No public Twitter messages.

_mg_9321

Şimdi ben Taksimden iki katlı otobüsten bildiriyorum.. bilgisayarımın yanımda olması sebebiyle kendi kendime düşüneceğime yazarak rahatlayabileceğim bir hal içerisindeyim, iki katlı otobüsün ikinci katının en son köşesine konuşlandım, ince bir montum vardı onu da çıkarttım ve artık askılı elbise giyebilmenin keyfini çıkartıyorum. En sevdiğim (non-fat) short lattem illa ki sıtarbaks!! Bakşa kahve içemez oldum yanında low fat tarçınlı muffinim.. ne ilginç ülkemde herşey multi-lingual durumda :=))
Kasaya gidip orada çalışan “buyrun hoşgeldiniz nasılsınız bugün??” amerikanvari sorusuna ( genelde yurdum menşeii kafelerde nasıl olduğumu merak etmeleri bir yana ne içeceğimi bile merak etmediklerini göz önünde bulundurursak bu amerikanvari bir tavır oluyor.)  “ bir tane non fat short latte lütfen” cümlesini kurmayı yadırgamıyoruz artık!! Ne yazık.. neden bu cümle “  en küçük boy yağsız sütle yapılmış bir kahve” değil? Sorarım!!!yakında isimlerimizi de değiştirmemiz gerekebilecek!(mi)?? Ayça ne olurdu ? bir şey bulamadım !!:=)

Biraz rahatladım ve bir şekilde eve erken gidebiliyor olmanın huzurunu yaşıyorum ki onu da otobüsle gitmeyi tercih ederek trafik ile geçe çektim galiba..ama metrobüsün hızlı ve rahat yolculuğunu indi bindiler ızdıraba çeviriyor ne yapayım!!

oğlumu bugün çok özledim çünkü dün akşam da görmedim.. sabah Eminönüne giderken hızlıca çıktığımdan hızlı kahvaltı elimde çatal ile yolda birden içim buruldu ve bir baktım koca kadın yolun ortasında ağlıyorum!! Hava harika, bugün bulutlar sanki mavi bir halının üstünde dans eden gelinler gibiydi!! Ne olurdu o saatte anneannesiyle plajda kumlarla oynayan oğlumla kamyona kum doldurabilseydim??evet herşey  O’nun için kabul.. herşey üzerine kurduğumuz hayallere daha çabuk ulaşabilmek için kabul.. ama o birdenbire boğazına dizilen çatalın sertliğini oğlunun denizle beraber esen rüzgarın getirdiği kokusu yumaşatması ?? aynı rüzgar kenarında oyun oynadığı denizden oğluma da benim kokumu götürüyorsa?? Kova küreği birden eline duruyorsa ?? olmuyor mudur ? bu annelik senromu mudur ve çocuğun dünyası bu sendromdan bi-haber midir? Uzun soluklu anne- bebek beraberliklerinde annenin özlemi bu kadar derin mi olur hep?? Sanırım daha küçük yaşta bırakmak durumunda kalan bir annenin vicdanı fena sızlıyor ama özlemi normal bir özlem oluyor.. daha uzun vakit geçirmiş bir annenin nispeten vicdanı daha az bırkalıyor(??:)) ama özlemi o uzun zamanların getirdiği alışkanlık ile çok fena derin oluyor.. düşününce 7/24 kiminle 2 sene vakit geçirsem elbet ayrı kaldığım sürelerde özlerim ki burada mevzu bahis canım, kanım, kelimenin üstüne başka anlamlar bindiren aşkım!!
Bazen oğluma duyduğum aşkı tarif edemezken tek olduğumu zannediyordum. Birilerine bundan bahsetmekten endişe bile duyuyordum. Kız annelerinin çocuklarını pek tabii ki büyük bir aşkla sevdikleri malum ama erkek annelerinde başka türlü bir tutku gözlemliyorum ki sanırım aynu tutku baba- kız ilişkilerinde var.. yanlış mıyım? Bu benimki sadece bir gözlem .. fazlası değil!! Benim Erin’e fena bir tutkum var ve bunu biraz tedavi etmeliyim. En azından artık 2 yaşını geçmiş bir çocuğun ne yaptığını merak etmekten ve buna bağlı 2 saatte bir aradığım numarayı çevirmekten vazgeçmeliyim!!

Buyrun buradan yakın: anne mi bağımlı bu va’ka da çocuk mu??

Metrobüs yerine otobüs seçtiğim için bin pişmanım, bu kadar zamanda eminim indi bindilerle bile köprünün ortasındaydım oysa Taksimden ancak Şişliye gelebildik!!

Belki biraz kestirebilirim şimdi
—————–

ertesi gün yani bugün:

Tam zamanlı telefon bile açmadan Erinle beraberdim ( aksamüzeri yaptığım  çok keyifli bir çekim hariç 🙂 bunun postu sonra söz verdim vallah !)

Sabah beraber pazara gittik, uzun bir geziden sonra eve geldiğimizde biraz beraber uyuruz hayalim vardı; olmadı ve çok kızdım …
1. uyumadı
2. uyumadığı için huysuzlandı
3. huysuzlandığı için reçel olacak caaanım 2 kilo ereğli çileğini yerlere döktü!!.. kızdım.. çok yorgun olduğum için,uyuma hayalim suya yattığı için biraz hayal kırıklığı ile azıcık bağırdım..
Ne oldu bu kadar özleme??

Evde otururken  sadece evdeyken bu kadar yorulmadığım için sanırım daha sakin kalabiliyordum!!.. ne fena..
Bu kadar yorgunlukla akşam uykusuna saat 20:00 de yatınca, bu akşam da annemde kalıyoruz. Yarın akşam yazlığa yola çıkacağız daha iğne toplanmış değil !!

Bilgisayarımı almayacağımi internetim de yok..

Bekle beni dinlenmek ve Erin’e doymak 😉

_mg_9328

geçen hafta sonunun hızını ve yoğunluğun düşününce bu haftasonunun sakin geçecek olması ütopik gelse  de.. yok yok sustum şimdi ben ! belli olmaz ya..

Fotoğraflar: Santral İstanbul ( Bilgi Üni şenliğine denk geldik  :=) bol bol müzik dinledik, müzeyi gezdik çok eğlendik, yeşil alanları ve kafeleri ile ideal bir aktivite merkezi ancak yemek yenilecek mekanlar ( otto ve tamirhane ) çok kaliteli olmayan yemekleri ve yüksek fiyatları ile gereksiz bence tüneldeki o.tto sanırım santraldekinden daha başarılı. Bir torba meyva ve bol su ile gidip çimlerde vakit geçirilebilir bir mekan 😉 Pizza günü: eski dostları görmek ne güzel.. biraz erken gidince biz Erin’in yorulması ile çok kişiyi göremeden döndük ama Özgürün sözü var bekliyorum. İnsan çocukluğunu ne yaparsa yapsın kaybedemiyor!! ve redBull soapbox yarışlarından. Kalabalık ama eğlenceli bir etkinlikti..

2009_05_242 2009_05_241

Soapbox sonrası yaratıcı babadan hayat kurtaran oyunlar serisine biri daha eklendi, artık materyal değerlendi 😉

2009_05_24

Bu Yazılar Da İlgini Çekebilir

17 Yorum

  1. annevebebisi dedi ki:

    Iyi tatiller ve iyi dinlenmeler 🙂

  2. sürekli bir vicdan azabı, endişe grdabı içinde yaşanıyor annelik ben çalışmadığım halde haftasonları oğlumu birkaç saatliğine babasına bırakıp dışarı çıkınca bile(ki ayda yılda bir oluyor) meraktan geberiyorum. acaba huzursuzlandı mı, beni aradı mı, özledi mi, ya acıktıysa, sabah da iyi yemediydi, babası da yediremezki şimdi gibi tonla soruyla bi halt anlamadan eve koşuyorum. büyünce geçer diyordum ama anladığım kadarıyla geçmiyormuş 🙂
    oğlan anneleri biraz sapıkça seviyor çocuklarını. böyle tuhaf bir aşk, tutku. günde bir milyon kez falan öpüyorumdur sanırım, kollarını, bacaklarını..

  3. nilay dedi ki:

    size bu konuda pek katilmiyorum ben. kiz annesi olarak ayni duygulari paylasiyorum.kisiden kisiye degisen bir durum olabilir bu asiri baglilik. kizimi gunde bin kere ariyorum. aksam da mincik mincik seviyorum. o da karsiligini veriyor tabi her firsatta kocaman bir opucukle…

  4. Gökşen dedi ki:

    Ayça, yaratıcı baba oyununuzdan biz de evde minderle yapmaya çalışmıştık, Lâl bebeklerini kaydırıyor oradan ama bu karton fikri süpermiş hiç aklımıza gelmemişti, hemen uygulamaya geçmeli 🙂

    İyi tatiller diliyorum bu arada, bul uyu ve dinlen.

    sevgiler.

  5. Seren dedi ki:

    Iyi tatiller Ayca’cigim. Gunlerinin ve en onemlisi Erin’in tadini cikar.

  6. yeliz dedi ki:

    şimdilik oğlumu yarım gün bırakmama rağmen tam gün bırakacağım zamanların stresi üzerimde. aynı ağlamalar bana da peyda oluyor, napıyorum ben suçlamaları!! gerçekten a zor bir süreç. ve daha geç bırakmanın daha zor olacağını bildiğim için küçücükken bırakmanın tesellisi olarak kullanıyorum. içim kıyıldı yine. iyi tatiller

  7. nesli dedi ki:

    ben de ya da sebnem de senden farkli durumda degiliz,yalniz degilsin sekerim hic uzulme.

  8. yapincak dedi ki:

    Ayç umarım her şey sakin ve huzurlu gidiyordur. İyi tatiller size…

  9. Deniz dedi ki:

    Ben oğluşum 7.ayındayken çalışmaya başladığım için sanırım aştım bu durumu,sanırım o da aştı.Sanırım diyorum çünkü anne milleti ve çocuk milletinin ne zaman ne hissedeceği belli olmuyor.Artık babası ve benle daha çok vakit geçirmek istiyor hele de bu yaz tatilinden sonra sabahları bizi işe uğurlamada zorlanacak diye düşünüyorum,umarım bizi şaşırtır.
    Gelibolu olayına gelince,biz şehir merkezindeyiz,Hamzakoy’a yakın sayılırız.Bu yaz Ağustos ayında orada olacağız,Hamzakoy plajına gidiyoruz genelde.Erin’i tanıyoruz nasılsa aynı plaja geliyorsanız biz sizi buluruz,iyi dinlenmeler.

  10. büşra&ada dedi ki:

    Ben de çocuğuna bağımlı annelerdenim aslında.40.ayımızı bitirdik,Ada’yı başkaları ile ancak toplasam 4-5 saati bulmaz yalnız bıraktığım.Bu başkaları da annesisidir.Mutlaka benimle olacak,ya ben yokken birşey olursa bana söylenmezse,çocuğum anne diye ağlarken ben yanında olamazsam düşüncesi ile bırakamadım.Ama canım oğlum anne bağımlısı değil.Mutlu olduktan sonra heryerde kalabilir,ben olmadan da.Belki o bana bağımlı olsaydı durum değişirdi.Zira erkek çocuğu olarak annesine bağımlı olmasını hiççç istemem.Şimdi ikinci hamileliğimi yaşarken doğumun olduğu gece oğlum bensiz ne yapacak onu düşünüyorum.Çok mu karamsarım…

    • AyçA dedi ki:

      Büşra çocuğun sana bağımlı değilse sorun yok o zaman :=) biz bir şekilde bağımlılığımızı toparlıyoruz galiba :=) onlar mutlu olduktan sonra..
      Iraz biz karşılıklı birbirimiz ağlatıyoruz galiba bu aralar 😀

  11. Kader Atmaca Yücel dedi ki:

    Yaşasın, yalnız değilmişim!
    22 aylık Özgür’ün annesi

  12. PINAR dedi ki:

    Sanralistanbul bizim her haftasonu ve her tatilde gittiğimiz soluk aldığımız bir yer. Evimize 5 dakikalık mesafede oluşu da cabası:)
    Bence buluşmak üzere de çok güzel bir mekan:)
    Zira artık Starbucks var, short latte ikram edebilirim,
    yanına da şifalı kek:)

  13. PINAR dedi ki:

    Can’ı 3 aylıkken bırakıp işe başlamamdan dolayı sanırım bu bağımlılık durumlarını daha başta atlattım. Birlikte geçirilen zaman ne kadar uzun olursa o kadar zor bu iş.
    Şu vakitler en keyif aldığım dönemler nedense. Duygularını daha çok ifade edişi, bana diğerlerinden çok farklı bir şekilde bağlandığını görmem. Beni babasından kıskanışları bambaşka bir aşka yelken açtırıyor işte:)

  14. […] Daha önce de takmışlığım var meseleye. Sevdiğim bir mekan Starbucks, doğum çekimlerinde genelde hastane yakınlarında bir iki tanesine rastlar, kahve molası verdiğimde interneti olması sebebiyle gider hem kapı posterimi hazırlarım hem internetini kullanırım. Tercihim her zaman sıkı bir Türk kahvesidir ancak Kahve dünyası’nın interneti sadece ADSL abonelerine hizmet veriyor. Açık ara farkla müşteri kaybettiler Starbucks bir Kahve Dünyası sıfır! […]

  15. gökçe dedi ki:

    bu bağımlılık çok fena…
    tabi sizin durumunuz biraz daha farklı…
    benim ikiz var biri kız biri erkek…………..
    emin olun aşk sevgi aynı…
    ben şu an çalışmıyorum ama onlar doğduğundan beri okula gidip geliyorum… master doktora……ama tabii çalışan anneler gibi değilim haftada 3 kez falan… aşk bu işte annelik…artı herkes kendini en fazla aşık anne zannediyo….emin olun tüm anneler aynı… şu an uyuyolar ohhh demem gerekir… kalbim pırpır gidip öpmek istiyorum … bu çok fena bi duygu…
    erkekler yani babalar yorum yapmazlarsa tüm anneler sevinir……ANNELER ANLAR::::))))


Önceki yazıyı okuyun:
Yeni Yazı

Bir süredir ( anneler gününden beri yani aslında sadece 11 gündür ki bu yazı ne zaman biter onu da bilmiyorum)...

Kapat