No public Twitter messages.

Çocuklara ve çocuk kalanlara atölyeler

tuvana-gulcan

“Günümüzde her şey görselleşiyor, diğer yandan hiç yazmadığımız kadar yazıyoruz. Eskiden işi yazmak olanlar yazıyordu, artık hepimiz yazıyoruz, bloglarda yazıyoruz, gazetelerde yazıyoruz, hemen bütün projeleri yazarak sunuyoruz, izlediğimiz kırk saniyelik reklamın ardında hiç yoksa dört yüz sayfa yazı ve yazışma var, eskiden üniversite bitirme ödevleri vardı, artık doktora tezi yazıyoruz harıl harıl. Görünen o ki 21. yüzyılda geçmişe nazaran daha yoğun yazacağız, artık yalnızca işi yazmak olanlar yazmayacak, artık yazmak hepimizin işi olacak”

İşte bu cümleler benim sevgili kuzenim Tuvana’nın dilinden düşüncesinden. Geçenlerle kendisinin düzenlediği yazarlık atölyesine katıldık. Erin’in sözel ifadesi çok güçlü,iki üç kelime ile kurduğu bir cümleyi dakikalarca anlatabilir. Anlatarak hikayeler uydurabilir ama yazmaya gelince duruyor ya da bazen çiziyor. Yazması gerekiyor mu ? hayır tabii ki ama bu atölyede şunu fark ettim: yazar olması gerekmiyor ancak bununla ilgili egzersiz yapmasında bir sakınca yok çünkü hem yazarak hem de çizerek yarattığı hikaye ile çok eğlendi. 4 modülden oluşan bu atölyenin tanıtım turuna götürdüm Erin’i şimdi de fırsat kolluyorum ve pek tabii sana da bu atölyelerin duyurusunu yapmak istiyorum. Atölyeler Ataşehir’de LOTUS EĞİTİM DANIŞMANLIK da yapılacak.
Adresi : Atatürk Mah. Vedat Günyol Cad. Sedef Sitesi Blok 2 (46B) D:4 Ataşehir-İstanbul
Telefon:(0216) 456 68 13
E-mail: info@lotuspsikoterapi.com

 YARATICI YAZARLIK ATÖLYELERİ

MART ayında başlayacak bu atölye Pazar günleri saat 14:00 de gerçekleşecek. İçeriği ise :

Yazmak iş olunca bir fikrin parlaklığı ve hayal gücü yetmiyor, sebat da gerekiyor, bir nevi kondisyon kazanmak gerekiyor. Bu atölye hayal gücünün zaten çok gelişmiş bir potansiyel olarak herkeste var olduğu, dolayısıyla geliştirilecek bir yanı olmadığı kabulüyle yola çıkıyor. Bu nedenle hayal gücünün değil, yazma ve yaratma kondisyonunun geliştirilmesini hedef alıyor. En önemlisi sonunda bir yere varması için yazmaya özendirmeyi amaçlıyor.

Hopla Zıpla Yaz (8-11 yaş grubu)  (3 modül, her modül 4 etkinlik, her etkinlik 45 dakika)

Mesela bir oyuncak olsan her gün yeni bir oyuncakla dolup taşan oyuncak sepetinde, özlemez misin çocukla oynamayı? Bir anahtar olsan bir gün bir dolmuşta düşürülmüş, hangi kapıya ait olduğunu hatırlamayan, fellik fellik kilidini arayan, başına neler gelmez ki kentin alengirli yollarında? Yaz gelince naftalinlenip denklere kaldırılmış hırkaların ceketlerin olsa, kışın sırtına geçirdiğinde elini cebine attın mı bir saç tokası bulsan ya da bir düdük, şaşırmaz mısın?

Peki o oyuncağın, o anahtarın, o saç tokasıyla düdüğün ya da aklında her ne varsa onun hikâyesini yazarak anlatmak, başkalarıyla paylaşmak ister misin?

Aklına Gelmişken Yaz (12-15 yaş grubu)  (3 modül, her modül 4 etkinlik, her etkinlik 45 dakika)

İçinde Kalmasın Yaz (18 yaş üstü) (3 modül, her modül 4 etkinlik, her etkinlik 60 dakika)

Bu da biz yetişkinler için bir atölye. Düzenli olarak her ayın ikinci pazar günü 12.00’de yapılacak.

 

Çocukluğumuzda bir Ayşegül bir de masallar vardı. Çok fazla seçenek yoktu, ne bulursa okurdu anne babalarımız. Günümüzde çocuklara okuyabileceğimiz kitapların sayısı arttı ve görselleriyle birlikte nitelikleri de yükseldi. Biz de yetişkinler olarak içerik konusunda daha seçici olduk. Bu süreçte masallarla aramıza soğukluk girdi.

Beyaz Atlı Prens, Kötü Kalpli Üvey Anne ilk hışmımıza uğrayanlardı, sonra yavaş yavaş kurdun karnının yarılması, Hansel’in fırına atılması tepkimizi çekti. Masalların çok fazla korku öğesi barındırdığına ikna olduk. Klasik masallardansa çocuklarımıza özgün hikâyeler okumaya başladık. Korkmaktan korktuğumuz için masallara sırtımızı döndük.

Peki masalları doğru anlıyor muyuz? Beyaz Atlı Prens gerçekten düşündüğümüz gibi biri mi? Hansel’in atıldığı fırın gerçekten bir fırın mı?

Masallardan hiç iyi şeyler öğrenmedik mi? Büyük badireler atlattıktan sonra mutlu sona ulaşmak –beyaz atlı prens, ışıl ışıl bir taht vs.- bizi neden bu kadar rahatsız eder oldu?

Dahası masallar bu kadar korkutucuysa neden yüz yıla yakın süredir Avrupa’da terapide, özellikle travma tedavisinde yoğun olarak kullanılıyor, terapide ayrı bir disiplin haline gelmiş, on binlerce sayfalık literatüre konu olmuş?

Bu çalışmada ebeveynler ve yetişkinler olarak masalların bilmediğimiz ya da bilip de soğuduğumuz yönlerini keşfedeceğiz. Kim bilir belki kendi masallarımızı yazmayı da deneriz.

Atölye Lideri TUVANA GÜLCAN kimdir?

1975 İstanbul doğumlu olan Tuvana Gülcan saint Benoit Fransız Lisesi’nden sonra Galatasaray Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Academie Europenne de Theorie du Droit (Brüksel) ve Universitaet des Saarlandes bünyesinde hukuk okudu. Hukuk alanındaki çalışmalarını Almanya’da sürdürmektedir.

2006 yılında Grimm kardeşlerin Tarihsel Hukuk Okulu’nun kurucusu Friedrich Carl von Savigny’nin öğrencisi hukukçular olduklarını ve onun yönlendirmesiyle masallar derlemeye başladıklarını öğrendikten sonra masallarla uğraşmaya başladı.

Almanya’da çeşitli gençlik kuruluşlarında 8-12 yaş grubundaki farklı kültürlerden çocuklarla gönüllü olarak çeştli projelerde çalıştı. Nisan 2011’de Türkiye’ye döndüğünden beri Fransızca ve Almanca’dan on beş çocuk kitabının çevirisini yaptı. Yazdığı iki çocuk kitabı yayınlandı. Yazarın yayımlanan kitapları:

Sirkte sirkte-tuvana-gulcan

Açık denizlerin Bin Yıllık Gizi

acik-denizlerin-tuvana-gulcan

Bu Yazılar Da İlgini Çekebilir

4 Yorum

  1. beste dedi ki:

    ne varsa hukuçularda var 🙂 uolu açik olsun bu guzel kadinin, sebat kismi atolyesine katilmak dilegiyle 🙂

  2. @gunesanne dedi ki:

    Çocuklara ve çocuk kalanlara atölyeler – http://t.co/426exkOS8d via @shareaholic

  3. ezgi dedi ki:

    Ah bir de Ankara’dan böyle güzel haberler alabilseydik


Önceki yazıyı okuyun:
Viyanada Gezilecek Yerler

Geldik Viyana gezisinin "nereler görülmeli?" kısmına. Ben bir şehri ziyaret ederken önceden çalışıp gitmem. Sokaklarında kaybolmayı, kaybolurken keşfetmeyi severim. Yine...

Kapat