıyorum oysa ki aile büyükleri  ile daha kaç yıllar birlikte bu kadar aktif olacak onlarla kalsın” diyerek bu fena anneliğimden kurtulmaya çalışıyordum.

Ancak zamanla kurallar değişmeye başladı.

“anneee Kereme gidelim mi bugün? “
“olum Kerem yuvada bugün”
“tamam o zaman sen benimle oynar mısın? “
“Tabii yemeklerimizi hazırlayım sonra oynarız”
“ama şimdi oynamanı istiyorum”
“ama olumm öğlen yemeğinde oyuncakları mı yiyeceğiz ?”
“peki bana makkuin aç o zaman”

Ya da koca kişisinin önerdiği gibi parka gidiyorsak bir türlü yaşıtı ile karşılaşamaz duruma geldik.

Ya da herhangi bir komşumuz yok

Ya da oyun gruplarındaki tüm arkadaşları okula gidiyor

Ya da ya da ya da..

Erin aile büyükleri ile yaşamaktan büyümüş de küçülmüş kıvamında, bir o kadar mutlu ve benim içim huzurlu ama bir o kadar da “akranları ile olması gerek” cümlesi beynimde dolaşır şekilde yaşamaya başladığımız fark ettim. Ancak en büyük sorun Erin’in yuva meselesindeki sert tutumu: “anne ben maalesef okula gitmiycem” cümlesi beynimde yankılanan!

Bir gün yine “anneee hadi kereme gidelim mi? “ cümlesinin cevabını

“ama o yuvada” diye vermek yerine taa yaz başında duyduğum anaokulunun web sayfasını açarak:

“bak sefgilim böyle bir oyun evi var aaa bak ahtapot var burada gidip onunla tanışalım mı bugün? “ diye sorarak verdim.

“tamammm”dedi sanırım ahtapot hoşuna gitti

Tesadüf yuvanın sahibi bayan o gün bir randevusunu iptal etmişti ve bizi hemen kabul etti. Tesadüf mü dedim ?? :))

İçeri girdik. Bana merhaba demek yerine eğildi yere kadar Erin’e

“hallloo hoşgeldin senin adın ne?” dedi

Erin hiç de yabani tavrını takınmadan cevap verdi. İçeri geçtik.. sonrası: bu hafta denemeye başlayalım oldu ve 10 gündür her sabah gidip 12 de ayrılıyoruz. Bu hafta öğlen yemeğine geçtik, dün de babası 1 saat bırakıp çıkmış ve işte bugün de beni yolladı!

Evet binası kocaman bir tesis değil farkındayım ancak içerisinin sevgi doluluğu bir anda umut oldu bana. Perşembe günü başlayan maceranın bugün en çok korktuğum kısmına geldik: Erini bırakıp oradan çıkmak!

“Ofidersii” dedi beni yolladı. Söz verdiğim gibi saat 11 de geri döndüm. Aklına düşüp de yanıma gelmesi  11:30’u buldu. Öğlen yemeğinden sonra çıkmak istemedi ancak iznimiz bu hafta da öğlen yemeğine kadar.

Yazın başında adını Feriköy pazarda Şule’den duyduğum yuva! Aylardır “ ya burası da aynıysa” korkusuyla arayamadığım, son bir şansı hala elimde tutmak istediğim yer. Çocuğumun ve benim mutlu olabileceğimizi hissettiğim son yer olarak kalacak..kalmasını diliyorum! Ben değil Alpay bile içerideki enerjiden memnun, bu en büyük desteğim!

Şans dile bana sevgili okur..yeni yıldan fazla bir şey dilemiyorum bu sene. Öyle “wish list” falan da yapmayacağım. Sağlık olsun, huzur olsun ah! bir de oğlum ve biz burada mutlu olalım.. hepsi bu ..ve tabii burada mutlu olabilmek için çalışmak da gerek ek olarak iş de olsun !

Not: Bu yazıyı yazdığım gün yayına sokmuyorum. Yayınlayabilmek için biraz daha zaman ihtiyacım var ama yazmadıkça hislerimi yitiriyorum. yazdım taslakta duruyor. Yeni yılda eğer herşey yolunda giderse yayınlanacak.

Not 2: Yeni yıla yaklaştığımız şu son günlerde hala herşey yolunda. Bu sabah ” babaaa bugün ahtapoti var mı?” diye uyandı..”var” dedik.. “tamam biraz daha uyuyabilir miyim” dedi 🙂 Artık sabah bırakıp öğlen yemekten sonra alıyoruz. Yemekten sonra yatakların hazırlanmasına yardım etmek isteği de gelmiş. Haftaya yemekten sonra da kalma çalışmalarına başlayacağız. Bir sonraki yazım yuva yolunda yaşadığımız zorluklar ve alışma sürecimiz olacak. Bir önceki yazımda okuduklarımdan sonra bir tecrübenin ışık tutabileceğini düşünüyorum.

Bu Yazılar Da İlgini Çekebilir

28 Yorum

  1. songül dedi ki:

    harika, sevindim! aufwiedersehen ha 🙂

    bu arada dünya benim yada senin çocuğunun etrafında da dönmüyor. olabilir bazen okuldakiler de senin istediğin gibi çocuğunla ilgilenmiyor olabilir (sen de her zaman çocuğunla istediğin şekilde ilgilenemiyorsundur:)). başka çocukların daha fazla ilgiye ihtiyacı olabilir…. bundan dolayı erinde gitmek istemeyebilir… yani gayet senin benim gibi bazen bir sebepten bazı şeyleri yapmak etmek istemeyiz. o zaman da dunyanın sonu değil. oluyorsa bi gün de gitmezsiniz. ertesi gün kendisinin canı sıkılacağından okuluna gitmek istediğini söyleyecektir.

    mutlu yıllar!

    • Ayça Oğuş dedi ki:

      Evet Songül.. Efe ile almanca konuşabilirler birgün! Şaşırma :))
      evet haklısın bazı günler gitmek istemeyebilir.. Erin benim onu bırakıp gitmemden hoşnut değildi ama burada artık önemsemiyor gibi .. heryerde bırakıyordu ama söz konusu yuva olunca büyük bir güvensizlik vardı onda..geçmiş kötü tecrübeleri dolayısıyla ki haksız da sayılmazdı! en zor olan kısmını atlattık sanırım: güven duyması. gerisi hallolur..:)
      size de mutlu yıllar Efeye öpücüklerimi lütfen verir misin:)

  2. damla dedi ki:

    Ayça’cım zamanla herşey yoluna girecek ben inanıyorum. Söylediklerine yazabilecek bir yorumum yok henüz çocuk-okul-yuva ilişkisinden çok uzağım ama herşeyin seinin pozitif enerjinde bittiğine inanıyorum. Su akar yolunu bulur, çok öptüm..

  3. berrah dedi ki:

    Ayçacım yazını tamamiyle üzerime alarak okudum:) Herşey o kadar aynı ki, özellikle oğlumun bizimle, anneanne, babaanne hatta zaman zaman benimle işte olması “mutlu ve bir o kadar da huzurlu” olması bana yetiyor.. Zaman zaman soruyorum da kendisine “annecim arabada oradan oraya gitmek canını sıkmıyor mu?? yada benimle işe gelmek?? şuan okula gidip arkadaşlarınla oyun oynamak istemez misin??” :(( “hayıııyyy men böyle çokk mutluyumm” ama yokk içimde birşeyler doğru değil sinyali veriyor. Olmaz böyle diyor.. Özellikle sosyalleşmesi için bunun gerekli olduğunu düşünüyor.. İşte böyle iki farklı okul maceramız başlıyor…
    Eyüp de demişsin, sen neden Eyüp’e uğruyorsun bilemiyorum ama benim annem Eyüp de oturuyor… Benim oğlumun buraya yakın bir okula gitmesi gerekiyor.. Araştırdığım kadarıyla bazı semtler okul açısından çok farklı olabiliyor. Ben eminim ki, Erin’in gittiği oyun evi gibi bir yer Eyüp de yoktur.. Sizin adınıza çok sevindim, umarım hergün bir öncekinden huzurlu ve mutlu ayrılırsınız. Erin yüzünde kocaman heyecanıyla karşılar sizi..
    sevgiyle…

    • Ayça Oğuş dedi ki:

      Berrah elbet sen üzerine alın diye düşünmedim 🙂 dedim ya zaten yazacaktım senin sorunla aynı zamana denk geldi durum.
      Kayınannemler Eyüpte yaşıyorlar o yüzden. Sizin orası neresi bu arada ? Bizim oyun evimiz Osmanbeyde şu anda

  4. ESRA dedi ki:

    Ne güzel Ayça sanırım halletmişsiniz,inş devamı gelir.Mutlaka sorunlar olacaktır ama önemli olan sürekli olmaması.Biz de aynı sorunla uğraşıyoruz ve kafamla sürüyle soru işareti..Darısı başımıza..

  5. Pratik Anne dedi ki:

    hayirli ugurlu olsun Ayca’cigim,
    herseyin bir yeri ve zaman ivar. Sizin de zamaniniz gelmis ve yerinizi bulmussunuzdur insallah.

  6. brajeshwari.dd dedi ki:

    Ayçacim, çok sevindim…

    Yoga dersinden sonra Erin’in kalem kağıdı alıp ismini yazmamizi söylediği an ki, yüzünün ifadesi aklima geldi bir an… Demek ki sadece sabır beklemiş biraz, yuva fikrine hazır olmak için…

    Rahatlamana sevindim… Önemli olan böyle süreçlerde çocuğu anlamak ve izin vererek sabırlı olmak belki de… Bu yüzden sen harika bir annesin…

  7. berrah dedi ki:

    Benim evim bahçelievlerde, annem ve işim eyüp de, bu yüzden oyun evimiz işime ve anneme yakın olmalı.. Ayrıca sizin oyun evinizi netten inceledim küçük ama çok keyifli bir oyun evi sanırım.. Üstelik yazdıkları gibi yaz kış demeden hergün çocukları bahçeye çıkarıyorlarsa süper… Oğlumla fotoğraflara baktık “anne meni bu okula götüy” iki saniye sonra “götüyme götüyme istemiyoyum” ooooff ooofffff:(

    • Ayça Oğuş dedi ki:

      Beraah evetşahidim kar yağarken bile çıktılar! Çam ağacına süs takıp içeri girdiler ama çıktılar. En büyük taleplerimden biriydi “kar bile yağsa her gün dışarı çıkması”..küçük ve sevimli bir yer (bence) benim olmasını istediklerimin bir çoğu mevcut bu bile yeterli 🙂 sakin kalmaya çalış ve bence oğluna bu sıralar okul/oyun evi v.s konularını gündeme getirme.. biraz zaman ver kendine derim nacizane..

  8. berrah dedi ki:

    sağolasın Ayça:) bana iyi geliyorsun vallaha;) kimbilir belki birgün bir yerlerde karşılarız… Bozcaada dahi olabilir, her yaz oradayız.. Oğlum bir bozcaada aşığı. Tüm yazı orada anneanne ve dedeyle geçirmeye bayılıyor.. Bana bağımlı olan çocuk aylarca bensiz kalabiliyor…
    sevgiyle…

    • Ayça Oğuş dedi ki:

      aa sizinkiler adada mı yoksa :)) yazın geldiğimize karşılaşmak dileği ile o zaman 🙂 ya da belki buralarda .. eyüp te ? :))

  9. Aylin Anne dedi ki:

    Ayça yeni yılda herşey gönlünüzce olsun. Sevgiler 🙂

  10. izgün dedi ki:

    inşallah bu sefer doğru yer ve doğru zamandır
    bende Nehiri yuvaya göndermek istiyorum hatta kendisi daha çok talep ediyor çünkü oyun oynamak istiyor ve arkadaşaları yuvadalar bizdeki tek engel babayı ikna etmek,istemiyor erken olduğunu düşünüyor,bir deneyelim sevmezse gitmez diyorum ama…
    yeni yılda bütün dileklerin gerçekleşsin
    bu arada diyetisyen yazıların yok,oysa ben o yazıları büyük merakla bekliyordum,diyet devam ediyor di mi?
    sevgiler ve öpücükler sana

    • Ayça Oğuş dedi ki:

      babaları ikna etmek galiba zor biraz :)) hayırlısı olsun .. ama en azından bir kardeşi var.. 🙂
      Diyet yazılarım durdu çünkü kilo vermem de durdu .. yarın diyetisyen kontrolüm var. Bu yuvaya alışma sürecinde kontrolleri aksattım, hep sabah saatlerinde yuvada olduğum için.. yarın sabah gideceğim bakalım ne durumdayım. almadım ama vermedim de galiba 🙂

  11. Gokce dedi ki:

    Merhaba…

    Yaziyi ve yorumlari okudum 🙂 Anne olmadigim icin sizlerin gozuyle bakmam imkansiz elbet ancak egitimciyim ve tamamen ogrencilerin merkezde oldugu bir kurumda calisiyorum.

    Senelerce okuloncesi calistim simdi ilkogretim okulunda ogretmenlik yapiyorum.

    Oncelikle artilardan baslamak istiyorum. Calisan anne olun ya da olmayin tum vaktinizi cocugunuza verebilin ya da veremeyin asla anaokulundaki kadar kaliteli zaman gecirmeyecektir. Anne & baba & anneanne & dede cocuga sadece ” bakicilik ” yapabilirler ama okulda yasitlari ile paylasmayi ogrenir, iletisimi ogrenir, yasitina kizmayi, sevmeyi, dinlemeyi ogrenir bu anlamda okuloncesi egitim ev hanimi anneler icin bile oncelik haline getirilmelidir =)

    Gelelim duygusal boyutuna… Ilk kez sizden ayrildigi an… Ilk kez yabancilarin icinde ayakta durmaya calisan bir birey… Onun icin ne kadar zor olsa gerek… Is veliye dusuyor tamamen kararli olmasi gerekiyor… Ona guven asilamaniz gerek… Dinlemek gerek… Sakin olmak ve dik durmak onemli… Eminim basari saglayacaktir.

    Okullarin kalitesini anlayabilmek icin didik didik edin… Detayci veli olun… Amaaan anaokulu, parti evi ne olabilir demeyin… Sadece cocuk mutlu gelip gidiyor diye aa her sey yolunda herhalde demeyin 🙂

    Cadaloz olun :p

    Her sey harika olacak eminim…

    Sevgiler

    • Ayça Oğuş dedi ki:

      Gökçe bu değerli yorum için teşekkür ederim:) cadaloz olmadan olmuyor galiba :)))

      • Gokce dedi ki:

        Rica ederim ne demek 🙂 O kadar onemli bir konu ki bu bir seyler paylasmadan edemedim… Cocuklarinizin kisiligi simdi yerlesmeye baslayacak… Cok onemli 🙂

        Cadalozluk konusuna gelince… Kesinlikle oneririm, cok gecerli 🙂

  12. Oznur dedi ki:

    Ayça Merhaba,

    Rica etsem özel e-mail verebilir misin,konu ile ilgili birkaç sorum olacak ve müsaitliğin doğrultusunda cevaplamanı rica edeceğim.

    Teşekkürler
    Sevgiler,
    Oznur
    Oramoglu@hotmail.com

  13. anaokulu dedi ki:

    Hayırlı olsun 🙂


Önceki yazıyı okuyun:
YARDIM: Bir anaokulu çocuğun endişelerini ilaç ile azaltmayı teklif etmiş.

Bir önceki yazıma gelen bir yorumu post olarak yazmak istedim çünkü gerçekten gözlerime inanamadan okudum. Ben bu konuda bilir kişi...

Kapat