No public Twitter messages.

Gözümde uyku, yol yorgunu tatil sarhoşu:
çamaşırlar mı önce yıkansın
evin tozu mu alınsın
herşey bırakılıp evin özlenen kokusu içe mi çekilsin
bloglar mı gezilsin
e- mailler mi silinsin
alınan 3 kilonun hesabı yarın sabaha mı bırakılsın
Erin’in hala akamayan minik burnunu nasıl açarım diye kara kara mı düşünülsün
Eve gelince dönencesine hayran şaşkın sevinçli duygulu ağlamaklı ve gülen gözlerin bir kare fotoğrafının alınmadığına mı yanılsın
yarın sabah evde yalnız uyanılacağına mı hayıflanılsın
ne yapılsın ne yapılsın?
En iyisi gidip bir güzel temiz uyku çekilsin..

** Home Home Sweet Home ola ingilizcesi 🙂

28 Haziran 07 Perşembe
Gelibolu için Salı akşamı yola çıkmaya karar verdikten iki gün sonra evin üst katında sağımda oğlum yatarken yazma gücünü bulabildim kendimde.
Dün son senelerin en sıcak Haziranı yaşandı.. burada olduğumuz için şanslıydık sanırım, arada bir denize atıp kendimizi ısı düşürdük, evde olsaydık herhalde ben geçireceğim ayılma bayılma ve de sinir krizleri sonucunda artık azalama değil suyunu çekme ayarına gelirdi sütüm. Son günlerde buna kafayı oldukça takmış durumdayım;ilk 6 ay sadece anne sütü verme takıntımdan olsa gerek “ya veremezsem”korkusu ile sütümü kaçırıyorum farkındayım, biraz daha rahat olmayı öğrenmem lazım. Hem şimdiye kadar yetti hemde bundan sonra hiç sütüm olmasa 1 ay daha yetecek süt stokta var.. eh sonrada 5. ay geliyor daha ne isiyorum.. ama galiba bu “yetememe” duygusu yaratıyor insanda.. olmadık her şeyi yiyip içmeye başladım üstelik yoga yapmayı da bıraktım son 3 haftadır.. korkarım kilo alacağım.. her neyse tatil içinde yine gidip sütüm konusunu yazıyorum .. bravo bana…
Daha önceleri buradan bu kadar keyif aldığımı hiç hatırlmıyorum; ne denizi bu kadar keyifliydi ne havası ne suyu..3 günden sonra kalkıp gitmek gerekiyordu.Hayır burayı sevmediğimden değil, sabit bir yerde kalmaktan özelliklede “yazlık” kavramından hoşlanmadığım için yola devam etme isteği  hep ağır basıyordu.. şimdi burası başka bir keyif.Gündüz uyanıp kahvaltı edip oğlumla sabah duşları yaptıktan sonra güzel bir öğle uykusu ve sonrasında akşamüzeri 5 çayı ve her saat başı neredeyse gidip yüzmek sanırım son ayların yorgunluğuna oldukça iyi geliyor.
Erin için burası harika oldu.Zavallım İstanbulda benimle bütün gün evde, ben artık yorgunluktan ve sıcaktan bayılmış olduğum için fazla eğlenemeden vakit geçiriyordu.Eh tabii İstanbul apartman insanlarıyız, bir bahçemiz yok ki atalım bir hamak yatalım üzerinde bir hava alalım.Zerzavatçı ve de belediyenin sinek ilaçlama arabası sesleri kapsamında bir yaz geçmekte evin içersinde 90 metrekare arasında,üstelik okulu tatil olmuş başka oynama alanı olmayan bir sürü çocuğun sokaklardan yukarı yükselen sesleri bonus!!
Şimdi burası sessiz.. evet sivrisinekler dolu ama Erin annennesi babaannesi ve dedesi üçgeni içerisinde o kucaktan bu kucağa dolanıyor.Sürekli onunla aynı enerji ve güçle ilgilenen biri var.Biri yorulsa ötekisi alıyor.. minik meleğim zaten çok uslu, herkese gülücükler agular gugular.. hepimizin keyfi yerinde açıkçası buralarda.. aslında keşke bütün yazı burada geçirsek diyede düşünmüyor değilim.. eh tabii bende ekmek elden su gölden: ev temizlemek yok, akşama ne yapsam yok, çamaşır as topla ütü yerleştir yok.. iki pantolon iki t-shirt.. birini yıka birini giy şeklinde hayat devam ediyor.. Erin’i emziriyorum Erinle uyuyorum Erinle uyanıyorum oğlumun hiç streslere girmeden her saniyesinin tadını çıkartıyorum.Bütün bunları sağladığı için son derece büyük bir alkış ve kocaman bi teşekkür hak ediyor: Sevgilim herşeyim Alpay..
Erin burada hızla büyüyor burada sanki.. ellerinden tutunca kendini kaldırıyor oturmak istiyor daha da fazlası ayağa fırlatıyor kendini.. bilmem belki de artık deniz ile tanıştığı ve de minik mavi mayosu ile cıp cıp ayaklarını suda vurmaya başladığı içindir..hem de hiç korkmadı hem de su çok sevdi hem de denizden çıkınca gülücükler atıyor…

30 Haziran Cumartesi..
Çok yorgunum…Erin ilk ateşli gribini geçiriyor.Dün akşam üzerinden beri hafif öksürüyordu.Herkes numara yaptığını söylesede ben onun öksürdüğünü biliyordum.Anneler bilirmiş derler ya ben hissettim ufak bir hastalık başlangıcını.Bu sabah uyandığımızda 37,3 ateşi vardı.Bütün gün 37 seyretti.Şuruptu bitki çayıydı derken bu akşam sonunda ateşi düştü.Esas sıkıntılı olan kısmı ise ilk nezlesini yaşıyor olması.Burnu tıkalı, sağ gözü akıyor ve kıpkırmızı. Burun damlası biraz işe yarasa da işte bildiğimiz soğukalgınlığı ve Erin’in bu dünyaya artık alışma sürecinin çok ciddi başladığının bir göstergesi.
İşin ilginç tarafı iki haftadır salyaları akmaya başlamıştı ve ben dalga geçerek “hehe oğlumun dişi 4 aylık gelecek galiba” diye dolanırken son 3 gündür ne bulsa ağzına sokup dişetlerini kaşıdığını fark ettik.Salyaları da artmaya başladı ve belkide bu aslında bir soğukalgınlığı değil diş çıkartma öncesi sıkıntılarını başlangıcı olabilirmiş.Hem annem hem kayınvalidem hem de doktor aynı şeyi söyledi.. Hepsi bir yana en korkuncu ben anne olduğumu hissettim bugün.”Sen bana ver hastalığını sen iyi ol cümlesini” dudaklarımdan dökerken Erin hissetmesin diye gözyaşlarımı içime akıttım.Sanki ben ağlarsam o güçsüz kalırmış gibi geldi sanki ben güçlü olunca o iyileşecek hemen ateşi düşecek burnu açılacak.. Allah daha büyük hastalık vermesin ama bende gribim iki gündür ve her yerim ağrıyor burnum tıkalı ama ben derdimi söyleyebiliyorum .. benim minik prensim çakmak çakmak gözleriyle ben konuştukça gülmek için kendini zorluyor ve ben onun bu güçlü duruşunda hiç bir şey yapamadan ona bakıyorum evet alt tarafı hafif bir grip ama böyle dramatize oldu içimde işte.. Sanırım geçen akşam şu en sıcağı yaşadığımız akşam odada vanilatörü açtığımızda minik adamımı hasta ettik biz.. diş sıkıntısı ile de birleşince böyle oldu.. daha dikkatli olmak gerektiğini öğrendim.Benim minik masum meleğim şimdi sağımda ellerini teslim etmiş ateşi düşmüş olarak uyuyor.Umarım aynı şekilde uyanır gece..
Benimde biraz uyumam ve dinlenmem lazım.Hoş bütün gün uyuyorum burada..Erin öğle uykusunda ben yanında Erin akşam üzeri uykusunda ben yanında.Kısa şekerlemelerinde ben yemekte.. Uyuysunda büyüsün Ayça şeklinde bir tatil geçiyor.Bütün o sıcaklardan sonra hava da bozdu, ne denize girebiliyoruz ne güneşlenebiliyoruz..eh madem öyle karpuzun bostanda yatmasını örnek alalım dedik ..

02 Temmuz Pazartesi
Erin bugün itibari ile artık iyileşti.Burnu sabah kalktığımızda biraz tıkalıydı ama Gifrer saolsun son bir iki damla ile açtık minik buruşunu oğlumun.Çok rahatladım.Başka bir açıdan aslında bu kadar hafif atlatması iyi bile oldu,vücudu bir hastalık ile tanıştı.Bardağa dolu tarafından bakalım..
Bana gelince:Son derece sıkılmış durumdayım; burası hayallerimdeki gibi olmadı. Hayallerimde tatiller hep gitmeli, bir yerlere demir atmamalı olduğundan bu kadar uzun demir atmış olmak beni dinlendirmek yerine daha fazla yormaya başladı.Üstelik hava kötü, üstelik deniz berbat yani en azından İstanbul’da bir iki arkadaşımı görebilme şansım var, bilgisayarım ve medeniyetim var. Burada olmanın denize giremedikten sonra hiç bir anlamı yok..”uzanmışım kumsala güneş damlar içime” şarkısı cdlerde İstanbulda kaldı…
komün halinde uzun süreli yaşamanın verdiği gerginliğin anti-parantezini açmayacağım;bu dünyamın ayrı bir sorunsalı..
Birkaç gün daha dayanmak gerekecek sanırım.
Dip Not- Ek Not : geçen sene 30 Haziranda burdaydım ve Erin’den haberim yokken Erinde benimle beraber buraydı 😉

05 Temmuz Perşembe
Şafak 1. Tamda giderayak hava,deniz,moral herşey düzeledi;hep tatillerin bitimine yakın böyle olur değil mi..
Yazıma bir deniz arası verip geri döndüm 😀
Erin burada her saat büyüyor sanki.
İki gün önce sabah uyandığında yatakta oynaşırken bir baktım küçük adam döndü,inanamadım.Normalde elimi tutarak dönüyordu ama bu sefer kendi başına döndü.Şimdi her dakika dönsün diye bekliyorum ama beyim kucakta dolaşmaya o kadar alıştı ki yattı mı ayağa kalkmaya çalışıyor.Tabii burada 5 kişi, biri yoruldu mu ötekisi alıyor bakalım İstanbul’a döndüğümüzde ben evde tek başıma ne halt edeceğim.
Bir başka ilk doktorumuz duymasa iyi olur ama bugün Erin’e şeftaliyi ezip suyunu verdim.Ağzını burnunu şapırdata şapırdata yedi,ben verdikçe dudaklarını uzatıp” uuu”diye bağırarak istedi.Benimde çok hoşuma gidiyor ona başka başka tatlar tattırmak ama yapmamam gerekiyor galiba :))
Bu sabahta hava ve deniz düzelince Erin’i uyanır uyanmaz denize götürdük.Bugün artık boynuna kadar girdi denize.Hiç sesi çıkmıyor.Denizin yüzeyindeki dalgalanmaları seyrediyor ve eve gelince havulusunu açar açmaz kahkahalar atıyor.Balık burcu olmasının bir alakası var mı acaba ?? :))
Yine bana gelince;Erin her saat büyüyor,bende büyüyorum.Benimkine büyümekten çok semirmek deniyor.Gelsin börekler gitsin mantılar.Arada dondurma sütlaç. Hah birde bira içmeyede başladım malt tabii süt yapar ..:) mis gibi kilolar bedene yapışıyor.. 🙁 Diyet de yapamıyoruz .. bakalım nasıl olacak.Ama kararlıyım,artık belimde ağrımadığına göre döner dönmez yogaya başlamalıyım..

Bu Yazılar Da İlgini Çekebilir

10 Yorum

  1. sabahnur dedi ki:

    hosgeldinizzzz.. Gözümüz yollar da kalmıştı.. Maşallaah Erinciğe,dönmeye de başlamış.. Ne çabuk büyüyorlar ya…

  2. köşenin delisi dedi ki:

    Hoşgeldiniz, özlemiştim yazılarını okumayı. 🙂
    Erinciğe geçmiş olsun…
    bi de…yoga yaptığın zamanlarda, haftada kaç gün-kaç saat yapıyosun ayça?
    İkinizi de öptüm, Erin’i accık fazladan öpsem olar mı? 😀

  3. Hülya dedi ki:

    Hoşgeldiniz Oğuşlar 🙂
    Tatiliniz biraz iyi biraz kötü geçmiş gibi ya da perşembe ve pazartesi günlerini farklı kişiler yazmış gibi duruyo. Erine çok iyi gelmiştir eminim bol temiz hava ve deniz. Balık burcu tabe sevicek suyu ne şekerdir mavi mayosuyla denizde fotolarını bekliyoruz.

  4. AyçA dedi ki:

    Hoşbulduuukk.. bende buraları özledim :))
    Sabahnur yaa sadece o gece döndü 🙁 bir daha kendi kendine dönmedi .. bekliyoruz..
    Elif bende özledim senin yazılarını ilk fırsatta senin bloga uçacağım ..İstediğin kadar öp herşey karşılıklı biliyorsun.. Toprak da artık öpülesi kıvama gelmiştir:p Ben haftada en az 5 gün ve her gün 20 dakika yapıyorum yoga. eğer fırsatım olursa haftasonları da yapmaya çalışıyorum yani hafta içi her sabah 20 dakika
    Hülyam halam .. vallahada ikisinide ben yazdım ama İstanbulun havası gibi benimde havam hiç belli olmaz biliyorsun 🙂 Şaka bir yana Erin hastalanınca benim moral dşbe vurdu neyseki sonradan toparladık ve buraya moralli döndük 🙂 en kısa zamanda fotolarla karşınızdayız..da kanımca cennete gideceğiz biz hani yüznüzü görsek diyorum artık ..unuttu seni oğlum heee

  5. Hülya dedi ki:

    1 haftada ben yokum bu akşam uçuyorum ne getireyim yeğenime kızıldenizden, bulursam ona göre bi dalgıç t-shırtü alayım. Bahçedeki kayısılar nasıldı ? 🙂

  6. AyçA dedi ki:

    :)) ohh ohh .. hadi bakalım iyi yolculuklar.. bi ağrının tepesinde bi kızıldenizin dibinde … allah versin ablacım yaa 😛
    Bulursan al o zaman . .
    Kayısılarda ayıptır söylemesi – yerken hiç ayıp değil söylerken neden oluyor bilemem zaten – pek güzeldi ama ağaç bu sene az meyva vermiş.. ancak orada yedik işte.
    Hadi bakalım iyi dalışlar.babası Emler Zirve taşı getirdi nazar taşı olacak sende belki Kızıldeniz taşı yürütürsün denizin dibinden .. hani iizin vermiyorlar biliyorum ama.. :))
    Öptükk

  7. Anne ve Bebisi dedi ki:

    Canim benim,
    Bir sure ara vermene uzuldum ama kendine zaman ayiracak olmana da sevindim. Biraz kafani dinle, nefes al. Seni ve Erin’i ozleriz ama cok uzak kalma bizden cabuk don:) Bomba gibi donun OK?

  8. Didem dedi ki:

    kiloları hiç kafana takma inan emekleme evresine geçtiğinde yemek yemeğe vaktin bile olmuyor.Şimdi fütürsüzca yemek yemenin tadını çıkart. Emekleme döneminde yumurcaklar muhtelif yerlere girmeye meyilli olduğu ben akşama kadar bir çay içip 2 buskuvi yediğimi bilirim.İnan belkide o kilolara ihtiyacın vardır.Ben doğuma 82 kiloyla girdim. 6 aylıkken Bora 68 oldum hiç diyet yapmadan ve yine diyet yapmadan 1 yılın sonunda 60 kiloya indim.Şİmdi diyetle 60dan aşağı inmeye çalışıyorum.

    Bozma hiç moralini sütü hele hiç kafana takma tosuncuk gayet iyi , verirsin sen sütünü hiç ama hiç yetmez diye düşünme.

    Gez toz eğlen ,seni zorlu bir dönem bekliyor. O yüzden pek evde oturma git ev gezileri yap, parklara git inan parkta konuşmak bile insanın moralini çok düzeltiyor.

  9. AyçA dedi ki:

    Esraa.. döndüm bile :)) bak dayanamadım ..
    Didem biliyor musun aslında kilo almamışım :)) bu sabah tartıldım.. aynı gittiğim gibiyim.. sanırım bu emzirmek işe yarıyor vermiyorum ama bu kadar yemeye almıyorumda.. aynı kilolarla başediyoruz :)) bakalım bende Erin 6 aylıkken 68 olabilecekmiyim 70im çünkü 🙂 bugün Erin uyansın atacağım kendimizi sokaklar vuraccağım dükkanlara:))
    Teşekkür destek için..

  10. yabaneriği dedi ki:

    küçük balık o..nemo nemo…


Önceki yazıyı okuyun:
Ada Vapuru Yandan Çarklı

Eskidenmiş ada vapuru, biz vallaha rahat rahat deniz otobüsüyle yarım saatte gittik.Bebek hayatı değiştirmezmiş : Yalan!!! aman ya huysuzlanırsa şimdi...

Kapat