No public Twitter messages.

Bir önceki postun konusu süt olmamasına rağmen yorumlarda epeyce yer edinince ayrı bir post açma kararı aldım..Süt hakkında forum gibi oldu biraz yorumlar o yüzden aşağıda tüm yorumları yazacağım olduğu gibi.
Sevgiler.

HÜLYARDA
23|Oca|2008 8
sana mail atacağım demiştim ama maile işyerinden giremiyorum. annemin evdekinde de sorun var iki üç gündür. en kısa zamanda mail atacağım.
bir de ben inek sütüne başlamadım daha doktorlar 1 yaşından önce önermiyor ya biraz daha başlamama kararı almıştım. aptamil kullanıyorum kutu anne sütüne en yakın olanlar var ya. ama sence inek sütüne başlamalımıyım. bu mamalar beni pek sarmıyor. doktorlar tavsiye ediyor inek sütü vermeyin bir yaşına kadar diyor ama ben inek sütü vermek istiyorum. ne yapayım karar veremedim : )))

AyçA
23|Oca|2008 9
Annecugun .. çok şükür ki her sabah bırakıp gitmek zorunda kalmıyorum.. ilk defa tüm günü ayrı geçirdim o yüzden biraz etkilenmiş olmam normal ama çıkarken tabii ki öperek çıktım
Şebnem Kerem’i işe görütebildiğin için şanslı olduğunu söyleyebilirim.. Bizde ofiste Erin için oda yaptık ama bir türlü sistemi ben oturtamadım ama biraz daha büyüsün işe Erin’i götüreceğim .. ve pek tabii sürekli ve sadece anne ile kalan bebeklerin gelişimi başka insanlarla kalıp farklı kişilerle vakit geçirenlere göre çok daha farklı bunu gözlemlediğim durumlar var. Erin’i sık sık o yüzden bırakmaya özen gösteriyorum anneanne babaanne baba şimdilik bu kişiler ama
Hülya Erin diş çıkarttığı için biraz sıkıntılı geçti son bir kaç gün ve de evde olmadığım için zaten ilgilenemedim bu oyun grubu işi ile.. en kısa zamanda ilk buluşmayı ayaralayacağım ama Erin iyileşsin ki kimseye birşey olmasın gerçi mikrobik bir durum değil ama..
Süt ile ilgili ben ne diyeceğimi bilemiyorum .. ben hiç Aptamil falan kullanmadım 6. ayın bitiminin ilk haftası hariç!!.. ve de anne sütüne yakın olabilen herhangi birşeyin varlığına inanmıyorum olsa olsa en doğalından inek sütü olabilir diye düşünüyorum.. ben ufak ufak başladım inek sütüne hiç 1 yaşını beklemeye gerek duymuyorum çünkü 1,5 ay sonra 1 yaşını dolduracak ve sanırım 1,5 ayda uzaydan birşeyler inmeyecek  ama ben emzirmeye de devam ettiğim için tam anlamıyla inek sütüne başlamadım.Benim sütüm olmasaydı ne yapardım diye soruyorsan: ben inek sütü verir asla mama vermezdim.İçeriğinde ne gibi katkılar olduğunu hiçbir şekilde bilmiyorum.. Bu benim şahsi görüş ve de tercihim .. eğer doğada mama ihtiyacı olsa aptamil ağaçları olur ya da başka canlılardan aptamil elde ederdik..ama maalesef ki yok o yüzden ben doğal olanını tercih ediyorum.Süt olarak da öyle ilk adım ikinci kol falan gibi içeriğinde bir sürü katkı malzemesi olan kutu sütleri değil günlük şişe süt alıyorum, yoğurdunuda bazen kapı sütü ile yapıyorum.Belki organik sütlere de bakmak lazım sanırım pınar marka var başka da yok .. bunlar benim tercihlerim ne yapman gerektiğine sen karar vereceksin pek tabii..:) kolay gelsin sana..

HÜLYARDA
23|Oca|2008 10
teşekkür ederim fikirlerini benimle paylaştığın için.
sana tam anlamıyla katılıyorum. bu mama konusunda bir çok doktora danıştım zamanında işe başlayacağım zaman ne yapacağım mama mı vereceğim yoksa inek sütü mü diye. ama ne yazık ki her doktor aynı şeyi söyledi. bir yaşına kadar inek sütü verilmemeliymiş. mama firmaları ile anlaşmalı mı bunlar bilmiyorum ama anlayamadım zaten hiç. sebep olarak da şunu söylüyorlar bu yüzden hep onların dediklerini yaptım ” bana pek mantıklı gelmese de” – inek sütünde yüksek protein varmış, demir oranı da çok düşükmüş v.s – o yüzden protein oranı düşürülüp demir oranı yükseltilen mamalardan vermek gerekiyormuş-
neyse hep bu kutu bitsin inek sütüne başlayacağım diyordum, başlayacağım artık niye boşuna mama firmalarını zengin edip üstelik bir de fayda sağladığımı düşünüp çocuğuma zarar vereyim ki. söylediğin herşeye katılıyorum ama bazen doktorlar yanıltıcı olabiliyor bir bildikleri vardır dedim hep ama yeter artık kendime doğru gelen neyse onu yapacağım.
önceden kutu mama mı varmış. veriyorlarmış inek sütünü 4 aydan sonra annelerimiz. hatta 4 aya kadar da sulandırıp veriyorlarmış. bizde bişey varmı yoook bir yerimizden protein mi fışkırıyor hayır. o zaman neden?
annem kapı sütü ile yoğurt yapıyor ardaya. bende izinli olduğum günler ondan alıp yediriyorum. bu kutu mama bittikten sonra alacağım şişe günlük sütlerden başlayacağım inek sütü vermeye artık.
tekrar teşekkür ederim paylaştığın fikirlerin için….

annevebebisi
23|Oca|2008 11
Sut konusunda sana katiliyorum Ayca, Ela Selin’in bloguna da yazmistim. Ben ve kardesim kapidan alinan inek sutu ile buyumusuz. Sutum olmasaydi asla mama vermezdim, dogrudan inek sutu verirdim. (1 olcu sut+2 olcu su olarak vermis annemler) Mama firmalarina da, mamalara da, mama tavsiye eden doktorlara da gicigim.
MK 1 yasini doldurmasina 2 hafta kala ben de part time isime donecegim insallah. Haftada sadece 2 gun oldugu icin, MK da 1 yasina yaklastigi icin ise donmek aklima yatiyor.
Turkiye’de, ozellikle yeni annelerin calisma sartlari Avrupa’nin kat kat gerisinde. Sut sagma imkani olmadigini yazan arkadasa cok uzuldum. Ingiltere’de isveren sutunu sagmaniz icin size ozel bir oda ayarlamak zorunda, sutunuzu saklamak icin buzdolabi ayarlamak zorunda. Bunlari yapmamasi suc sayiliyor.
Umarim AB’ye uyum surecinde annelerin haklarina daha cok ozen gosterirler.

migi
24|Oca|2008 12
Ayça bende süt hakkında muzdaripim,mama veriyorum geceleri aptamil sevemedi bizim kız,milumil lezzetini seviyo,emmeyide bıraktı bırakacak,benim zorumla,1-2dakka emiyo,inek sütüne alıştırmaya çalışıyorum ama almıyo,2yudumdan sonra kızmaya başlıyo reddediyo,sen nasıl alıştırdın zorlandımı Erin?birde ev yoğurdu veriyorum,bazen meyveli bazen pekmezli,sıcak sütte pekmezin vitaminin kaybolduğunu biliyorum,acaba yoğuttada kesiliyomuki pekmez?Biraz doktor hasta ilişkisi gibi oldu bu yorum:))

AyçA
24|Oca|2008 13
Rica ederim Hülya.. sonuçta ben bir doktor değilim kendi iç güdülerim görgülerim ve tecrübe değerlendirmelerim en önemlisi gözlemlerim ile büyütüp besliyorum Erin’i.. eğer fikirlerim sana yakın geldiyse sevinirim:)
Esra ben çok yüksek ihtimalle bütün bu inek sütü vermeyin vıdı vıdılarıının firmaların etkisi olduğunu düşünüyorum.. ve aynen senin gibi mama veren öneren tüm doktorlara kıl oluyorum!!.. bizim buralarda süt sağmak işyerlerinde dediğin gibi değil .. benim eski iş yerimde ama sağan sağıyordu toplantı odasında falan.. ama eğer benim çalıştığım yerde bana imkan sağlanmasaydı bende açar orta yerde sağardım!!..:) kendileri bilir..
Migi ..ben Erin’i hiç bir zaman yemek istemediği gıda konusunda zorlamadım.. ama sürekli denedim .. yemiyorsa iki gün ara verip bir daha denedim ama şanslıyım herhalde ki pek sorun yaşamadım .. sevmediği hiçbirşey olmadı.. ben bunları biraz hamileikteki beslenmeylede doğru orantılı görüyorum ama tabii bu sadece bir tahmin.Sütü de azıcık içiyor ama ben asla zorlamıyorum ne alıyorsa onu alıyor. Eğer istemiyorsa vücudunun bildiği birşey vardır diyorum.Tabii ben kolay konuşuyorum çünkü çok şükür kilo alımında yemek yemesinde bir sıkıntımız yok .. o yüzden nasıl alıştırırsın birşey diyemeyeceğim.Bir de mamaya alışan bebekler galiba süte biraz daha zor geçiyor. Mesela Erin de asla mama ya da hazır kavanoz ya da neyse sütlü pirinçli v.s leri ağzına sürmüyor direkt reddediyor.. Ben açıkçası sütün içinde pekmez demirini azlatır falan gibi şeylere de pek kafa yormuyorum.Haftada 1 gün bakliyat 2 gün etli yemek ve her sabah pekmezini veriyorum.Sütü sade verdim yoğurduna da meyva koyuyorum genelde bazende pekmez.Akşam yatmadan önce bazı mamalar yapıyorum içine bazen muhallebi ( bildiğin sütle yapılmış) katıyorum ona da pekmez koyuyorum.. açıkçası çok incesini düşünmüyor her besinden dengeli alması için çaba sarf ediyorum .. ama yine ekliyorum ben doktor değilim  yine de herkes kendi içi rahat ettiği gibi yapmalı diyerek bitiriyorum
Sevgiler..

HÜLYARDA
24|Oca|2008 14
ayneeen katılıyorum ayça bu inek sütü vermeyin lafını firmalar satış yapabilmek için yapıyorlar diye düşünüyorum. ben daha bu sene ilk defa duydum çünkü bu konuyu yoktu daha önce böyle bişey. ama benim kızdığım nokta doktorların da bizim gibi mantığı yok mu neden buna alet oluyorlar. işte bu yüzden doktoru iyi seçmek lazım zaten. güveniyorsun bişey diyorsa bir bildiği vardır diye ama ne yazık ki dediğin gibi insan kendi doğrusu ne ise nasıl içi rahat ediyorsa onu yapması lazım.
bir iki kere denedim daha önce inek sütünü içti arda. şimdi yine deneyeceğim. bakalım içerse devam deceğim.

AyçA
24|Oca|2008 15
Ya belki de evet doğru tarafları vardır sonuçta bir sürü araştırma ve istatistik sonucunda bunlar hazırlanıyor, değişen yaşam şartları içersinde kullanmak da efektif olabiliyor ama ben kullanmama taraftarıyım. Hatta gittiğim bir doktor benim bu kadar herşeyi kendim yapmama şaşırıp ‘madem öyle fazla yap ve arkadaşlarının bebeklerine de ver ‘diye bir cümle kurdu.. bu bir övgümüydü alay mıydı çok düşündüm üstüne.. yani artık öyle bir hale gelmiş ki durum herkes hazır olanı tercih ediyor..
benim içim rahat etmiyor o yüzden ben uğraşıyorum ve de yine de ticari amaç içerdiğini düşünüyorum bu inek sütü meselesinin..
umarım herşey daha kolay olur Arda ile süt hakkında :=) bu arada sana mail attım oyun gurubu ile ilgili cevap bekliyorum
Sevgiler..

Annecugun
24|Oca|2008 16
su inek sutu meselesi konusunda kafam karisti: biraz pubmed’de arastirma yaptim. inek sutu normalde yetiskin bazi bireylerde bile sindirilmesi cok zorken, henuz sindirim sistemi henuz tam anlami ile gelismemis bebeklere direk vermek cok dogru degil gozukuyor.
tibbi etik degerler geregince bu normlarin hazirlandigi dusunulurse doktorlarimizin hangisi ticari hangisi degil dusunceleri daha cok ilaclar bazinda gelisiyor. mama firmalarinin ise bize sunduklari, pastorize sut teknolojisinden aslinda orjinalde cok farkli degil.
ayrica dikkatimi cekti: annenin 40 derece atesi oldugunda neden sutler atiliyor? annenin sut veremeyecegi durumlar enderdir. sizin hastaliklara karsi edindiginiz immunglobulinler sutle bebege geciyor ve ona edinilmis bagisiklik olanagi sunuyor. bu durumda bi doktora danismak gerek sanirim. tum bebeklere ve annelerine saglikli gunler dilerim…

AyçA
24|Oca|2008 17
İnek sütü hakkında yazılan çizilen o kadar çok şey var ki son yıllarda ( bkz
http://www.pi.web.tr/alpayo/?p=94) benim akupunktur doktorum (www.nuzhetziyal.com) sütü pişirerek tüket der. evet ısıtarak değil pişirerek. Çiğ et yemiyorsan çiğ süt de içmeyeceksin pişirilmemiş sütde çiğ protein vardır der..
Bu bir anlamda bana göre mideye soğuk ve pişmemiş inen süt vucüt ısısı ile kesiliyor ve bu da hazmını zorlaştırıyor.. bir yandan da mide kötü olduğund abir bardak ılık süt içersen iyi geliyor. halk arasında hatta çok sık kullanılan bir yöntem bildiğim kadarıyla..
Bebeklere ise belki su ile karıştırarak Anne ve bebişinin dediği gibi verilse 1 e 2 oranında olur diye düşünüyorum.. ben pastörize süt de vermek içmek istemiyorum ama işte kapıdakine ok da fazla güvenemediğim için en azından şişe sütü tercih ediyorum. Geçen sabah da bir programda ismini hatırlamadığım bir prof. kesinlikle şişe sütü tercih edin diye bir konuşma yaptı.. evet bilimsel olmadı şimdi bu yazdığım

 

Bu Yazılar Da İlgini Çekebilir

23 Yorum

  1. Archi*Sugar dedi ki:

    Aycacigim, bu konu ile ilgili bloguma kucuk bir post yazmayi uygun buldum… konu hakkinda fazla bilgim yok ama bir deneyimim var… Sevgiler
    Esra

  2. Didem dedi ki:

    Bende esranın yazısını okudum oraya bir yorum yazdım burayada yapıştırıyorum 🙂

    Ben alerjik çocuk sahibi olduğum için hiç inek sütü vermedim 1 yaşa kadar. Doktorum senin sütün yeter ona süt vermene gerek yok demişti. Ama ben kurtlu olduğum için aptamil değilde şu muhallebi tarzı şeylerden vermeye çalışmıştım. 1 kaşık bile yediremedim. Bir kaç kutu çöpe atmıştım mecburen.

    Ama inek sütünün bana bile dokunduğu bir gerçek. 6 aydan küçük bebeklerin anne sütü yoksa mamayla beslenmesi 6 aydan sonra süt verilmesi taraftarıyım. Dikkat ederseniz annemlerin zamanındada ilk sütü içtiğimizde en azından 4-5 aylık filanmışız ve 6 aydan sonra süt su karışımı içmişiz.Bizim bebekliğimizdede sma mamalar varmış. Bende doğallıktan yanayım ama bazı durumlarda bilimdende yararlanma taraftayım, tıpkı hastalandığımızda kendiliğinden geçmesini değil ilaç içtiğimiz gibi.

  3. AyçA dedi ki:

    Didem bende seninle bu konuda aynı fikirdeyim .. ilk 6 ay SADECE anne sütü!! bunun başka alternatifi yok.. eğer anne sütü yoksa mama alternatif olabilir bu konuda bir fikrim yok çünkü ben hala emziriyorum ve 6 ay çok şükür böyle bir sıkıntım olmadı eğer olsaydı ne yapardım bilemiyorum. Eskiden bugünkü şartlar yokmuş. Ben sütümün çok bol olduğu zamanlarda Erin’in ememediğini stokladım ve hiç sütümün gelmediği günlerde – ki 4 ay civarı bu başıma geldi- stoklarımdan verdim, bunun mamadan daha faydalı olduğunu düşündüğüm için. Bence şimdi bilinçli bir emzirme ve sağma işlemi ile bu mümkün olabiliyor. Eskiden 4 ay sadece anne sütü denirmiş o yüzden 4. aydan sonra su+süt vermeye başlanırmış.

    Benim kardeşim çok çok gazlı bir bebekmiş, sma lar getirtmiş annem olmamış kutu sütler şişe sütler hiç biri olmamış en son doktoru kapı sütü ver demiş su ile karıştırıp!!.. ve kardeşimin gaz sorunu bitmiş.. bebeğe göre de değişiklik gösteren bir konu bu bence 🙂

    Ben hastalıkta bile doğallıktan yanayım en son çare ilaç olmalı.Benim bir dönem gittiğim Dr.Hülya Sonugür’ün söylediği bir cümle benim çok hoşuma gitmişti : ” ilaç sanayi silah sanayinin geç öldürenidir!”..:)

    Bu arada Didem sen bana telefonlarını yollar mısın ? hep geldiğimde karşıya aklıma geliyorsun ama nasıl ulaşacağımı bilmiyorum 🙂

  4. Annecugun dedi ki:

    sanirim uzun bir yazi olacak ama yazmak istiyorum, tutamiyorum kendimi:)

    proteinler hakkinda biraz bilgi verince neden Ayca’nin akupunkturcusunun bu oneriyi yaptigini anlayabiliriz. proteinler 3 boyutlu molekuller olup, 45 derece ustunde geri donusumsuz olarak bozunurlar. geriye sadece aminoasit icerigi kalir. vucut bu sindirilmis aminoasitlere ihtiyac duyar, cunku yapi molekulu olan aminoasitler kaslarimizdan, dusuncelerimize kadar herseyde yer alirlar (dusunce de proteindir:)
    herneyse, sindirim ilk once agizda (tukrukte yer alan enzimler sayesinde karbonhidratlarin sindirimi) ile baslar. cigneme yolu ile mekanik sindirime yardimci olunur. midede ise ph 2 yuksek asitde tum sindirilmesi istenen icerik sindirilir. yuksek asitlik ayni yuksek sicaklik gibi sindirimi kolaylasitirci bir faktordur. vucuda sindirilen urunlerin geri kazandirilmasi ise mide cikisinda ince bagirsakta baslar. bu cok onemlidir cunku her madde sindirilemeyebilir ve iyi sindirilmeyen madde besleyici ozelligini kaybeder ve dogaya geri doner. yuksek isida pisirilen besinler sindirimi kolaylastirmakla birlikte besleyici ozelligini bir miktar kaybetselerde, yine de vucudumuz icin gerekli tum hammaddeyi bize saglarlar. bu nedenle uc boyutlu protein icerik yuksek isi muamelesinden gecirildiginde aminoasitlerce zengin bir besiyerine donusur. ancak yine de sindirim icin bu yeterli degildir. kimi insanlarda sutu ozellikle cig sutu sindirecek olan enzimler eksiktir ve hayatlari boyunca sut icmeleri kabus halini alir. bebeklerde ise alistira alistira bu nedenle tum yiyecekler verilmektedir. bunun iki temel sebebi vardir. bebeklerimiz icin vucuda giren hersey yabanci madde ile esdegerdir ve bu nedenle mikroplar kadar bu yeni besinler immun sistemi telaslandirir. ikinci sebep ise henuz sindirim icin uygun ortam belli degildir ve zamanla alisacaktir. bu sebeple once yogurt-peynir daha sonra sut icilmesi onerilmektedir. yogurt ve peynir bilindigi uzere sutten yapilmakta ve ozellikle tavsiye edilmektedir. icerisinde bulunan yararli bakteriler sutu bir baska yenir maddeye cevirerek zengin bir besi ortami hazirlamaktadirlar.
    yazilardan cikardigim sonuc, anneler pastorize sutlere karsi. kapi sutu kullanmayi dusunenler bile var. bence bu devirde kapi sutunu ozellikle es gecmenizi oneririm. pastorizasyon islemi aslinda tum sterilizasyon islemleri arasinda en masumu olup kesinlikle tuketilen sut muhteviyati iceren besinler icin yapilmalidir. kaynatmaktan cok daha koruyucudur. anneler kapi sutunun kaynatilarak daha yararli olabilecegini dusunuyorlarsa kesinlikle yaniliyorlar. pastorizasyon ani sicaklik degisiklikleri ilkesine dayanan bir sistemdir. bu sicaklik 70dereceyi asmaz. halbuki kaynatma 100dereceyi asan bir durumdur ve 95 derece uzerinde protein molekulu 5 dakika da tek boyutlu yapiya donusur. eger vitaminlerin vs in pastorizasyonla gittigini dusunuyorsaniz, sutu kaynatarak hepsine gule gule demissiniz demektir.
    gunumuzde dr. pastor’un insanliga kazandirdigi bu yontemin daha gelismis teknigi UHT teknolojisidir ki, gida muhendislerince besinin korunmasi ilkesine kesinlikle sadik kalinarak sut teknolojisinde kullanilmaktadir.
    cok yazdim biliyorum ama bazi seyler malasef hayatimizda dogru bildigimiz yanlislar ve eminim bir cogumuz (kendim dahil) bunlarin farkinda degiliz.

    midenin ilik sut ile iyilesmesine gelince durum sudur: mide ic duvari cok yuksek protein icerigine sahip kaslarla donatilmis olmasina ragmen protein sindirimine yardimci olan yuksek asitli mide ozsuyundan korunmaktadir. ulsere neden olan bakteri gibi bir takim etmenler bu koruyucu tabakayi eritmekte ve ulser olarak adlandirilan mide yaralanmalarina neden olmaktadir. koruyucu tabaka gidince haliyle mide ozsuyu mide duvarini sindirmekte ve canimiz yanmaktadir. bu yuzden sut mide duvarini kaplayarak bir sure olsun mide ozsuyu ile mide duvari iletisimini keserek bizi rahatlatmaktadir…
    bir diger konu ise, sutun kesilmesi: bence dogru bir terim degil. boyle bir durum olsa idi, sut tuketiminden vucudumuz coktan bizi vazgecirmisti. hele hele verilen linkteki yiyeceklerin vucutta curumesi terminolojisi kesinlikle dogru degil
    forum icin tesekkurler, herkese saglikli gunler dilerim

  5. AyçA dedi ki:

    Annecugun verdiğin değerli bilgiler ve zamanın için teşekkürler,
    Sevgiler..

  6. saadet dedi ki:

    Merhaba,
    Süt ve beslenmeyle ilgili yazılan yorumları okudum ve ne yazık ki biraz endişelendim. Geleneksel yöntemlerin doğruluğunu tartışmak istemem çünkü bebeğimizi büyütürken anlıyoruz ki annelerimizin kullandığı birçok yöntem aslında en denenmiş ve güvenilir olandır. Ancak tüm yöntemler değil.
    Süt konusuna gelince yukarıdaki yorumlardan en bilimsel ve güvenilir olanı Annecugun yaptığı.
    Burayı okuyan tüm anneleri kesinlikle ve kesinlikle kapı sütü almamaları, hatta güvenilirliğinden emin olmadıkları mandıralardan yoğurt ve peynir bile almamaları konusunda uyurmak isterim. Şimdi uzun olacağı için anlatamayacağım birçok sağlık riski vardır.
    Bir diğer konu ise süt ile birlikte tüketilen pekmez. Süt sadece pekmezde bulanan demirin emilimini azaltır. Süt ve süt ürünleri ile alınan demir bağırsakta emilmeden dışarı atılmaktadır. Eğer bebeğinize demir takviyesi veriyorsanız bu konuya dikkat etmenizi öneririm.
    Tüm isteğimiz bebeklerimizi sağlıklı ve en doğalı ile beslenmek ancak doğru yapalım derken başka risklerde oluşturmayalım.

  7. sebnem dedi ki:

    merhaba;

    çok teknik olarak bilgim yok.sadece tecrubemi anlatayım: kerem 6 aylık iken nezle oldum ,bir gün ateşim 39,5 a çıktı. doktorum(amerikan hastanesi) eğer ateşim 38,5 üzerine çıkarsa sütümü bebeğe içirmemem gerektiğini söyledi. ben de sağıp sağıp attım.çok feci bir durumdu çünkü daha önce yazdıgım gibi emzirmediğim ve maske takıp yaklaşmadıgım için oglum bana küstü.fakat neden sütü attıgımı sorgulamadım.şugünlerde diş hekimim ile konuştugumda cocuk dişlerinde lekelenmenin annenin ateş yükselmesi durumunda emzirirse bebeği etkileyen durum oluşturabileceğini söyledi.bunun hakkında da sadece duydugumu yazıyorum.dogruluguna garanti veremem tabiki..
    sevgiyle kalın!

  8. Semra dedi ki:

    Merhabalar,
    Ben anne sutune en yakin olan sutun keci sutu oldugunu duymustum. Alerji yapma ihtimali daha dusukmus. Inek sutune gore daha iyi bir alternatif olabilir.
    Sevgiler,
    Semra

  9. Annecugun dedi ki:

    cocuk dislerinde lekelenme daha cok antibiyotik ile ilgili bir durumdur, anne eger antibiyotik aldigi bir durumda sut veriyorsa, antibiyotik anne sutu ile cocuga gececek ve pek tabii anne sutu ile gecen kalsiyumla birlikte dis kok hucrelerinde etkilesime girecektir.

    bu arada dis kok hucreleri hakkinda blogumda yakinda bir yazi yayinlayacagim.. cocuklarinizin sut dislerini atmamaniz oneriliyor. kordon kanindan sonra sut dislerinde var olan dis kok hucrelerinin ileride implant teknolojisi ile kullanilabilecegi yonunde bircok calisma mevcut. hatta turkiye de disleri uzun sure saklamayi vaadeden bir sirket de mevcut…cumhuriyetin bilim ekinde de bu konu ile ilgili bir yazi yayinlanmisti.

  10. HulyArda dedi ki:

    ayça merhaba,

    bütün yorumları okudum, süt konusunda çok fazla yorum yapılmış herkes kendince birşeylerin doğru olduğunu savunuyor tabi ama herkesin doğrusu kendine.

    ben de son olarak şöyle bişey söylemek istiyorum. ben mesleğim itibari ile ( gıda teknikeri ) bir çok bilinen ve güvenilir diye tabir edilen gıda üretim yerinde yani fabrikalarda çalıştım. bir kaçında da staj nedeni ile bulundum. her gün evimize giren kahvaltılıklar v.s ler öyle kötü durumdalar ki arkadaşlar ben bunları gördükten sonra artık evime bunları mümkün olduğunca sokmama karar aldım. ve çocuğuma da sırf bu yüzden hazır hiç bir şey yedirmemeye çalışıyorum. bu yüzden de hazır mamalara karşıyım. bir kaç aydır doktoruma güvendiğim için hata yaptım belki ama bu yüzden kendime çok kızıyorum. hemen yaptığım hatadan döndüm. herşeyin en doğalı doğada olanıdır arkadaşlar. bulunduğumuz ortamda belki herşeyin doğalını bulamayabiliriz ama en azından bulduğumuz imkanlardan faydalanalım.

  11. AYSUN dedi ki:

    Berk hala emiyor. Akşam isten gelince hemen emmek istiyor. Aslında tam emmek de diyemeyiz. memeyi iki üç kere çekip üzerine yatıyor. Sanırım gün içinde özlediği için beni yakın olmak istiyor.

    3,5 aylıkken işe başladığımda yavaş yavaş ek gıdalara da başlamış ama ana besin olarak anne sütüne devam etmiştik. İyi ki böyle yapmışız. Şükür yeme sorunumuz hiç olmadı ( ara ara iştahsızlık yaşadık ama büyütülecek şeyler değildi ).

    Şu an gece bir kere kalkıyor ve bakkaldan aldığımız günlük şişe sütünden bir biberon içerek uyuyor. Şişe sütü bulamadığımızda pastörize süt veriyoruz. Ben bizim yediğimiz yoğurttan veriyorum, artık yoğurt mayalamayı bıraktım ama içim rahat değil:(

  12. Annecugun dedi ki:

    bilim adami:) ya da bilim kadini…

  13. AyçA dedi ki:

    Hülya aslında kutu içerisine girmiş her ürün bir çok katkı içerdiğinden mümkün olduğunca eve sokmamak gerekir. Ben elimden geleni yapmaya çalışıyorum en azından semt pazarlarını organik pazarı kastamonu pazarını kulanarak büyük bir alışverişi doğal yaptığıma inanıyorum.. ama herşeyi de alamıyorsun bu yüzden de kendimizi suçlu hissetmemeliyiz..kahvaltılıkları mesela kastamonu pazarından alıyorum tereyağ peynir zeytin bal v.s.. o yüzden içim rahat tavsiye ederim 🙂
    Aysun Berk maaşallahı olan bir bebek zaten:) çok güzel yiyor ..aman nazarlar değmesin 🙂 ben kendimiz içinde evde mayalamaya çalışıyorum ama işte insan yoruluyor bazen 🙂
    Annecuğun gizli değilse bilim kadını açar mısın ? çok geniş olmuş bence 🙂
    Sevgiler..

  14. sebnem dedi ki:

    şimdi gene meraktan soruyorum.

    1. kapıdan aldıgımız sütün sağılışı(sağarken eller yıkanmış mı?) ,toplanışı(nasıl bir kap?),ineğin ne yediği (gübre,kimyasaliçerikli besin?)mühim midir? yoksa doğal olsun çamurdan olsun mu diyoruz?
    ben bu soruları sürekli kendime soruyorum en sonunda pes ettim.organik doğal diye diye nereye kadar deyip,ben nasıl yiyorsam oğluma da aynısını yapmaya karar verdim ancak henüz uygulamaya geçmedim:)

  15. HulyArda dedi ki:

    ayça müsadenle…şebnemcim cevap vermeden duramadım. yine söylüyorum mesleğim itibarı ile söyleyebiliyorum ki; bu saydığın bütün şeyler emin ol ki kullanılan katkı maddelerinden daha daha daha daha az zarar verir bizlere ve çocuklarımıza. bu sorduğun sorular eller yıkanıyor mu kaplar temiz mi falan ısıtarak kaynatarak v.s çözülür fakat kullanılan katkılar bence daha kalıcı hasarlara neden oluyor. bu benim düşüncem tabi ki… yine de tabiki çok güvenilen, herhangi bir sorun çıkmayacağı düşünülen bir yer varsa kapı sütü alınabilir. her elini kolunu sallayıp satandan da süt alınmaz yani. biz mesela, sadece çok güvendiğimiz bir kişi var ve senelerdir hep ondan alırız. hiç bir sıkıntı yaşamadık bu güne kadar.

  16. AyçA dedi ki:

    Bende Hülya gibi düşünüyorum.. UHT tekniği ile yapılan sütlerin nasıl yapıldığı ya da ne gibi zararları olduğu ya da kayıpların ne olduğu hakkında bir fikrimiz yok.. ben fayda ve zararlarıma bakıyorum.. kapıdan süt çok almıyorum ama sütü getiren adamlara güveniyorum şimdi bir de kastamonıu pazarında bir amca var ondan aldık sütü.. inekleri kendisinin darı,mısır, saman ile besleniyorlar-mış ve devlet gelip aşılamalarını yapıyormuş.. adamcağızdan zaten tavuk ve yumurta da alıyoruz.. ben valla yogurdu muhallebiyi kurabiyeyi v.s hep bunlar ile yapıyorum ama daha direkt bir iki kere içti o da şişe sütü.. hala benim sütüm var o yüzden gerek duymuyorum bittiğinde şişe süt ya da belki bu aldığım sütü de içerebilirim..

  17. Annecugun dedi ki:

    🙂 toprak cok temiz mi ki topraktan gelen temiz olsun. adamin eline vs.ine bakana kadar topraktaki kronik toksisite hepimize yeter. bakiniz karadeniz yemyesil ama herkeste bir baska kanser hikayesi. sanirim karadeniz koyluleri sari tereyaglarini ve mis kokulu sutlerini icmeye devam ediyor ve UHT teknolojisi sutlerin yerine tercih ediyordur. bu soylediklerimizin hicbiri ak kasik degil ve avantajlari/dezavantajlari dusunuldugunde kesinlikle birbirine ustun gelir yanlari yok.

    bu saymis oldugunu kriterlerin icindeki saglikli olma yonunde olanlar annelerimiz zamaninda malasef realitesini yitirdi. koylu hangi kaynaktan gelen tohumu kullandiginin pek farkinda degil. ve neden bazi tohumlarin bazi bitki besleyicileri ile calistiginin farkinda da degil. sistematik olarak bitki islah yontemleri de hayvancilikta degisti ve insanlara gercekler saptirilarak aktarilmaya devam ediyor. herneyse, konumuz olan cig sut kullanmanin tek zarari olabilir; sut ile birlikte gelebilecek bakteri ve sporlari elimine edemeyebiliriz. ayni kus gripli tavuk tuketmek gibi birsey bu. her an bi tane nezleli tavuk kasemizden cikabilir. yumurtalari da sirf bu sebeple yikayarak kullaniyoruz ya. kisaca yukarida bahsedildigi gibi bazi bakterileri kaynatarak oldurebilirsiniz ama bircok bakteri, virus ve sporlari bu yolla oldurmeniz mumkun degildir. yani kaynatmakla gecmez. bunun altini yeniden ciziyorum, kaynatmak elimine edici bir faktordur ama steril bir urun elde edemezsiniz. botulinum gecmesin diye bal yedirmediginiz cocuklariniza, cig sutle brucella aktarma riskiniz surekli bulunmaktadir. ama dedigim gibi var olan seceneklerin hicbiri birbine ustun gelmemektedir.

    yorumlarda uzmanlik alanim sorulmus (ki bununla ilgili bir tane yorumun yazilis tarzina anlam veremedim). uzmanlik alanim hucre molekuler biyolojisi. akademik calismalarim bitki biyoteknolojisi, gida biyoteknolojisi, meme ve prostat kanseri uzerine.

    herkese cok saglikli ve cok sansli gunler diliyorum.

  18. AyçA dedi ki:

    Annecugun çok detaylı bilgiler için teşekkür ederim..
    Aslıya da bu açıklamaların altında uzmanlık alanın belirtilmesinin konusunda katılıyorum sonuç olarak internet bilgi yuvası..
    uzmanlık alanını da detaylı yazdığın için teşekkürler
    Aslı sana geçmiş olsun arıyorum ulaşamadım .. müsait olduğunda konuşurz..

  19. Annecugun dedi ki:

    uzmanlik alanim ile ilgili sorular gayet tabii olmasi gereken birseydir. bir yanlis anlasilma olsa gerek, sorulma tarzini pek anlayamamistim. yine de ilginiz icin ve vakit ayirip okumus oldugunuz icin tesekkur ederim. ne de olsa bilgi paylasildikca guzel.
    ancak Ayca hanim hala Sudan web sitenize ulasmak mumkun olmuyor. bu konuda gercekten cok sasirmis oldugumu da ifade etmem gerek.

    ayrica gecmis olsun, tez zamanda sifalar dilerim

    not: cernobil insan urunu bir kazadir ama cevresindeki yasam birimlerini yuzyillar boyunca etkileyecek guctedir. doga bu zararlanmayi en dogal hali ile absorblamistir ayni diger kirleticiler gibi. dolayisiyla, biz dogaya zarar verdikce ayni zamanda doganin bir parcasi olarak kendimiz de zarar gormekteyiz.

  20. AyçA dedi ki:

    Annecuğun şimdi Sabancı üniversitesi diyince şaşırdım.. aklımdan da geçmedi değil uzmanlık alanını yazında ” allah allah olsa olsa SU den biridir ” diye gerçekten de öyleşmişsin:)
    Evet sitem kampus içerisinde yasaklı:) öğrenci kaynakları direktörünün adının içerisinde geçtiği YÖNETEMEYİCİ (http://www.pi.web.tr/?p=980)yazım yüzünden filtre yedi.. yönetimin haberi olduğunu sanmıyorum çünkü bu düşünce özgürlüğüme yapılmış bir fltrelemedir ki üniversitede bunun olması imkansız, olduysa eğer ben üniversitenin tanıtımında çalıştığım sürece yalan söylemişim fark etmeden..Tamamen direktörün kişisel zayıflıkları ile ilgili bir ulaşılamama durumu söz konusu.. bende daha fazla deşmedim. Öğrencilerden bir iki tanesi ilgili kişiye mail atmış ama cevap bile gelmemiş.. hoş ben adını kaldırdım kadının ama.. işte insanlar çeşit çeşit.. demokrasinin ne olduğunu bilmeden masal anlatıp dururlar böyle..
    sevgiler..

  21. Başak dedi ki:

    Merhaba, hamileliğimin son zamanlarından beri sessiz takipçinim.
    Her yorum yazma girişimim bir şekilde yarım kaldı.Hani en yakın arkadaşına hergün telefon etme teşebbüsünde bulunursun ve gece yattığında “aahhh bak yine arayamadım” dersin ya onun gibi garip bir durum 🙂
    Ancak geçenlerde yazmış olduğum veiçinde inek sütü geçen yazımın üstüne aldığım yorumlar sonrasında senin süt ile ilgili yazdığın yazı geldi hemen aklıma.
    Eğer müsade ederersen, doktorumdan aldığım bilgilerle birlikte yukarda uzun uzun tartışılmış olan süt konusunun bulunduğu sayfayı link olarak göstermek istiyorum blogumda. Tabii senin sitenin bilgilerini vererekten.
    Bir de konuyla çok alakasız ama lise zamanı Caddebostan tarafında oturup, okula vapurla mı gidiyordun? cevabın hayır ise bir ikizin olduğunu söyleyebilirim 🙂
    Sevgiler
    Başak

  22. AyçA dedi ki:

    Başak selam.. neyse sonunda yazdın o zaman diyelim ..
    Tabii ki süt konusunu kaynak gösterdikten sonra link verebilirsin.. sormana gerek yok:)
    Ve ben evet Göztepede oturup okula vapurla gidiyordum ama sadece lise sonda onun öncesinde kalamıştan vapurla gidiyordum .. sen ?? hangi lise ? ikizim yok :)))

  23. Başak dedi ki:

    🙂 link için teşekkür ederim
    Yarın doktorumuzdan da tekrar detaylı bir bilgi edinip konu hakkında yazacağım ve linki de ekleyeceğim.
    Muhtemelen Yeniyol caddesini takip eden sokaklardan birinde olmalısın o zaman 🙂 Taşmektep, 1.-2. orta sokaklar filan 🙂
    Ben de Saint-Benoit’dan mezunum, lise 2 ve sonda sadece baharda vapurla geçerdim karşıya.
    Sitene girince bir anda “aaa ama çok tanıdık, nerden nereden?” diye düşünüp durmuştum sonra İtalyan lisesinden mezun olduğunu okuyunca bir şimşek çaktı 🙂 “hah tamam” dedim, “kesin vapurdan 🙂
    Alman -Avusturya- Galatasaray- İtalyan ve bizim lise 8:15 vapurunda gide gele herkes az çok aşina olmuştu birbirine.
    Bir de bizim bir üst dönemden bir arkadaş seni çok beğenirdi de o yüzden ayrı bir net hatırlıyorum seni 🙂
    Ayyy bir anda lise yıllarıma döndüm resmen.
    Neyse çok uzattım tekrar çok teşekkür ederim link için.
    Fırsatın olduğunda bizim bloga da beklerim 🙂
    PS: Bu yorumu yayınlama istersen çok kişisel oldu 🙂


Önceki yazıyı okuyun:
İlk defa işe gittim

Çok yorgunum... Evde çalışmanın ne kadar zor olduğunu düşündüğüm zamanları geride bırakıp dışarıdaki hayatı unutuvermişim bile.. 2 gün boyunca Bilent'in...

Kapat