No public Twitter messages.

Sizin çocuğunuz nerede uyuyor ? Bizimki hep koynumuzda uyudu ve hala yanımızda. Artık yavaş yavaş bacak uzunluğundan yatağına transfer olmasını diliyorum ama o kendi istediği zamana kadar yanımıza gelmekte serbest kalacak. Bazen kendi yatağında bazen bizim odada uyuyor. Sıcak yaz gecelerinde bizim odamız serin olduğu için yanımıza kaçmasına ses etmemeye kararlıyım ama artık yavaştan diyorum.. 🙂 Bu konuda tartışmalar bitmez 🙂 Herkesin kendi doğrusu ama ben şimdi sevgili Nilüfer Devecigil‘in, Psikolog Meret Keller and Wendy Goldberg’ın (University of California, Irvine) bulgularını derleyerek bana gönderdiği bir metni paylaşmak istiyorum. Uyku eğitimi, çocuğu ağlatmalı mı ağlatmamalı mı, çocuk nerede uyumalı? gibi sorulara bir psikolog gözünden bakalım.
Bu yazı haricinde bir de şu yazıya göz atabilirsiniz ..

Kendi kendine yetme kapasitesi ve başkaları ile ilişkiye girme, problem çözme becerileri rutin ebeveynle yakın uyuma (doğumdan itibaren) ile gelişiyor.

Yirmi birinci yüzyılda, kuantum çağının bir yüzyıl ötesinde hâlâ bebeği ağlatmalı mı, ağlatmamalı mı konularını tartışıyoruz. Adına kontrollü ağlatma deyin, yumuşak geçiş deyin, her ne isim verirseniz verin son yüzyılın araştırmalarını yakından takip eden bir psikolog olarak size şunu söylemek istiyorum:

İç sesiniz, hormonlarınız, bas bas “Bebeğinin yanına git, sana ihtiyacı var!” diyorsa, o an ne yapıyorsanız yapın; bırakın, ve dosdoğru bebeğinizin yanına gidin. Ona bakın. Onu hissedin. Ve bilin ki bebeğinizin kendi kendini sakinleştirecek kadar gelişmiş bir sinir sistemi yok. Korteks iki yaşından itibaren devreye giriyor. Limbik yani duygusal beyin sakinleşmeyi sadece ve sadece bir ebeveyn yardımıyla öğreniyor (Lerner, C. et al. [2000] Learning & Growing Together: Understanding Your Child’s Development. Washington D.C.: ZERO TO THREE Press).

Bazen düşünüyorum. Kuantum fizikle enerjiyi keşfettik, beynin içini tarayacak en modern araçlara sahibiz, bir sürü araştırma sonuçları elimizde, ancak psikiyatri, psikoloji hatta tıp hâlâ eski bilgilerle yoluna devam ediyor.

Ama bir anne ve bir psikolog olarak ben ebeveynlik işini ciddiye alıyorum. Eğer bebeğinin gece uyumasıyla ilgili sorunu olan bir anne gelirse bana, ona eşini, işini, ailenin diğer fertlerini, yeterince destek alıp almadığını, bebeğinin ağlamaları ile içinde oluşan duyguları soruyorum.

Bebek büyütmek kolay iş değil; hele ilk bir yıl. Her bebek kendi ailesi içinde bir bütün, kimileri gece sık uyanır, kimileri uzun uyur. Önemli olan “Her ihtiyacında bebeğimin yanında mıyım?” sorusunun cevabına bakmak. Dr. Aletha Solter (Bilinçli Bebek kitabının yazarı) diyor ki “Her bebeğe dört ebeveyn lazım.” Yani tek başına bir bebeğin tüm ihtiyaçlarını karşılayamazsınız. Mutlaka iyi bir destek sisteminizin olması gerekiyor. Bebeğinizi ister kendi odanızda yanınızda uyutun, ister karyolası sizin odanızda olsun ya da kendi odasında kendi yatağında uyusun, önemli olan her ağladığında yanına gidip onu sakinleştiren bir ebeveynin olması.

Psikiyatrist ve yazar Dr. Daniel J. Siegel diyor ki: “Bebekle ebeveyn arasında devamlılık göstermeyen ilişki beyinde malformasyona, hafıza, duygu, ilişki ile ilgili sorunlara ve ciddi davranış bozukluklarına neden olur.”

Siegel ve bağlanma konusunda çalışan birçok bilim insanının ortak noktası, ebeveyn bebek arasındaki devamlılık arz eden ilginin bir iletişim şekli olduğu. Kısaca; bebek, ağlamaları ile ebeveyne ihtiyacı ile ilgili sinyal veriyor. Ebeveyn her seferinde bu ihtiyacı duyuyor ve altını değiştirerek, karnını doyurarak ya da sadece kucağına alıp sakinleştirerek bu ihtiyaca cevap veriyor. Bu dönemde “burası güvenilir bir dünya ve ben seviliyorum” düşünce modellerinin ilk temel taşları atılıyor.

Buraya kadar olan bu söylemleri gelin bir de, gece ve uyku olarak değerlendirelim.

Devamlılık arz eden ilgi ne demek?

Bebeğim gündüz her sinyal verdiğinde yanına gidip o ihtiyacı karşılayacağım ve gece olunca diyeceğim ki: “Kusura bakma ufaklık artık benim uyku saatim, burası senin odan ve burada uyuyacaksın, hadi bana güle güle.”

Ve henüz kendini sakinleştirme kapasitesi olmayan bebeğim bunu anlayacak ve kendi kendini sakinleştirecek.

Gece tek başına ağlamaya bırakılan bebeğin tek öğrendiği şu: “Demek ki ağladığımda ebeveynim bazen geliyor (gündüz), bazen gelmiyor (gece). Ben anlamıyorum ne zaman gelip ne zaman gelmeyeceğini. Önceden kestiremiyorum.” Tahmin edersiniz ki bu da sağlıklı bir bağlanma için gereken devamlılık ilişkisini sekteye uğratıyor.

Geçenlerde bir danışan bebeğiyle kontrollü ağlama denediğini ve bir haftadan fazla bir süre olmasına rağmen hiçbir şey olmadığını buna da artık kalbinin dayanmadığını söyledi. Ben de ona, demek ki ne kadar harika bir annesin ki, bebeğin hâlâ sinyalini duyacağına güveniyor ve ağlamaya devam ediyor dedim.

Doğa her şeyi belli bir düzende yaratmış, aslında biz müdahale etmeyip sadece o dönemin gerekliliklerini yerine getirsek hiçbir sorun kalmayacak. Bebek sinyal vermeye, biz o sinyali anlamaya devam ettikçe, bebek daha iyi sinyal vermeyi, güvenmeyi ve biz de onu daha iyi duymayı öğreneceğiz. Kucak döneminde kucağa almaktan, yürümeye başladığına keşfetmesine izin vermekten korkmayacağız.

Neden çaresizce gece uyuması için farklı yöntem arayışı içinde olduğunuzu anlıyorum. Hele bir de çalışan anne iseniz. Ya da benim gibi ilk yıllar gece ağlamaları, içinizde anlam veremediğiniz öfke patlamaları yarattıysa. Ben size işin bilimsel açıklamasını yaptım, geriye gece boyu ebeveynlik yapıp uykusuzluktan bayılmamak için nasıl bir destek sistemi kurarım sorusunun cevabını bulmak kalıyor. Bunu da size bırakıyorum.

Not: Amerikan Pediatri Akademisi ve Unicef; ebeveyn ile bebeğin aynı odada beraber uyumalarını özellikle ilk altı ay ve (ihtiyaca göre) sonrasında bebeğin fiziksel ve duygusal gelişimi açısından önemli olduğunu söyleyerek destekliyor. Beraber uyumanın sağlıklı bağlanma ve emzirme açısından önemini vurguluyor.

 

Nilüfer Devecigil

Üç yıllık psikoloji mastırı eğitimini Amerika’da Naropa Üniversitesi’nde Transpersonal Counseling Psychology üzerine tamamladı.

Uzmanlık alanı çocukla ebeveyn arasındaki bağlanma ve çocuklarda travmanın etkileri ile tedavi şekilleri olan Devecigil, eğitimi süresince, oyun terapisi uzmanları Carol ve Byron Norton, travma uzmanlığıyla tanınan Pat Ogden gibi konusunda öncü terapistlerle çalışma imkânı buldu.

Amerika’da çeşitli klinik ve devlet okullarında çocuklarla oyun terapisi uygulamalarının yanı sıra doğal ebeveynlik ve ana-baba okulu üzerine seminerler verdi. 2009 Temmuz ayında Kolorado Üniversitesi’nde, Ceza ve Ödülün Ötesinde, Stres ve Travmadan İyileşme adlı workshopları sundu. Beyond Consequences and Logic ve Aware Parenting enstitülerinin Türkiye’deki uzman eğitmenidir.

Bu Yazılar Da İlgini Çekebilir

26 Yorum

  1. Ayca Sun dedi ki:

    5.5 yasindaki kizim ilk 2.5 yil kendi yataginda uyudu. sonrasinda isim geregi sehir degistirdik. tasinma, bakici degisikligi… sonuc olarak birlikte uyumaya basladik. 1 yil once Istanbul’a geri geldik. yeni odasi icin kendi odasinda uyuma sozleri verdi.. yeni yatak takimlari, gece lambalari.. olmadi. son zamnlarda yataginda yalniz uyuyabiliyor. ama arada hala geceleri geliyor. kapiya dikilip ” ben odamda uyumusum, burda yaninizda uyuycam” diyor. 2 kisilik yatakta mutlu mesut uyumaya alistik. bu arada bize bir de kedimiz eslik ediyor.. 🙂

  2. Filiz Tülü dedi ki:

    ben her iki çocuğumu da yanımda uyuttum. 6 yaşında olan oğlum araara gelir..Bazen bizim yatakta bazen de ben onunla onu yatağında uyurum. Hiç de şikayetim yok. Çünkü ablasından biliyorum ki bir yaştan sonra yanınıza gelmiyorlar..Hatta istesenzi bile:) Kokusunu almaya devam ettiğiniz günlerin kıymetini bilmek gerek diye düşünüyorum.

  3. nurşen.e dedi ki:

    Ne güzel oldu bu yazı ilaç gibi geldi bana…Ben de aynı şeyi düşünüyorum 40 ayını tamamlayan oğlumu da bu şekilde büyüttüm.Hayatımızda kurallar elbette var ama eşimin de dediği gibi ‘Sadece kesin kurallarla sağlıklı çocuk büyütmek mümkün değil’.Hislerimiz bizi doğruyu bulmaya yönlendiriyor. Bir yerde okumuştum ‘ doğal ebeveynlik’ diye bence işin sırrı bu.Anne yada baba olmayı da doğal seyrinde yaşamalıyız.

  4. Şeyda Odabaş dedi ki:

    Ben kızıma 5.5 aylıkken uyku eğitimi verdim. Rehber kitabım Eduard Estivill’in “5 Days to a Perfect Night’s Sleep”iydi. Mesele ağlaması değil, kendini terk edilmiş hissetmemesi. Yazar bir doktor ve önerdiği teknikte bebek ağlıyor evet, fakat asla yalnız ve terk edilmiş hissetmiyor. Hangimiz bir alışkanlığımızdan vazgeçerken sıkıntı çekmiyoruz ki? Çektiğimiz bir haftalık sıkıntıdan –ne kadar sıkıntı denilirse, çünkü bebek acı çektiği için ağlamıyor, sizi yıldırmak için ağlıyor bunu kesin olarak hissediyorsunuz– sonra Lara’nın gündüz ve gece uyku saatleri düzene girdi ve biz o haftadan beri geceleri hiç kalkmıyoruz. Ben zamanımı planlayabiliyorum. Kızım uykusunu aldığı için, yatağında rahat rahat uyuduğu için daha huzurlu, gelişimi daha iyi. Herkesler uyku eğitimine karşı olsa da, ben kesinlikle öneririm. Biliyorum, Lara benden ergenlikte intikam almayacak 😛 Saçma yorumlara aldanıp kendinizi bu rahatlıktan mahrum bırakmayınız.

    • Ayça Oğuş dedi ki:

      bence mesela bakış açısı.. anne ile kalmak alışkanlık mı ?? anne ile uyumak istemek hele hele daha 5 aylıkken ?
      ben hiç bebeğini yanından ayıran başka bir canlı türü görmedim sanırım insanoğlu dışında, bebeğin yeri annenin göğsüdür diye düşünüyorum.. 5 aylık bir bebek geceleri deliksiz nasıl uyur bilmiyorum çünkü emmesi gerekli değil midir ?

      yalnız hissetmediğini bebeğin nereden biliyoruz peki ? bunu ben anlayamazdım açıkçası.

      Ben uyku eğitimine değil her türlü doğal akışımız içerisinde olan rutinlerin eğitilmesini sıcak bakmıyorum uyku, yemek, tuvalet v.b ancak yine de “öneriririm” gibi bir kelime kullanmayı sakıncalı buluyorum ve yorumların “saçma” olması göreceli bir kavramdır sizin yorumunuz da bana göre saçma olabilir ama bunu “bu yorum saçmadır aldanmayın” diye yazmak doğru olmazdı .. ki bana göre uyku eğitimi vermek çok saçma bir şey.

      tecrübe paylaşımı yeterliydi bence..

      • nurşen.e dedi ki:

        Ayça Hanım size kesinlikle katılıyorum. Ayrıca sizin yazınızdan ben ‘kesinlikle çocuğunuza uyku eğitimi vermemeliyiz’önerisi çıkarmadım.Kimse kimsenin yorumunu saçma diye nitelendirmese daha doğru olur.

      • Şeyda Odabaş dedi ki:

        Ben sizin yazınızdaki herhangi bir şeye saçma demedim, böyle anlaşılmasına üzüldüm. İnternetteki kadın & anne sitelerinde o kadar abartılı yorumlar dolaşıyor ki, “ergenlikte intikam alır” gibi, onları kastettim. Uyku eğitimi vermek ya da vermemek, göğsünde ya da yatağında uyutmak, her annenin kendi tercihi. Önemli olan kendimiz ve bebeğimiz için en doğrusunu bulmak.

        Yazıyla iletişim kurulan ortamlarda, birbirimizi tanımıyorsak hele, bu tür yanlış anlaşılmaların olması çok doğal.

        Daha doğru kelimelerle özetlemeye çalışayım; ben uyku eğitimi verdim. Kendim ve kızım için sonuç sağlıklı oldu. Çok zor olan annelik macerasında herkese kolaylıklar dilerim. Sevgiler.

  5. Ayça’cım, işim gereği bu konuda benden çok yazı okuyan yoktur herhalde. Doğduğu andan itibaren Zeyno’nun kendi yatağı vardı. İlk 1,5 yıl, bizimle aynı odada ama kendi yatağında yattı. Sonra odaları ayırdık. Kendi yatağında yattı ama her istediğinde bizim yanımıza gelmek konusunda özgürdü. Geldiğinde, ona sarılıp 3 kişi uyuduk. Durum hala böyle. Ama geldiği gün sayısı azaldı. Akşam bizim yatağın üzerinde uykuya dalmayı seviyor. Osman ya da ben uzanıyoruz yanına, biraz kitap okuma, biraz sohbet… öylece dalıyor uykuya. Gece biz yatarken, onu da yatağına götürüyoruz. Bazı geceler yastığını alıp, ortamıza geliyor. Hiç dert etmeden, alıyoruz yanımıza. Evet, o geldiğinde ben çok da rahat uyuyamıyorum ama her konuda olduğu gibi bu konuda da inatlaşmaya, debelenmeye gerek yok bence. Her çocuk farklı, her aile farklı…”

  6. ASLIHAN dedi ki:

    Ayça Oğuş’a katıldığımı pek söyleyemem .Eğitim her alanda olduğu gibi uykuda da olabilir ve olmalıdır,bebekler de doğduklarından itibaren kesintisiz uyku uyuyabilme kabiliyetine sahiptirler ancak bunun ebeveynler tarafından doğru yönlendirilerek öğetilmesi gerekir.Gündüz beslemeleri yeterli düzeyde ise bebeğin gece beslemesi onun gelişiminde gerilemeye sebep olmaz, akside iyi bir uyku ve uyku düzeni de çocuğun gelişiminde olumlu rol oynar.Uykusunu iyi almış olan bir bebek daha huzurlu ve mutlu olur .

    • Ayça Oğuş dedi ki:

      Ayça Oğuş olarak cevap veriyorum o halde 🙂
      “Eğitim” kelimesi bana çok itici geliyor ve bana göre her alanda da olması gerekmiyor.. bazı şeyler doğal akışındadır ve bence annesiyle birlikte uyuyan bir çocuk da uykusunu alabilir hem uykusunu hem annesinin kokusunu. .sanırım birlikte uyumak biraz karıştırılıyor eğer çocuk kendi yatağında mutluysa ne ala ama annesini babasını istiyorsa “yatağında uyumalı eğitimi” adı altında çalışmak bana göre doğru değil ben de buna katılamıyorum.. nerede huzurlu uyuyorsa orada uyumalı anne baba rahat etsin diye eğitim adı altında ağlatarak ya da ağlatmayarak alıştırmaya çalışmak bana çok zorlayıcı bir yöntem geliyor. Gece emiyorsa bebek karnı doysun diye değildir bence annesinin orada olduğunu bilmesi için olabilir her hangi bir sebep de olabilir hatta ama ben gece en son şu saatte emziririm sabaha kadar da ağlasa bile emzirmem diyemedim ne zaman istese bir uzanma mesafesinde memesini buldu zaten emzirme bitince gece beslenmesi diye bir şey kalmıyor da.. uyku öncesinde MUHALLEBİ yedirilmiyorsa çocuk zaten deliksiz uyuyor bir yaştan sonra.. bir bebeğin uykusunu alıp da huzurlu ve mutlu olabilmesi için eğitim adı altında bir çok metot konuşulmasına karşıyım ben sonuç olarak ..karşı olmak da değil tam anlamıyla kendi hayatımda uygulamıyorum diyelim 🙂 sevgiler

  7. Tansu Oskay dedi ki:

    Ayça önemli bir konuyu çok güzel yazmışsın…

  8. burcu terlikci dedi ki:

    Benim kızlarımın ikiside 4 yaslarına kadar bizimle birlikte uyudular . Bilirler ki gece uykuları kaçtığında yada kötü bir rüya gördüklerinde odamızın kapısı onlara açıktır istedikleri zaman yanımıza gelebilirler . Cok yakın Amerikalı bir arkadasımız kızlarını bebekliğinden itibaren hiç yanlarına almadılar cocuk ağlamktan katılsa bile odasında bıraktılar . Hatta bir aksam bize geldiklerinde mutlu Mesut oynayan cocuğu saat 7 oldu uyuması gerek diye bizim yatak odamıza yatırıp ışığında kapattılar . Dusunebiliyormusunuz cocuk hiç tanımadığı bir odada ve karanlıkta . Ne tramva !! Bunu adına disiplin diyorlar . O gece cocuk ağlamktan şişti yataktan düştü ve ben Elizayi onların elinden alıp niniyle uyuttum . Demem o ki cocuk büyütmek sevgi işidir katı kurallarla olmaz cocuğunda sesine kulak vermek gerekir . Hem siz hiç gördünüz mü büyüdüğü halde annesine yatan bir insan walla ben görmedim :)) eninde sonunda yanımızdan ayrılıyorlar niçin acele edelim …..

    • nurşen.e dedi ki:

      Burcu Hanım son cümlenize bayıldım ‘Hem siz hiç gördünüz mü büyüdüğü halde annesine yatan bir insan walla ben görmedim ) ) eninde sonunda yanımızdan ayrılıyorlar niçin acele edelim …..’
      Benim ‘mutlu çocukluk anılarım’ içinde en güzel anlar ,babam gece vardiyasına gittiğinde annemin kokusuyla koynunda uyumaktı. Yıllar geçti şu anda bile öyle net hatırlıyorum ki .Sonsuz mutluluk ,güven ve huzur…Sınırlarımı biliyordum ama kaçamak yapmanın da -kendi hayatıma dayanarak söylüyorum- hiç de zarar olmuyor.Sabah gelip 10 dk keyif yapsın oğlumda benim yanımda ne var. Sonunda büyüdük ve dahası kokusunu duyabileceğim bir annem yok artık… 🙂

  9. esra dedi ki:

    Bu konuda hep tedirgindim ve asla ağlaya ağlaya uyuması içime sinmedi.6 aylıkken yataklarımızı ayırdık ama uykuya geçerken ya da her uyandığında çağırdığında yanındaydım. Hiç bizim yatağımızda uyumayı talep etmedi benim ya da babasının yanına gelmesini istedi. Şimdi 4 yaşında yatağında mutlu ancak bu seferde ben ya da babası olmadan uyuyamıyor.Ve bende ağmasına asla dayanamıyacağım için uyuyasıya kadar yanındayız. Bu işin doğrusu yalnış nedir bilemedim.
    Bu arada yavaş yavaş kendi başına uyuması için fikri olan varsa sevinirim.
    Sevgiler
    Çok yorum yapmasamda takibini hiç bırakmadım. Paylaşımların için çok teşekkürler.

  10. Erdem dedi ki:

    13 aylik ucuzlerimizi evimize getirdigimiz ilk bes ay bizim yatak odamiza kurdugumuz karyolalarinda misafir ettik. Uyanana cabuk mudahele edebilmek icin mukemmel bir firsatti. Sonrasinda sorun yasamadan kendi odalarina taburcu oldular. Her yataga birer kamera ve odalarina kurdugumuz muzik sistemi aksam 9-10 dan sabah 8-9 kadar deliksiz uyumalari icin yeterli oldu… Son bir aydir aksam 9-10 11-11:30 a sarkmaya basladi; kesintisiz uyuyan bidiklar sanki aralarinda konusup anlasiyorlarmis gibi bir gece biri diger gece oburu yanimiza gelmek icin sabaha karsi uyanip miziklaniyorlar. Haliyle diger ikisini uyandirmamak icin uyanan bidik bizim yatakta bitiveriyor…Aliskanlik olmamasi icin mevcut odalarini mumkun oldugunca daha da huzurlu, sessiz, rahat, eglenceli, sakinlestirici bir ortama donusturmek ve sadece yatmadan yataya degil de gunduzleri de orada daha cok vakit gecirmelerine ozen gostermeyi dusunuyoruz.

    • Pınar dedi ki:

      Biz 1 çocukla debelenirken sizin 3 silahsorleri anlatmanızı okudum.. Bizim ki de dert mi ya :)) bayıldım 3üzlerinize ve kolaylık diliyorum..

  11. Neval Yılmaz dedi ki:

    Doğa 20 aylık oldu özellikle bu aralar hep geceleri yanımıza gelmek istiyor once kendi odasında birlikte uyuyoruz yatırıyorum yatağına gece 4 gibi uyanıp yatağa götür beni diyor resmen işaret ederek. Ama işin tuhafı güzndüz uykusuna kendi yatağında kendi kendine yatabiliyor ben de yanındaki yatağa yatıyorum tabi odadan çıkamam o mümkün değil 🙂 ama gece aynısını yapalım diyorum yok illa yanındaki yatakta birlikte yatıcaz. Gündüz başka akşam başka gece başka. Ama biliyorumki hiçbiri ile uğraşmadan her gün her saat bizim yatağa yatırsam hemen uyuyacak. Ben o ne zamana kadar benimle uyumayı isterse uyurum çok seviyorum uyurken yüzümü okşuyor sarılıyor 🙂 Uyku eğitimi veremem bana göre değil evet sıkıntı çekiyorum çünkü akşam uykusuna yatırırken yanında bende uyuyakalıyorum bazen uzun sürüyor kızıyorum ama olsun çünkü o beni istiyor kucağını açmış al beni diyor yatağından nasıl bırakırımki hemen kıvrılıyor göğsüme. Bakalım kaç yaşına kadar sürücek bu durum 🙂

  12. Neval Yilmaz dedi ki:

    Aycacim bak guzel bir yazi buldum tam bu konu ile ilgili ce birlikte uyumaya devam fikrimden iyice emin oldum http://m2.milliyet.com.tr/News/NewsArticle.aspx?ID=1563678

  13. Pınar dedi ki:

    şu anda 29. ayında olan oğlumla, ilk 23 ayımız neredeyse hiç uyumadan geçti. odasında uyumaya 2 aylıkken basladı ama bazen hastalık diş vb mantıklı nedenleri vardı bazen gerçekten anlam veremediğim şekilde 7-8 sefer uyanıyordu. alıp bizim yatağımıza getirmedim, “onun odasının da güvenli bir yer olduğuna” inandırmak için onun yanında uzandıgım da oldu oturdugum da, kucağımda uyuttugum da.sonuc olarak beraber olmamız onu tatmın edıyordu zaten.sonra nasıl oldu ne degıstı bılmıyorum ama 1 hafta ıcınde cocuk degıstı ve aralıksız uyumaya basladı. genellıkle şimdi 1 sefer uyanıyor, sabaha karsı yanıma gelmek ıstıyor, bazen de onun yatagında berbaer uyumak. nasıl ısterse ona uyum saglıyorum. psikologları dinlerim, cocuguma uygun seyler olursa önerileri de denerim. ama onu uzmeden. onun ıyılıgı ıcın bırsey yaparken onu uzmek veya caresız hıssettırmek ıstemem. neşeli uyumlu sevgı dolu bır cocuk ve bızı cok yorsa da bırcok kısı cok uslu oldugunu soyluyor. sevgi herseye yeter. bu tur seylerı elestrırken, kendı cocuklugumuzdan da ornek vermek daha dogru gelıyor bana. cunku sonucunu gormus oldugumuz bır yontem. ornegın ben 6 yasıma kadar annemlerın odasında uyumusum.. babamın ısrarı ıle. sonuc, odam ayrıldıktan sonra lıseye kadar gecelerı karabasanlar mı dedıler astral mı dedıler kırk turlu teshıs konan terorler yasadım. karanlıktan korktum yıllarca. ozguven sorunu yasadım..felaket zor bır blu cagı gecırdım. suan boyle bır ınsan olduguma ınanamıyorum o yıllardan sonra. kendı ornegımden anladım kı anne babanın sevgısı ve destegı cok onemlı, aynı zamanda cocuk mumkun oldugunda kendı odasında uyumalı, zorlamadan ve olay halıne getırmeden .. oğlumu ızlıyorum dınlıyorum ve ısteklerıne saygı duyuyorum. ıkna edebılırsem herseye motıve oluyor. nacızane onerım bırseylerı cocuklarımızı uzmeden ve kucaklayarak ogretmek..sevgıler.

  14. […] olması gerektiğini savunurken bu yazıyı yazmak zorladı beni.Ta ki Ayça Oğuş’un şu yazısını keşfedene kadar.Bırakın benim yazdıklarımı bu yazıyı yorumlarıyla beraber okuyun derim. […]

  15. Çağdaş Gamze dedi ki:

    Hele şükür bir uzman da çıkıp, modaya uymayıp, en aşağı 18-19 yaşlarında bir kadını düşünmektense; dünyaya yeni gelmiş, bakıma, sevgiye ve şefkate muhtaç bebekleri düşünen bir açıklama yapmış. Yani özellikle anne olduktan sonra o kadar üzülüyordum ki bebeğine/çocuğuna uyku eğitimi verme adı altında yavrularımı dakikalarca ağlatan kadınları duyunca. Bence annelik güdüsü yetmiyor bile olsa en azından insanlar ben bu durumda olsam da bu bana yapılsa hoşuma gider miydi diye düşünse dahi böyle acımasızlıklar yapmazlar eğitim adı altında.

  16. Çağdaş Gamze dedi ki:

    Bu arada müsadeniz olursa annelerin tıklamama ihtimalini düşünerek, yazının tamamını sitenizin adıyla birlikte blogumda paylaşmak isterim.

  17. Rahşan dedi ki:

    İki çocuk annesiyim. Birine, herhangi bir yerden okuyarak değil ama kendimce bir uyku eğitimi verdim. Bir kere ağlamasına katlandım ve diğer seferlerde hep rahat bir uyku düzenimiz oldu. Bunu, izlediğim bir belgesel sonucu yapmıştım. Avlanmak zorunda falan olsaydık bebek zaten bazen korunmasız şekilde kalabilecekti. Yani insanoğlu bence bu kadarlık stress düzeyine alışık. Ama ikincisine uyku eğitimi vermedim. Daha doğrusu vermek istedim ama bir yaşına gelmişti, yani biraz geç kalmıştım, öbürü gibi kolayca geçemeyince ben de zorlamadım. 6-7 aylıkken çok kolay oluyor. İlk çocuğumu yatağına ne zaman yatırsam rahatça uykuya daldı, diğeri uykuya dalmada hep sıkıntı yaşadı. İkincisi için de keşke uyku eğitimi verseydim dediğim de oldu ama çok da takılmadım.
    Asıl söylemek istediğim, her annenin kendince çözümleri olabilir. Hiçbiri kötü de olmayabilir. Çocuklar bunları travma olarak algılamaz, uyum sağlarlar. Siz kuralları olan bir anneyseniz de, çocuğuna çok bağlı bir anneyseniz de size uyum sağlarlar. Zaten ellerindeki tek ebeveyn siz olduğunuz için de bütün dünya öyle zannederler. Bunu kendi çocukluğumda yaşadıklarımdan biliyorum. Gerçekten travma oluşturan şeyler üzerinde zaten bir tartışma yoktur. Ama hangisinin daha iyi olduğu üzerinde tartışılan konularda anneleri suçluluk psikolojisine itmek de doğru değil. Sevildiğini ve ilgilenildiğini hisseden bir çocuk uyku eğitimi verildi diye sorunlu olmaz. Bunun için bir çok hatayı üst üste yapmak gerekir diye düşünüyorum. Benim çocuklarım ikisi de mutlu çocuklar. Uyku eğitimi sadece bana kolaylık sağlamıştı o kadar. Çocuklarda çok fazla fark oluşturmuyor yoksa. Bazen aslında çocukla birlikte yatmaya bizim ihtiyacımız oluyor onun değil diye düşünüyorum. Hayat bizi zorluyor ve o masum bedene dokunup onunla özdeşleşmek istiyoruz sanki.


Önceki yazıyı okuyun:
Çocuk hastalıkları #2 :El Ayak ve Ağız Hastalığı

Evet şimdi de çocuk hastalıklarımızın ikincisini atlattık. Yazmak istedim çünkü başımıza gelene kadar ne olduğu hatta böyle bir çocuk hastalığı...

Kapat