No public Twitter messages.

Bu sabah yatağımdan kalktım, yüzümü yıkadıktan sonra 15 dakika kadar self-practice ( kendi kendisine yoga yapma) ihtiyacı içerisinde yattım yattım kalktım. 1 haftadır egzersiz yapmamak artık ne kadar büyük bir eksiklik haline geldi hayatımda anlatamam sanırım. Kendime tekrardan egzersiz disiplinini sağlamış olmaktan dolayı mutluyum ancak işler biriktiğinde, gidip de bu egzersizleri yapamadığımda, evde de fırsat bulamadığımda bedenim bana çok kızıyor! Neyse şimdi az da olsa huzura kavuştum bedensel olarak. Önümüzdeki günlerde gelecek olan Nicole‘ün hayalini kuruyorum.

Nasıl bir hafta geçirdiğimi anlatamam. Harika bebeklerim oldu arka arkaya, bu işe başladım başlayalı ilk defa bir doğum anını kaçırdım hem de İstanbul’un akşam trafiğinde, 4lü yakıp emniyet şeridinden, cezamı da yiyerek köprüyü geçerek uçmuşken! 3 polis geçtim ikna oldular 4.sünü geçemedim:

Polis. Doktor musunuz ?
Ben. Yok değilim size anlamsız gelecek belki ama fotoğrafçıyım.
Polis. evet çok anlamsız cezanızı yazıyorum.
BEn. ama geçtiğim 3 arkadaşınız izin verdi yapmayın bırakın yetişim.
Polis. Nedeniniz geçerli değil.
Ben.Peki çabuk yazın o zaman
O sırada arkadan motorlu polis geldi ve
Motorlu Polis. Ben izin verdim neden ceza yazıyorsun bırak gitsin.
Polis (bana dönerek) abla motorlunun izin verdiğini söylesene.. neyse bu seferlik yazdık.

Aklınızda olsun motorlu polisler daha forslu galiba 🙂

Yedik cezayı 10 dakikamı da ceza yerken yedim.. sonuçta yetişemedim!

Heyecanlı bir hafta yaşıyorum genel olarak, yarın akşam mütevazi sergimizin açılışı, cumartesi günü meslektaşlarımla yapacağım Doğum Fotoğrafçılığı Atölyesi sohbeti ve arkasından takip edecek çekimler..

Geçen hafta ayrıca çikolata fabrikasında harika bir atölye aldık kızlarla: Şebnem, Kıvanç,Devrim ve Deniz. Çikolata hem çok yararlı hem de bir o kadar zararlı bir madde olarak 4 saat boyunca bizi çocuklaştıran değişik bir konu oldu. Ne ilginç ki çikolataya bürünen herkes bir anda çocuklaşıyor 🙂 Eriyen kıvamlı bir çikolata ile oynaşmak acayip büyük bir keyif, arada küçük bir kaşıkla tadına bakmak ve çıktıktan sonra bir süre görmek istemeyecek kadar çikolata kokusuna bulanmak.

Şimdi elime yasemin çayımı aldım, bilgisayarım açık teslim edeceğim işleri toparlıyorum, ama bloguma yazı yazmak meselesi susayıp da bir bardak suyu diklemek kadar ihtiyaç haline geldiği için her şeyi bir kenara bırakıp kelimelerimi bırakmama sebep oluyor. Ve ben bütün bunları yaparken annemden gelen telefon sonucu öğrendiğim diyalog hala gülmeme sebep oluyor.

Otobüs durağında anneannesiyle beklerken
Erin: anneanne sen neden pantolon giymedim bugün
Anneanne: canım pantolon giymek istemedi
Erin: tamam ama o zaman yarın çıkarken pantolon git tamam mı?
AA: Neden ?
Erin: bir yerin gözümesin de ondan

Bu koşuşturma içerisinde hep kaydetmeyi unutuyorum diyalogları 🙂 yine hazır yazmışken bunu da not edeyim.
Markette kasada:

Kasiyer: sen İsveçli misin bakim?
Erin: yok ben bekiştaşlıyım!

Ve can alıcı sorular, devrik fiiller :

Anne akşam olunca deniz sıcak mı olur?
Anne yıldızlar neden havada asılı kalıyor?
Anne kızların neden pipisi yok?

Taşlık bir yokuşu çıkarken: anne ben çıkamam ayağım kayır!

Denizde biraz açılmış yanıma çağırırken: yok yok ben gelemem göbeğim sokulur! –> bu arada gayet güzel yüzüyor ancak Bozcaadada ayazmanın buz gibi suyuna girerken sanırım göbeği üşüdü biraz 🙂

Şimdilik bu kadar.. artık yasemin çayım bitmeden fotoğraflarımı işlemeye gitmem gerek.

Şans dileyin bana 🙂 kalbim güm güm..

Bu Yazılar Da İlgini Çekebilir

8 Yorum

  1. Belma dedi ki:

    Orda olmayı çok isterdim, ne yazık ki gelemeyeceğim. Bol şans…Sevgiler…

  2. Pınar dedi ki:

    heeey işte özlediğimiz kıvamda bir yazı
    fotoğraf kareleri deli güzel, Erin diyaloglar ise şahane:)

    yoga ise bambaşka…
    dün akşam olaydın keşke…
    bol bol eğlendik yine Vedat Hocayla:) daha doğrusu o mu eğlendi bizimle bilemedik:)

  3. izgün dedi ki:

    Ayça sergi muhteşem olacak inan bana
    bütün kalbimle yanında olacağım
    Erinin diyalogları çok güzel okurken çok güldüm
    yasemin çayını bende çok severim hatta yaseminin kendisine,kokusuna bayılırım balkonumda ağaç olma yolunda ilerleyen bir yaseminim var Nehire göre onun adı”anne çiçeği” benim çok sevdiğimi biliyor 🙂
    herşey gönlünce olsun ben senin çok ama çok başarılı olacağını biliyorum çünkü yüreğinin derinliklerinden gelen bir aşkla yapıyorsun işini ve çok çalışıyorsun tabi ki başarılı olacaksın 🙂
    sevgilerle

  4. sima havlucu dedi ki:

    Canım Erin le diyaloglar çok komik bedava tiyatro.Çok değişik çalışıyor miniklerin beyinleri:)Canım yarın için şanş istemişsin boooooooooooooooooolllll şanşlar sen eminim süper bir ,iş çıkarmışsındır.Kursununda bol öğrencili ve keyifli olmasını dilerim:))kolay gelsin:)))))))))

  5. Sermin dedi ki:

    ayça seni ve fotoğrafçılıktaki bu başarılı adımlarını tebrik ediyorum. fotoğraflarını severk takip ediyorum ve sana çok özeniyorum. maille de yazmıştım ya ben de çok istiyorum doğum fotoğrafçılığını diye. umarım bir gün ben de senin gibi hayallerimi gerçekleştirebilirim.
    hehee erin’in en çok “göbeğim sokulur” una güldüm. öptüm sizi

  6. esra dedi ki:

    yurdumuz polisini seviyorum 🙂
    benim sizden bir ricam olacak, fotograf ekipmanlarinizi yazdiginiz bir bolum olsa blogunuzda, hangi lensleri hangi aksesuarlari kullaniyosunuz, malum bunlarin hepsi genelde cok pahali.. bircok almayi istedigimiz sey oluyor ancak secenek cok.. hangisi daha iyi diye reviewlere baksam da, kullanan birinin agzindan duymak cok daha faydali olacak.. ne zamandir speedlight almak istiyorum mesela ama karar verebilene askolsun, siz de pro oldugunuza gore izlenimlerinizden faydalanmak isterim, benim gibi bircok insan vardir diye dusunuyorum..

  7. Elif dedi ki:

    Yaptıklarını takip etmek bizim için de büyük keyif İnan.
    Ama hep atölyeleri falan yaptıktan sonra öğreniyoruz. Keske daha onceden bazılarından haberimiz olsa da biz de katılsak. Enerjine nazar değmesin.
    Sevgiler…

  8. Efsun dedi ki:

    Ayca basarilar diliyorum, merak etme hersey yolunda gidecek eminim:) Bu arada ” yok ben Besiktas’liyim ” cevabi süper olmus:))


Önceki yazıyı okuyun:
bu sabah

evden tam çıkmak üzereyken, koltukta elinde bir fotoğraf albümü oturmuş kahvaltısını bekleyen Erin annee burda sen ne yapıyorsun diye sordu...

Kapat