No public Twitter messages.

img_0054

Bir süredir ( anneler gününden beri yani aslında sadece 11 gündür ki bu yazı ne zaman biter onu da bilmiyorum) yazmıyorum.

En baş neden: canım istemiyor..daha sonra yoğunluk..işlerin artması (çok şükür)..bu yoğunlukta Erin’e eskisi kadar vakit ayırıp da birşeyler paylaşamanın kızgınlığı..panik yok yetişir ilkesini benimseyememiş olmam.. bilgisayarımın bozulması ve bir hafta içinde 3 ayrı bilgisayara alışma süreci ve hala original bilgisayarımı bekleme safhası..güzel gelişmelerin olması..yeni insanlarla tanışmak..birşeyler üretmenin mutluluğu…biraz önce ” canım yazmak istedi” diye düşünürken aklımdan geçen tüm konu ve cümlelerin bir anda uçup gidebilme özgürlüklerinin canımı sıkması..Şebnem’in hep tekrarladığı” Atatürk’ün de 24 saati vardı ama ülkeyi kurtardı” cümlesine hak vermekle kendimi ” ama onun arkasında bir ordu vardı” cümlesiyle kayırma arasında gidip gelebilmem..koca kişisinin ” hmm evet sen eskiye göre daha çalışkansın” cümlesiyle aslında takdir mi gördüğüm yoksa daha da çalışabilir Atatürk’ün arkasındaki orduyu tek başıma bu sahnede canlandırabilir miyim acaba düşünceleri arasında sıkışmam..Mehmet’in “Ayça ya sen eskiden bu kadar çalışmazdın” cümlesi ile “ya gerçekten böylemiydi hayat daha mı rahattı??” süphesiyle artan farkındalıklarım.. ve işte evet hepsini unuttum.. Erinle ilgili yazacaklarım vardı oysa şimdi aklımda olan tek şey 2 gündür 39 derece ateş ile tüm keyfinin kaçmış olması..her işin başı sağlık. İki kere iki dört!!

Unutuyorum çok sıkça.. harika mailler geliyor gün içerisinde, sorular.. ben cevaplayamıyorum çünkü bakıyorum ki unutup gitmişim..o kadar da yazıyorum be kardeşim nasılda hatırlamam??..yazmayı da unutuyorum çünkü.. aklıma geliyor “heh tamam bunu yazayım” diyorum sonra bakmışım hayatın koşuşturmacasında bitmiş gitmiş..uzatmadan ve unutmadan en iyisi sıralamak!!
2 yaşın ufak çapta getirdiği terör dışında başka süprizleri de var. Misal artık öğlen uykusunu reddediyor minik maymun!!

Ancak maalesef akşam uyku saatine kadar dayanamadığı için akşam üzeri biraz bayılıyor!! böylece ufak bir şekerleme yapmış oluyor ve aldığı bu benzinle akşam saat 10:00 – 10:30 saatlerine kadar direnip hatta “ben uyumıycamm tren oynıycam” bağırmaları arasında kendisinin bu boyutla ilişkisini zorla kesiyor haldeyiz son zamanlarda. Uyumakla ölmek bu yaşlarda aynı şeymiş!! öyle dedi biri bana. Tabii ölmenin ne demek olduğunu bilmiyorlar ama bizim bildiğimiz anlamdaki ölüm ile onların uyku kavramları kesişiyormuş: uyursam herşey bitecek bir daha oynayamayacağım!! kaygısı ki bunu çok iyi hissediyorum çünkü uyku saati krizlerinde tek cümle var ağzında” ben daha oynıycaktım amaaaa!!” korkuları var tıpkı bizler gibi sadece konular farklı.

Çok çenesi düştü ve bundan son derece keyif alıyorum.. kelimeleri doğru ve yerinde kullanmayı beceriyor hemde şaşırtıcı bir şekilde..

2 yaşına kadar yüzüne bakmadığı arabalarına fena takılmış durumda.. her yerimiz kepçe,tren, araba.. kepçelere kum dolduruluyor kürekler ile.. hayali kumlar önce tırmıklar ile eşeleniyor pek tabiii :=) hayali eşelenmiş kumlar kürekle kepçelere doluyor sonra transfer başlıyor.. küçük her parça kum olabiliyor.. neyse en kısa süre içerisinde yazlığa doğru yola çıkıyoruz!! bol bol kumlar ile oynayabilecek ki kendi hayalleri bile var ” tıymırk alıcam kova alıcam kürek alıcam kepçeyi de alıcam gelıboluya gidicez” !! :=) Ben bu sene geçen sene baba kişisinin üstlendiği rol ile sadece haftasonları tatili yaşayabileceğim: şikayetçi değilim. Tek merakım ilk defa 5 gün bensiz kalacak Erin’in tepkileri ne olacak ??.. göreceğiz..

Ben bu iki tatil günlerine ulaşmak için otobüs yolculukları yapacağım.. tıpkı son zamanlarda Erin’in Anadolu yakasına bırakılması ve eve dönmek yerine karşıya geçme yolculuklarında olduğu gibi!!hayatın kolay olmadığını biliyordum zaten!!

Bu yollarda geçen zamanın en güzel kısmı eskisi gibi kitap okuyabilyorum!!son bir ayda 3 kitap bitirdim.İki Elif Şafak bir Orhan Pamuk!.

Kısaca fikirlerimi yazmak isterim.. çünkü bugün biten” Masumiyet müzesi” hakkında sayfa sayısı kadar gün konuşma isteği ile dolup taşıyorum!! Masumiyet müzesi benim yazara ait “sonuna” kadar okuyabilme tahammülünü gösterebildiğim ilk kitap olarak tarihe geçti.Daha önce 3 kitabını daralmış bir şekilde elimden attığım için kitap çıktığından beri elimi sürmemiştim.Daha sonra sırf ön yargılarımdan dolayı kitabı ödünç aldığım Cihan’ın “çıtır çerez hemen bitirsin sen” cümlesini hiçe saymak istemedim ve kitaba başladım.. ama arkadaşım.. bu kadar mı bitmez bir kitap!! inat ettim sırf kitabın ortalarında Füsün’un başına birşey gelecek tahminimi doğrulamak adına ve sırf sonuna kadar bitirmediğim için eleştirememek adına inatla kitabı okudum bitirdim en sonunda ” on beee çok şükür bitti” dedim..kitabın ortasında sonunu ele vericek şekilde yazmak nobel ödüllü bir edebiyatçıya kanımca olmadı(ya da ben mi çok zekiyim?? :D). Bir duyguyu 35 sayfa anlatıp yine aynı duyguyu 35 sayfa sonra bir 35 sayfa daha anlatabilmesi beşyüzbilmemkaç sayfa boyunca ruhumu sıkıştırdı..kadınların sadece “cinsellik” ile anılmaları, resim yapabilmelerini 3-5 sayfa ile anlatabilmesi oysa kitabın ikinci büyük karakteri Füsun’un 500. sayfalardan sonra ( o kadar sayfa sadece Kenan’ı tanıdık çünkü) bilmem kaç sayfa nasıl seviştiğini uzun uzun anlatmış olması, iki cümlede bir cümleleri ters çevirip aynı şeyi söylemesi son derece can sıkıcıydı! ya ben nobel ödüllü bu edebiyatçımızı anlayamayacak kadar edebiyattan anlamıyorum ya da birileri nobel ödülünü sıkça yapılan dilbilgisi hatalarına verebiliyor.. misal ” ahçı” !!koskoca Orhan Pamuk “ahçı” yazıyor!! bu ne !!??

Bir de aslında anlamadığım Füsun’un aşkı mı yazılmış Kenan’ın aşk diye tabir ettiği obsesif ruh hali mi ? obses bu durum aşkmıydı ? neydi ?

Kitabın en sevdiğim kısmı ise Türk filmi tadında olması.. yeşilçam tv en sevdiğim boş zaman kanalı olduğuna göre eksi İstanbulda geçen zengin Nişantaşılı 56 model Chevrolet kullanan genç ile fakir akraba kızı arasındaki imkansız aşk!! pek tabii seyredilmeye değer :=) dayanamam .. hele kız bir de Gülşen Bubikoğlu olsa.. dadından yinmez !! yine de olmadı.. eksi puan!!..
Orhan Pamuk neden tarafımdan sevilemiyor ki ? yazıları mı kişiliği mi ?? birbirini tetikliyorlar mı??bilmiyorum!!
Ama bu eksi puanı değiştirebilmek ya da daha da eksiye indirebilmek için yarım bıraktığım kitaplarını okumaya karar verdim..

Bu kişilikten bahsederken okunan kitaplardan biri de BABA ve PİÇ!!.. Elif Şafak canım ciğerim ben seni tek geçerim.. bir nefeste okuyorum kitaplarını ..  I love You Elif Şafak.. LOVE demişken..

3. kitap ise son zamanlarda yaşadığım bazı olayların yüzüme bir şaplak gibi inmesini sağlayan yine Elif Şafak: AŞK!!

“On Dokuzuncu Kural: Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin. Yakında gül yollayacak demektir.”

sanırım bitti yazmak istediklerim!!
Bir süre daha olmayabilirim :=)

Dün geceki ilk: artık gece uyurken de bez takmamayı becermeye başladık!!.. sevgili .P.ri.m.a artık sana ebediyen elveda!!
img_9261 img_9262
Bu sabahki ilk/ler/ Çengelköy salatalığımız ve Osmanlı olmayan ama ne cinsi olduğunu bilmediğimiz muhtemelen manavlardaki çilek irisi cinsi çileklerimiz ilk mahsüllerini verdi!! çok heyecanlıyız. Her akşam kendilerine gereken ilgi ve şevkati gösteriyor her sabah büyümelerini bekliyoruz ailecek. Bu arada maydonoz,dereotu ve rokalar da çıktılar, biberlerin çiçekleri patladı..harika!!yaşasın balkon bahçeleri!!.. hmm unutmadan söküp atmadığımız hanımeli bize ödülümüzü verdi: deli gibi pembe sarı beyaz çiçekleri patladı ve balkon mis gibi kokuyor. Gereken özen hanımeliye de gösterilmeli bu sene!!

tamam artık şimdi gerçekten bitti.

Bu Yazılar Da İlgini Çekebilir

23 Yorum

  1. Nesteren dedi ki:

    ahh şükür pamuk amcanın kitaplarını okuyamayan biri çıktı. Benim Adım Kırmızı’ya başlamamla kitabı kitaplığın derinliklerine saklamam bir oldu.
    birde bu blogculuk nemenem (yanlış yazdım galiba 😛 ) birşeydir. çok özlüyorum ben bu 2yaş civarı tayfayı.
    erin olsun, dante olsun, arel olsun,
    efeden hiç ses seda yok zaten.
    hayat sizin, zaman sizin bana bk yemek düşer daha çok yazın diyemem de ne bileyim özlüyor insan 🙂

    • AyçA dedi ki:

      Aman iyi bende ben tekim sanıyordum:=)
      Benim de yazmadığım zaman bir haftayı geçerse ellerim kaşınıyor ve kendimi sürekli kafada birşeyler yazar çier buluyorum:=) öle menem bişrşey işte bu blog bence 😛
      Teşekkür ederim ayrıca 😉

  2. 241, 9, 56. Ayça’ cigim, bu rakamlar nedir biliyor musun? Ben bunu yaziyorkenki Toplam okunma, su an okuyanlar ve bugun okunan istatistiklerin. E bu da senin arkandakiler sanirim:)) Usengecligi birak!! Saril elinde kacinci gecici bilgisayarinsa.
    Sevgilerimle,
    Elif

    • AyçA dedi ki:

      Elifcim teşekkürler:=) olay üşengeçlik değil vallah billah !!.. zamansızlık..
      Irazcım belli bir zamanı yok diye biliyorum o tip otların.. bir dene bakalım şimd.. tohumdan çimlendirdik biz sadece naneyi fide ektik. uzun saksılar daha iyi gibi (bence) ama inan teknik bir bilgi ile yapmadım ben Alpay’ın tecrübeleri ile ilerledik:) uzun ama çok ince olmayan saksılara ektik hepsini.. elif Şafak 2 kitabı daha var okuyacağım.. ve zaten hep hissediliyor bence o kendinden geçmiş başka boyut halleri ve ben bunu seviyorum;)
      Serapcım resimdeki evet gerçekteki hayır.. bu yazıya hatta yeme depresyonumu bile yazacaktım da vazgeçitim: kendime acıyor gibi hissettim 😛 detayına girmeyeceğim ama verdiğim 5 kiloyu geri bile almış olabilirim 🙁 kışa kadar zayıflayacağım ama.. hatta bir ama daha : nasıl bilmiyorum!
      Neslicim evet yazlığa gidiyoruz ama o tarihte burada olacağız ancak benim bir çekimim var saat uyarsa ki akşam üzeri gibi olacak o zaman orada oluruz tabii ki .. niye yine ?? geçen sene vardık yahu:=)) bu sene de oluruz 😉

  3. Iraz dedi ki:

    e he e he, ben hemen yazarım o zaman yorum :)) ben de bu Masumiyet Müzesi için “uzatılmış” kanısındayım, zaten biliyorsun..Da bunu yorumlamayacağım şimdi, sen yazmışsın herşeyi süper..
    Ama maydanoz, biber ve roka!!!Nerden başlamalı, ekmek için uygun mevsim var mıdır? Bildiğimiz ince uzun saksılar uygun mudur, hani şu cam kenarlarında kullanılan cinsten? Bak ne kadar bilmiyorum bu işleri..ama çok istiyorum..
    Bir de Elif Şafak..Ben de su gibi okurum kendisini, ama Bilgi’de okuduğum zamanlarda okulda kendinden geçmiş gezinir halleri bana başka bir boyutu ve başka bir olma halini çağrıştırırdı..Ben “Aşk” dahil okudum tüm kitaplarını, “Aşk” ı haftaya yazacağım (2. bloga), ama bana biraz eksik geldi, yani o kadar kolay değil ki ruhani değişim, Ella’dan bahsediyorum..Neyse neyse..Daha da yazsam “post” olacak..
    Erinciğimin yeni halleri hayırlı uğurlu olsun :))

  4. Resimdeki Ayça zayıflamış mı?

  5. nesli dedi ki:

    yazliga mi gidiyorsunuz,13 haziranda ist da olmayacak misiniz yani,oglumun gec kalmis dogumgunu yine issiz mi olacak Erinimin annesiiii?

  6. esra dedi ki:

    yaa hele şükür her gün bakıp duruyorum niye yazmıyor acaba diye yoksa bişeyler mi oldu acaba??
    yok yok bir sen değilsin Orhan Pamuk biçok kişinin içini daraltıyooo Benim Adım Kırmızı’dan sonra almadım elime kitaplarını..
    yaa çok ilginç Tunam doğmadan önce biber ekmiştim ama sadece 1 tanecik tohum o tohum yeşillendi ama şu zamana kadar hiç ölmedi büyümedide yani çok az.. sizinkiler meyva bile vermiş.
    Benyanındayken bile oğlumun yetemiyorum, yeterince ilgilenemiyorum diye içim içimi yiyorken senin bunları düşünmen çok doğal olmalı Erin’in bu hallerini biz nasıl atlatacağız bakalım..
    sizi çok seviyoruz ayrılmayın uzun süre aramızdann

  7. Banu dedi ki:

    merhaba, siz bu ölüm olayına değinmişken bende bu konuda kısa bir bilgi vermek istiyorum. evet çocuklar biz yetişkinlerin algıladığı ölümü en erken 8-10 yaş gibi algilayabiliyorlar. o zamana kadar ise ölüm kavramı onlar için geri dönüşümlü, yani ölüp ölüp yeniden dirilmek gibi birşey.onlnarın bu düşüncelerini izledikleri çizgi filmlerde desteklemekte. en basiti tom ve jerry. hatirlarsınızki nerdeyse tüm bu filmlerde kahramanlar ölüp sonra tekrar canlanmakta ve hiç birşey olmamış gibi hayat devam etmekte. işte çocuklarda aynen böyle zannetmekte, bu nedenlede bu yaş grubunda çocuklarda kazalar ve hatta malesef ölümle sonuçlanan kazaların (pencereden, balkondan, ranzadan vb. uçmak isteme maksadıyla atlamalar ve buna benzer kahramanlık yapma düşüncesiyle bazı aktiviteler) görülme sıklığı hiç de az sayılmaz. bu nedenlerle bazı gelişmiş ülkelerde basit denilebilecek önlemler alınmış, örn: eğer evde küçük yaş grubu çocuğunuz varsa mutlaka pencerelere demir parmaklık takmanız gerekiyor. çünkü bu ülkelerde bebek ve çocuk ölümleri bizim ülkemizdeki gibi basit enfeksiyon hastalıklarından değil, birinci sıralarda ev ve trafik kazaları geliyor. onlarda bu şekilde önlemleri önemsiyorlar elbet. keşke böyle önlemler bizim ülkemizde de alınabilse.

  8. sebnem dedi ki:

    bak gene de sözümü ciddiye alıp nlp yapmışsın hem arkandaki orduyu da bir arkadaş yazmış daha ne ister insan..go go go
    bahçeyi tebrik ediyorum israrla benim behçeye de bekliyorum. bu arada orhan pamuk ahçı yazmış ya bunu araştırdın mı sanki ahçı da doğru aşçı da çünkü..
    aşk ın bütün kurallarını uygulamayı çok isterdim .
    başkasının gıyabında konuşmak kardeş eti yemek demekmiş ya,kendim hakkında bile konuşamaz oldum..hehehe
    bu gidişle görüşemeceğimizden bu sütunlara yazıcam artık
    öptum

    • AyçA dedi ki:

      Yok Esra birşey olmuyorda çok şeyler oluyor :=) bende eskisi gibi yazamıyorum istesemde.. 🙁 uzun süre yanında kalınca ve çokça beraber birşeyler paylaşınca şimdi o kadar çok olamamak sani yetersizlik duygusu veriyor bana..oysa ki yanında olanlar kendisiyle o kadar ilgililer ki .. bu annelik sendromu işte 😛

      Banu bilgiler için sağol.. dediğin gibi çizgi filmler hepsini çok etkiliyor..çok şükür bir tv merakı yok Erin’in yani bazen şükür bazen keşke olsa :=) göreceli biraz. Kendini pikacu sanıp ” pika pika ” diye balkondan atlayan çocuğu hatırlıyorum!! çok fena ..uyku konusunda bep dirilecekmiş gibi davranmıyorlar ama :=)))

      galat-ı meşhur lügat-ı fasihten evladır :))(bbunu aradım buldum bu arada 😛
      yani Şebnemcim “ah”tan türemiş AHÇI diye bir kelime yoktur ancak halk dilinde bu şekle bürünmüştür ve bu kabul edilmektedir ama türk dil kurumuna ahçı yazarsan anlamı yerine bkz. aşçı der ve gerçekten nobel ödüllü bir edebiyatçının halk dilinde kabul görmüş yanlış kullanımı benimsemesi bana garip geldi.. ki daha birçok imla hatası var hem bu kitapta hem diğer kitaplarında misal “öğleüzeri” ayrı yazılır ama hep birleşik yazıyor ısrarla..
      Şemsin kurallarını duvarlarıma yazacağım tek tek 😀 ezberleyip özümseyeceğim!! :=)
      bahçe davetini değerlendireceğim biliyorum farkınayım!! aklımda o bahçede Erin’in uyuduktan sonra kahve içmesinde 😛 ama fena sıkıştım bu aralar o bakımdan.. önümüzdeki iki haftasonu da olmayacağım:(

  9. BeyazTavsan dedi ki:

    Çok içten bir yazı. Bu arada çilek toprağa değerse hemen çürür. Ama toprakla arasına kendi yapraklarını yerleştirirsen, o zaman çürümeden büyütüp tadına bakabilirsiniz 🙂

  10. annevebebisi dedi ki:

    Bence de yasasin bahce 🙂 Ister balkonda, oster baska yerde 😀

    Ben hala, Murat Bardakci’nin ortaya cikardigi; Beyaz Kale romani ile Osmanli doneminde yazilmis bir roman arasindaki tesaduf otesi benzerligin nasil oldugunu anlamaya calisiyorum 😀

    Masumiyet Muzesini begenmemistim ben de. Aciklamasi cok uzun ama bence kotu bir calisma. Zaten bence bu tur konular cok subjektif, insan sever ya da sevmez, aslinda bu kadar basit :))

  11. bernacan dedi ki:

    Hahahh.. Bayağı kalabalıkmışız biz Orhan Pamuk okuyamayanlar yaw.. Sayende öğrendik Ayçacım. 🙂 Herkes Benim Adım Kırmızı’dan beri denemelerinin başarısızlıkla sonuçlandığını söylüyor, ben de Yeni Hayat’tan beri deniyorum. Kara Kitap’tan umutluydum aslında, çok methiye vardı ona. Ama o da olmadı. Hatta “yazıyormuş gibi yapıyor sadece” derim ben ona, senin aynı şeyi 3 kere yazmış şeklinde ifade ettiğin şeyi söylemek için.
    Gerçi ben Elif Şafak için de farklı yönde pek çok eleştiri sıralayabilirim ama.. Ben hep “kişiliksiz yazıyor” diyordum onun için de ki.. Aslında Aşk’ta açıkladı nedenini. İnsan aşktan önce ve aşktan sonra aynı kişi olmazmış ya..

  12. AyçA dedi ki:

    Beyaz tavşan çok teşekkürler bilmiyordum ve hatta acaba toprağa değince ne olur diye dün düşündüm :=) bakaacaktım sen önce çektin silahını 😛
    Esracım senin gibi geniş bahçelerde yetiştiremesek de deniyoruz işte 🙂 ama senin heyecanların ıo kadar iyi anlıyorum ki ..senden görüp “acaba patateste olur mu balkonda” diye düşünmeye başladım :=)) kitap konusunda haklısın: subjektif bir konu.. bende kendi fikirlerimi yazdım zaten :=) ama genelde çokçaymışız 😛
    Bernacan evet yaa korkarak yazmıştım şimdi bir sürü ” aa iğrençsin zavallı kadın orhan pamuk kim sen kim ukala ” gibi yorumlar gelir diye düşünmüştüm :PPP ama şaşırdım ki çok insan aynı şeyi düşünüyormuş Döndüm 3. kez kara kitap okumaya.. bakalım bu sefer bitirebilecek miyim ?? yeni hayatı sadece tek sayfa okuyuo 4 kere bırakmıştım :DD belki onu da okumaya cesaret ederim bu aralar yolculuklarım falz vaktim var bakalım.. bu yaz daha çok kitap okumayı hedefliyorum zaten. Elif Şafak AŞK ile aşmış zaten ne diyeyim .. tekrar tekrar okuyasım var.. hatta ondan sonra bir zamanlar beraber çalıştığım Konyalı öğrencilerin Konya ziyaretimiz sırasında çok değerli anneleri Emine Yeniterzinin verdiği Mevlana kitabını okudum.. başka planlar da girdi kafamın içine.. ama zaman var daha.. olmak için olmaya başlamak lazım bazı konularda.. ama dediğim gibi çokça şaplak yedim okurken kendime..

  13. Deniz dedi ki:

    Uzun süredir okuyorum sizi bugün merhaba demek istedim,benim kuzum daha 20.ayında ama 2 yaş sendromu şimdiden başladı diyebilirim.Uyku ile ilgili yaşadıklarınızı fazlasıyla yaşıyoruz,hatta arabalarıyla uyumaya ikna edebiliyoruz ancak,bazen uyuduktan sonra bile elinden alamıyorum arabalarını,gece uyanıp oynamak istemesi de cabası:)))
    Orhan Pamuk okuyamayanlardan biriyim bende,3 kitabını denedim artık denemekten vazgeçtim,birşey kaybettiğimi de düşünmüyorum açıkçası.
    Bu arada Gelibolu mu dediniz?Annem ve babam orada yaşar,benimde en sevdiğim kendimi huzurlu ve güvende hissettiğim sayılı yerlerden birisidir.Kimbilir belki karşılaşırız.Sevgiler…

    • AyçA dedi ki:

      Deniz merhaba.. sanırım aynı dönemler :=) ve geçecekler.. bu aralar (son 2 gündür) sabah 7 de uyandırıyorum Erin’i bu sebeple öğlenleri uykusu geliyor ve bir bir buçuk saat uyumasına izin verip kaldırıyorum akşam uykularına da daha rahat geçmeye başladı .. birazda uyumadan önce ışık kapat diş fırçala hadi masal oku ( bizde okunmuyor söyleniyor :=)) şarkı şeklinde ) derken sakinleşiyor.. bir de banyo yaparsa daha iyi tabii. biraz fark etti ama hala tüm bunların arasında “uyumıycam ben amaaa” diye arada mızlanıyor :=))
      Evet Gelibolu..kayın-annem ve babam orada yaşıyorlar yılın yarısı.. biz de yazın fırsat buldukça gidiyoruz.. bu yaz ben çokça olamayacağım ama erin2i göndermeyi planlıyorum.. kimbilir karşılaşırız.. şehir merkezindemisiniz ? sen de orada mısın peki tüm yaz ?_

  14. Gökşen dedi ki:

    Ayça özlemişim seni ve Erin’i… Eskiden özenirdim sana, günde 3 post 5 aktivite… şimdi sen de dışarıdaki yoğunlardansın, ama ben hala iddia ediyorum ki ev dışarıdan daha yorucu 🙂
    Ayrıca masumiyet müzesi okuyup okumama konusundaki git gellerime de farkında olmadan son veridiğin için ayrıca teşekkür ediyorum 🙂

    • AyçA dedi ki:

      Yok canım Gökşen :=))o kadar da günde 3 post giremezdim 😛 ama haftada en az 2 kere yazardım ve gün içerisinde çokça aktviteler üretirdim.. şimdi olmuyor yapamıyorum zaten eve döndüğümde de evdek işler birikmiş oluyor off yanii.. neyse sızlanmayacağım ben tercih ettim .. ama hem dışarısı hem içersi hem hepsi oldukça yorucu oluyor..

  15. Çiçek dedi ki:

    Canım,

    İlk olarak ve büyük olarak yazmak istediğim SENİ SEVİYORUM, SENİN ENERJİNE VE HAYATI YAŞAYIŞINA ÜSTELİK ANNELİĞİNİ DE EKLLİYEREK (YANİ BÜYÜYEREK VE BÜYÜTEREK)BAYILIYORUM.:)
    Orhan Pamuk bende de aynı hisleri uyandıyor o yüzden ben başka yazarlarla daha mutlu ve keyifli bir ilişki sürmeye devam ediyorum. ( Ne gerek var yani kasmaya 🙂 )
    Kilo konusunda da sana ( bende bu kış 7-8 kilo aldım ve artık Mayıs başında bir beslenme uzmanının programına başladım- şimdilik iyi gidiyor- son 6 aydır sürekli yediklerime takılmaktan ve sinirim bozuldukca abartarak yemeye devam etmekten alt üst olmuş bir psikolojiyle başladım. -yani senin ruh halini anlıyorum- ) beslenme uzmanını bana uyguladığı ve her hafta güncellediğimiz programa göre gün içerisinde 6-7 öğün besleneceksin. 2 saatte bir -en fazla 3 saat içerisinde- muhakkak bir ara öğün yiyeceksin.Böylece metabolizman hızlanacak ve sen kilo vermeye başlıyacaksın ! Sen zaten sen sağlıklı sebzeler, zeytinyağlılar yapıp yiyorsun senin bunu uygulaman çok kolay olur. Sana belki uygulamanı kolaylaştırır diye bir iki örnek yazıyım. Gerçi sen zaten biliyorsun eminim ama bazen böyle gaza gelmeler iyi oluyor-kendimden biliyorum 🙂 Ara öğün alternatifleri 3 kuru kayısı, yarım paket diyet bisküvi, 4 adet galeta-süt ya da ayranla, yarım simit, kepekli tost,yoğurt,10 adet fındık ya da badem… olabilir ana öğünlerde de muhakkak 1 dilim ekmek, yoğurt olmalı bunun dışında et hangisi olursa – 2 adet köfte- bir parça tavuk , hindi-ızgara balık… ve salata, sebze ya da zeytinyağlı…İstenirse aksam üstü 2 ara öğün yerine sütlü bir tatlı olabiliiiiiiir. Aksam yemekten sonraki ara öğünde meyva yerine 2 aksam 2 kadeh ŞARAP olabilir :)))))))- yani benim menüm böyle oluşuyor işte.Bu arada aksam meyva ya da şarap’ın yanında çay bardağı dolusu beyaz leblebi -mide asidini dengeliyor- Çok uzun yazdııııım biliyorum ama kendini kilo konusundna kötü hissetmeni istemiyorum-belki hoşuna gider diye bu kadar detaylı yazdım.
    Canım, seninde dediğin gibi önemli olan sağlık gerisi hallolur değil mi? ( Hatta boya bile biter belki ?- :))))) )
    Sevgiler.
    Çiço

    • AyçA dedi ki:

      Çiçoo Çiçooo.. sendeki enerji mi bendeki mi ?
      Bende SENİ SEVİYORUM biz her na kadar artık yolda görsek birbirimiz tanıyamaz hale gelmiş olsak bile ( bak sitem böyle edilir tamam mı!!:)) -sitem etmeyi ve edilmesini sevmem!! hayatlarımızın yeterince hızlı olduğunu bildiğim için mutlaka bir gün görüşeceğimizi biliyorum ve bu yazını okurken ne hissediyorsam hep aynı yerde olacağımı biliyorum!!! o yüzden seni seviyorum
      Kilo konusuna gelince: hatırlamazmısın be kardeş ?? IBMdeki günleri nasılda eriyip gidivermiştim ben!!.. dön bak IBM fotolarına!!.. şimdi o pantolonlar alt bacağımdan geçmiyor neredeyse :S bir IBM mi lazım bana bilmiyorum vallah.. boyada biter taşınmalar da evlenmeler de ev kurmalar da.. hatta bak doğurmalar da büyütmeler de.. hepsi bitiyor.. ay çok duygu seli oldum.. boyan bitsin görüşelim mi ?? 😀

  16. Güneş dedi ki:

    Yeni mahsüllerin hayırlı olsun 🙂 benim imkanım yok bende grupta konuşulan Pınar Hanımın ürünlerini deneyeceğim, resminize bayıldım, bende fotoğrafçılık kursuna gitmek istiyorummmm ilk fırsatta 🙂

    • AyçA dedi ki:

      sağol güneş. tabii Pınar hanımla yarışamam kendi çaapımda birşeyler yapıyorum 😉
      tabii kursa git.. hatta bak ben şu anda (çeşitli amaçlardan dolayı) muammer yanmaz temel fotoğraf atölyesine gidiyorum :)hayatımın 3. temel fotoğraf eğitimi olacak..sonunda bu eğitimlerin sergisini açacağım 😛


Önceki yazıyı okuyun:
Erin-Log-lar

- Alimmiyim? - Gidimmiyim?? -Yapimmiyim? -İçimmiyim? Alabilir miyim?? - Gidebilir miyim? - Yapabilir miyim? - İçebilir miyim?? - İçicemdi -...

Kapat