No public Twitter messages.

İnsan doğumdan sonra yaşamayacağım dediği bir çok şeyi yaşıyor özellikle evliliğinde! Anne her şeyden önce korkunç bir hayat değişikliğine giriyor, hormonlar zaten bir aşağıda bir yukarıda, tüm hayatı karışıyor gecesi gündüzü hepsi. Bu arada her kafadan ayrı sesler yükseliyor bunaldıkça bunalıyor insan. Hepsinin içerisinde anne kişi sanki suçlu kocasıymış gibi bir tavır sergileyebiliyor. Aşmak kolay aslında tek anahtar : KONUŞMAK. Daha fazla uzatmayayım. Ek’teki yazıda çok güzel anlatmış.
———————————————————————————————————-
Üye olduğum listelerden birinden gelen bir yazı.
Doğumu takip eden ilk iki yıl içinde karı-koca arasındaki problemlerde ve tartışmalarda artış gözlenebilirmiş. Tam da bu noktada eşlerin evliliklerine sahip çıkmaları, evliliğin geleceği ve çocukların sağlığı için hayati önem taşırmış.:)

 

ÇOCUKTAN SONRA DA MUTLU KARI-KOCALIK İÇİN 10 ÖNERİ

Bir çocuk sahibi olmak bir taraftan duygusal tatmini ve güzellikleri tartışılamayacak kadar çok, hayatın en muhteşem yaşantılardan biridir. İki insan, mutlulukları ve sevgileriyle besleyebilecekleri, paha biçilemez değerde bir varlığa ortak sahip olurlar. Diğer taraftan çocuk sahibi olmak kadın ve
erkeğin hayatına öyle çok kaygıyı, korkuyu, sorumluluğu, yorgunluğu, karmaşayı ve değişimi beraberinde getirir ki, bunlarla baş etmeyi öğrenmek zaman alır.
Gerçekte çocuk sahibi olmak öyle bir hayat olayıdır ki, neredeyse hiçbir hayat olayı insan yaşamında bu kadar köklü değişimlere yol açamaz. Çocuk sahibi oluşla birlikte kadın ve erkeğin hayatı, iyisiyle ve kötüsüyle, bir daha asla eskisi gibi olmaz. Evlilik yaşamı da bu değişimlerden fazlasıyla nasibini alır.
Özellikle doğumdan sonraki ilk iki sene şanslı olan karı-kocalar “bize neler oluyor” diye kendilerini, eşlerini ve evliliklerini sorgulamaya başlarlar. Şanssız olanlar ise çocuğun doğumundan sonra fark edemeden birbirlerinden uzaklaşırlar.

Kadın hamile kalmasıyla birlikte çok yoğun fiziksel ve duygusal değişimleri aynı anda yaşamaya başlar:

Karnında büyüyen canlının sağlığıyla ilgili düşünceler bir anda her şeyin önüne geçer. Başlıca öncelik bebeğe aittir. Doğumu takip eden ilk birkaç yıl, bebek ve bebeği ilgilendiren konuların dışında kalan her şey arka plandadır.

Pek çok kadının ruh halinde, hamilelikte ve anne olduktan hemen sonra anlık ve keskin iniş çıkışlar gözlenir. Bir an çok mutluyken, kısa bir süre sonra ağlamaya başlayabilir.

Kadının annesiyle ve ailesiyle, eşiyle, arkadaşlarıyla, kariyeriyle ilişkisi farklılaşır, yön değiştirir.

Annesiyle ilişkisi sadece anne ve kız ilişkisi olmaktan çıkar ve anne ile başka bir annenin ilişkisine dönüşür. Hamilelikte ve doğum sonrasında, kadının eşinden daha fazla konuştuğu ve görüştüğü kişi annesi olmaya başlayabilir.

Hamilelikle birlikte kadının ilgisi öncelikli olarak diğer kadınlara ve diğer annelerin çocuklarıyla ilişkilerine yoğunlaşır. Bu dönemde erkeklere ilgi daha azdır.

Eşinin nasıl bir baba olduğunu, nasıl bir koca olduğundan daha fazla düşünmeye başlar. Eşinin iyi bir baba olabilmesi onun çekiciliğini arttırırken, yaşayacağı zorluklar kadın için erkeğin çekiciliğini yitirmesine yol açar.

Erkeklere yönelik ilgi azlığı, eşine ve cinselliğe ilgisinin azalmasını da beraberinde getirebilir.

Pek çok anne adayı ve yeni anne olan kadın, eşlerinin kendilerini anlayamadığından yakınır. Oysa bir erkek için anneliğe geçen kadındaki değişimleri anlayabilmek çok zordur. Bu dönemde eşinin fiziksel ve duygusal ilgisinden neredeyse tamamen mahrum kalmaya başlayan pek çok erkek yalnız, terk
edilmiş ve değersiz hissetmeye başlar.

Bebeğin doğumuyla birlikte hem kadın hem de erkek için artan ev işleri ve sorumluluklarla birlikte yoğun, yorucu ve stresli günler ile uykusuz geceler başlar. Çoğu zaman evin içi kutlamaya gelenler, bebeğin nasıl bakılması ve büyütülmesi gerektiği hakkında bilgi vermeye, kendi deneyimlerini paylaşmaya her an hazır bir sürü insanla dolup taşar. Doğum sonrası günlerdeki karmaşanın
içinde karı-kocanın birbirlerini görmeye, sohbet etmeye, birbirlerinin hal ve hatırlarını sormaya, önceden keyif aldıkları şeyleri yapabilmeye nadiren fırsatları olur. Kadın ve erkek bu süre zarfında “vakit bulabilirlerse” yaşamlarının, eşlerinin ve evliliklerinin doğumdan önceki hallerine özlem
duyarlar. En çok da “bize neler oluyor?” sorgulamaları başlar. Bu sorgulamalar esnasında erkeklerin evlilikleri için endişelenmeye daha fazla fırsatı olur. Kadının erkeğe karşı azalan ilgisinin beklenenden uzun sürmesi halinde erkeklerin eşlerinden, çocuklarından ve ailelerinden uzaklaşmalarına oldukça
sık rastlanır. Kadının annelik rolünde kaybolması, kadınlığını unutması, evliliğine gereken özeni göstermekten vazgeçmesi halinde ise evlilikler geri dönülemeyecek şekilde bozulabilir.

Doğumu takip eden ilk iki yıl içinde karı-koca arasındaki problemlerde ve tartışmalarda artış gözlenebilir. Tam da bu noktada eşlerin evliliklerine sahip çıkmaları, evliliğin geleceği ve çocukların sağlığı için hayati önem taşır. Annenin yeterince iyi bir anne, babanın yeterince iyi bir baba olabilmesi için iyi bir evlilik ilişkisi kesinlikle şarttır. Evliliği iyi olan anneler çocuklarına daha fazla sevgi gösterebilir, çocuklarını daha fazla kabul edebilir; mutlu bir evliliği olan babalar ise çocuklarının bakımı ve yetiştirilmesiyle daha fazla ilgilenebilirler. Birbirini destekleyen ve besleyebilen, çocuğun sağlığı ve iyiliği için rekabet etmek yerine işbirliği yapabilen karı-kocanın varlığı çocuğun sağlığı ve evliliğin tatmin edici bir ilişki olarak sürebilmesi için çok önemlidir. Çocuktan sonra da mutlu kalabilecek, tatmin olabilen karı-kocalar için yapılabilecekler listesi öyle çok da uzun değildir aslında.

1. Gün içinde 15 dakika bile olsa eşinizle bebek dışındaki konularda sohbet etmeye vakit ayırın.

2. Eşine sadece bebeğini ve getirdiklerini şikayet eden annelerden olmayın. Eşinizi bebeğinizle yaşadığınız keyifli zamanlara da dahil edin. Eşinizin ailede kendine bir yer bulabildiğinden emin olun.

3. Çoğu zaman çocuğuna yeterince ilgi göstermeyen babalarla değil, çocuğuna ilgi gösterilmesine izin vermeyen annelerle karşılaşılmaktadır. Eşinizin çocuğuyla zaman geçirebilmesi için fırsat tanıyın ve onlara yalnız kalabildikleri anlar yaratın. Yapacakları hatalarla ilgili onlara anlayış gösterin. Çocuklarının neye ihtiyacı olduğunu öğrenene kadar, onların da anneler kadar hata yapma hakkı vardır.

4. Erkekler ve kadınlar bebeğin doğumundan sonra bazen eşlerinin yaşadıklarına benzeyen, bazen de farklı kaygı ve değişimleri yaşar. Yaşadığınız değişimleri, kaygıları, beklentilerinizi birbirinizle paylaşmaya vakit ayırın. “Anlaşılmadığınızı” hissetmeniz, sadece yeterince iyi “anlatamadığınızı” gösteriyor olabilir.

5. Çocuğun dışında kalabilen bir yaşantınız mutlaka var olmaya devam etsin. Eşinizle size özel olan ve çocuktan önce keyif veren alışkanlıklarınızın en azından bir kısmına sahip çıkın. Bu arada değişime hazırlıklı olun. Kaybettiğinizi düşündüğünüz hazlar yerine yenilerini koymaya, yenilikleri denemeye istekli olun.

6. Evliliğin en önemli beslenme kaynaklarından biri cinsel ilişkidir. Dolayısıyla cinselliği, cinsel kimliğinizi, kadınlığınızı ve eşinizin erkekliğini unutmayın.

7. Her şeyi tek başınıza ve mükemmel yapamazsınız. Kendinizden ve çevrenizden beklentilerinizi mantıklı bir düzeyde tutmaya gayret edin. Bebeğinizin bakımı ile ilgili yakınlarınızdan yardım alın. Bu şekilde evin dışına çıkabilmek ve nefes alabilmek için fırsat yaratabilirsiniz. Sizin mutlu olabilmeniz, nefes alabilmeniz, duygusal olarak beslenebilmeniz bebeğinizi de, eşinizi de mutlu edecektir.

8. Arkadaşlarınızla, sosyal çevrenizle ve keyif aldığınız aktivitelerle (kitap okumak, film/televizyon seyretmek, resim yapmak, örgü örmek, vs.) bağınızı kopartmayın. Anne olduğunuz için tamamen farklı bir insan olmanıza gerek yok;  zaten olamazsınız da.

9. Anne olmanız ve hayatınızdaki diğer roller arasında denge kurun. Mükemmel anne ve mükemmel ev kadını olmaya çalışmayın.

10. Bir gözünüz her zaman evliliğinizde kalsın. Sorunlar çözülemez gözüktüğünde gecikmeden evliliğiniz için psikolojik yardım alın.

Sonuç olarak, bebeğin doğumunu takip eden ilk iki yıl içerisinde evlilikte belli oranda sorunlar yaşanır ancak ikinci yılın sonuna doğru evlilikler eski günlerine geri dönebilirler. Bunun için bebeğe gösterilen ilginin çok azı kadar evliliği de özen gösterebilmek çoğu zaman yeterli olacaktır.

Seçil Çelik Özbeklik
Uzman Psikolojik Danışman
AGAPE Danışmanlık Merkezi

* Bu makale Bebeğim ve Biz Dergisi Ekim 2006 sayısında yer almıştır.

 

Bu Yazılar Da İlgini Çekebilir


Önceki yazıyı okuyun:
Dr.Kadir Tuğcu – Bilgiler

Dr. Kadir Tuğcu kimdir bilmiyorum ama kendisiyle yapılmış bir röportaj elime geçti :D.İşime geldiği için mi kulağıma doğru geldiği için...

Kapat