No public Twitter messages.

Gazeteci arkadaş bizi Pandül sitesinden bulmuş. Pandülde adımızı aratırsanız neler yaptığımız ya da nasıl yaptığımızla alakalı bir sürü veriye ulaşırsınız. Pandül’ ün manifestosunda ve bir sürü dergide çıkan yazılarında da bilgi paylaşımı ve  toplumsal hafızaya, toplumsal kültüre kayıtlı etkide bulunmak amacı ile kurulduğu yazar. Telefondaki ses “ben sizinle röportaj yapmak istiyorum” deyince bunlar konusunda bilgi sahibi olduğu fikrine kapıldım.
Buluştuğumuzda sorduğu sorulardan kısa sürede bilgi sahibi olmadığı ve  araştırma yapmadığı ortaya çıktı. Ağırlıklı olarak doğa sporları konusunda konuştuk. Bu arkadaş adrenalin sporları yapan en iyiler peşinde idi. Bizde bu sporlarda adrenalinin korku demek olduğunu, korkan kişinin de ölüme yaklaşmış olduğunu bizim aradığımız şeyin bu olmadığını anlattık ayrıntılarla. Bu konuyu sonra ayrıntılı anlatmam gerekli sanırım. En azından kendi medyamızda işin doğruları ile ilgili bir kayıt olmalı.
Neyse.
Bir sürü açıklama faaliyet ve konuşmadan sonra Erinle yaptığımız faaliyetleri de anlattık.
Ben Erinle yaptığımız gezilerin daha ilginç olduğunu söyledim. Bu da şehir yaşamında çocuklarımızla alışveriş merkezlerinde ve teknoloji çağı korkuları ile ne hale geldiğimizi göstermekti. Belgrat ormanına bile gitmekten korkar hale geldik. Problemleri şehirli gibi düşünerek doğru değerlendiremiyoruz. Keneden korunmanın çok kolay yolları vardır. Çevrenizi gözlemlemelisiniz. Neyse bu da başka bir post meselesi. Kırım kongo kanamalı ateşinin ilacı yok tamam. Çatıdan kafanıza düşen halı ya da kiremidin ilacı var mı? Nerden geldiği belli olmayan bir kurşunun ilacı var mı peki? Ya da alkollü bir geri zekâlının arabası ile kaldırımda üstünüze çıkmasının? Bunların da ilaçları yok. Ama tehlikeyi göze alıp her gün dışarı çıkıyoruz. Peki, neden kırım kongodan dolayı ormana gitmiyoruz?

Çocuklarımız bizim yanlış  ele alınmış korkularımızla büyüyor. Sonuçta ortaya çıkan çocukları da tabii hangi kategoriye koyacağımızı bilemiyoruz. Sonra “hiçbir şey sevmiyor sadece bilgisayar oynamak istiyor, bu çocukta böyle ne yapalım” diyoruz. Kabul edelim onları biz bu hale getiriyoruz.

Biz bunların farkında olarak Erin’e başka bir bakış açısı kazandırmaya çalışıyoruz. Doğa her şeyin anasıdır. Ondan vazgeçmek kendinden vazgeçmektir. Ormanı ilaçlamak yerine keneleri yiyen sülün popülasyonunu arttırmanın yollarını bulmalıyız. İşte gerçek akıl.

5 aylık bir çocukla doğa içinde kamp yapılabileceğini, 1,5 yaşında bir çocukla dağa gidilebileceğini. VS. anlatıyoruz ama bunun sonucunda medya insancığı o ender zekâsı ve düşünme biçimi ile “tehlike mi, bize bir şey olmaz” gibi bir başlıkla konuyu sulandırıyor.
Altında yazdıklarında ise bütün olmayan, konuyu bilmeyenlerin bilgi edinemeyeceği, kendini geliştiremeyeceği, magazinel gazeteye çıkmaktan mesut gibi görünen bir aile profili çıkıyor.
İşte gazeteci arkadaşa kızdığım konu da budur. Bir konunun içeriği bu kadar nasıl boşaltılır? Nasıl ruhsuzlaştırılır? İçinde çocuğunuzun ve kendinizin yaşam kalitesini arttırmak için muhakkak (ne olduğu önemli değil, yürüyüş bile olabilir.) doğa sporları ile ilgilenmelisiniz mesajı nasıl uçurulur?

Yazarın notu: Kalabalıkların olduğu çok ilgi gören yerler doğa sayılamaz. Polonezköy’e gitmek size bir şey kazandırmaz.(başka bir post konusu). Kalabalığın getirdiği negatif pislik doğa tarafından nötralize edilemez. Dedim ya başka post konusu.

Zaten atv, kanald vs televizyonları, sabah, millliyet, star gibi gazeteleri hiç ziyaret etmem. Ama ulaştıkları kitle itibarı ile burada bu tür haberin iyi olabileceğini düşündüm. Bu medya kuruluşlarının kitlesine olan saygısının ve yöntemlerinin bilinmesi amacı ile de bu postu yazdım.

Kulağınıza kar suyu kaçırmışımdır umarım.
Alpay Ogus

Bu Yazılar Da İlgini Çekebilir

Alpay  Oğuş

2 Yorum

  1. askin dedi ki:

    🙂 aciklamalar icin tesekkürler alpay, bende bir acayiplik var bu yazida demistim ama hangi kosullarda yapildigini vs bilmeyince.. neyse. En cok da ilgimi ceken “adrenalin demek ölüme yakin olmak demek, biz bunu istemiyoruz” la “bize bise olmaz” (alintilar birebir degil) in yarattigi aciklamaya muhtac bosluktu. Ama su adrenalim degil aradigimiza dair de bi post yazsan firsat bulup harika olur! Veya varsa hazir bir yazi link yollayabilirsin. Sezgisel düzeyde kalmasini istemiyorum, anlamadim demek yanlis ve haksizlik olur ama daha iyi anlamak istiyorum:) Tesekkürler

  2. asli budak dedi ki:

    Valla blogu okuya okuya, gazetedeki yazıyı hiç te onların anlattığı biçimde anlamamaıştım zaten:))


Önceki yazıyı okuyun:
Star Gazetesi Pazar Eki- 30 Ağustos 2009

Magazinel basının nasıl çalıştığına ufak da olsa şahit olduk :=) Geldiler, biz gittik, vakit harcadık, bööyylle yere uzanmalı acayip fotoğraflar...

Kapat