No public Twitter messages.

Bayram.

Ben evdeyim.
Eskiye dair ne varsa temizliğindeyim.
Rehabilitasyondayım yani.
Oğlumdan ayrı geçirdiğim ilk bayram diye not düşmeliyim. İstanbul içinde domuz gribiyle, bayram koklaşmaları,trafiği ve negatif ne kadar yan etkisi varsa bayramın savaşmayalım diye yazlığa gitti kendileri efendim tabii babasıyla :=)
Ben bazı doğumları beklemekteyim bundan sebep eşlik etmedim. Aslında biraz da kısa bir tatil ve uzuuunn bir süredir evde yapmak istediklerimi yapabilmek için fırsat diyebiliriz.
Yardımcım (sadece 15 te bir bile geliyor olsa arkamı sıkı topluyormuş) önümüzdeki 2 ay memleketinde olduğu için,biriken tüm ütüleri,yıkanması gereken perdeleri,silinmesi gereken camları halledip bir de evin içinde kalabalık yaratanları temizleme işlemi başarıyla devam ediyor.
Evden eşya atmaya bayılıyorum. Bu sefer daha da ileri gittim ne kadar eski ve yüzüne bakmadığım fotoğraf, defter, günlük,kullanılmayan hatta bitmiş kalemler,ortada “acaba içinde ne vardır bakarım bir ara” diye dolanan cdler.. ne varsa işte .. gittiler.. biraz önce çöp arabası da geldi.

Rahatladım!

Ben aslında meğerse kendimi bildim bileli günlük tutarmışım hatırlamıyormuşum!! 5 tane koca koca günlüğü bir çırpıda yırttım attım!!

Geçmiş geçmişte.. gelecek de oralarda bir yerde..

Toz almaktan başka bir işe yaramıyor tutmak.

Bir insan mezun.com’dan gelen 2002 yılındaki doğum günü tebriğini basıp da albümlerinde saklar mı??

Neleri sakladığıma inanamadım! Çöp ev gibiymiş!

Bir kere daha: rahatladım!

Daha bitmedi,yarın kütüphanede bir temizlik yapacağım. Tüm dergileri ofisin kütüphanesine götürmek üzere kapının önüne dizeceğim. Arada kim bilir ne saçmalıklar çıkacak.

Sahi neden biriktiririz ki ??

Basit yaşamak istiyorum..

Aynı Erin gibi kamplardan dönerken “neden dönüyoruz ki?” sorusunun cevabını bulamıyorum.

Geçen hafta sonu Menekşe Yaylasındaydık. Aşağıya hazırladığım videoyu koyacağım. Erin’in bir çok ilk yaşanan bu kampını yazmadan geçmemeliyim.

Sabah saat 06:30 bizim için 06:45 Erin’in için kalk borusu zamanıydı. Bir türlü benim kaldırma çabalarım sonuç vermediğinde Hülya devreye girdi “hadi bakalım kampa gidiyoruz” dediği an Erin yataktan hızlıca doğruldu ve bir gün önce beraber hazırlandığımız için (sanırım) ilk söylediği cümle:
“çadırı da aldık..” durdu ve tekrar ” çadırı da aldık” diye heyecandan başka bir şey söyleyemedi. Sabahın bir körü son günlerdeki hiti Hülya’yı görünce ve ayamayınca kendini çok sevimli bir hale büründü :=) video açık olduğu için çok şanslı olduğumu düşündüm. Çevirip çevirip o sahneyi seyretmek istiyorum.

Uzatmadan.. yola çıktık. İstanbul buz gibi ve sisli! “Yandık” dedim, “gitmesek mi acaba” dedim..”araba var boş ver en kötü döneriz” diye kendimi ikna ettim. İyi de yaptım. Bir kaç yüz metre yaylaya doğru yükseldiğimizde sisi altımızda bırakıp yazdan kalma bir güneşler karşılaşacağımızı tahmin etmeliydim aslında!

Kampımızı kurduktan sonra yürümeye başladık.. muşmulalar, elmalar hem de eçiş bücüş en organiğinden öyle böyle değil!! 🙂 doğada elmalar eciş bücüş olmaz mıydı ?? bal gibilerdi hemi de….muşmulalar ekşi tatlı ama çok ça tatlı. Bu zamana kadar ağzıma sürmemiş biri olarak hayattan bir şeyler kaçırmışım, tabii manavdan aldığında böyle olmuyor.. çatlayana kadar muşmula yedik. Eve de getirdik ama yüzüne bakan yok!! Bir de kestane madeni bulduk sanırım 3 kiloya yakın kestane topladık dönerken! minik minik kıtır kıtır pişirmeden ye gitsin! Kurt neyin yok içlerinde!

Sonra akşam yemeğimizi yedik..çeşit çeşit tarhana, çeşit çeşit karbonhidratlar erişte mi dersin makarna mı şehriye pilavı mı artık ne dersen ..ilerleyen saatlerde İbrahim çantasından evde çizilip hazırlanmış kestaneler ile rendelenmiş peyniri bile içinde olan mantarları ateş başına getirdiğinde çok şık oldu.. olmadı mı kuzum ?? oldu oldu..hazır olmayan pudingimle yaptığım tatlı da vardı sahi.. ne çok yedik!! eskiden biz kamplarda sade bulgur ve tarhana yerdik ! :=)

Güneş gittimiydi hava birden soğur özellikle yükseklerde! baktık ki ateşten azıcık uzakta olan her şey donuyor, su mataralarının kapakları açılmıyor hatta çadırların üstleri beyazlamış !! tanrım dedim bu gece soğuk olacak. Oldu da .. donma derecesi 0 olduğuna göre sabaha karşı hava eksilerde olmuştur kesinlikle. Bu da Erin için bir ilk oldu. Ben ilk eksi dereceli kampımı 23 yaşında yaptım adam 3 yaşında.. buna ne demeli!!

Gece güzel geçti geçmesine..sabah çadırın kapısını açtım ki güneş çıkmış her yer bembeyaz ama eriyor.. çadırların üstünden çok romantik dumanlar yükseliyor..derken bir çığlık Erin’den: “boynummm” diye. Ne olduğunu anlamadık bile. Gülüyordu oysa gözünü açtığında. Alpay’ın üstüne doğru yuvarlandı ve çığlığı bastı. Susmadan ağlıyor ne olduğunu anlayamıyoruz. Kulağını tutuyor boynum diyor kulağım diyor. Hareket ettirmeden Hülya’yı çağırdık (Hülya fizyoterepist dipnot olarak) hani belki boynu kulağı değil?? kafayı kaldıramıyor, acı acı ağlıyor!

Çadırdan çıkarttık ama yürüyemiyor. Ayağa kaldırınca yere atıyor kendini.Çaresiz kaldım, kaldık! O ağlıyor biz ne olabileceğini tahmin etmeye çalışıyoruz. Bir yandan kulağını tutuyor. Orta kulak mı dedik bir ara? haydi toplanalım gidelim hemen dedik. Sonra biraz sakinleşti kucağımda. “İçimi kulağın dışımı” diye  sordum “dışı” dedi. Baktık küçük bir kızartı var, belki bir şey soktu diye düşündük hemen bir antibiyotikli krem sürdük. Geçti gibi oldu ama ayağa kalkamıyor yürüyemiyor. İyice endişelenmeye başladım hatta dık diyelim. O endişeden dolayı sanırım Erin iyice korktu, korktukça ağladı, ağladıkça kendini kucağıma bıraktı. Tam bu esnada aklımdan” emziriyor olsaydım keşke” geçti. O zaman en azından acısını alırdım diye düşündüm. Garip geldi bu düşünce. Emzirmenin ne kadar kuvvetli bir ilaç olabileceğini hatırlamış olmayı neredeyse bir sene sonra garipsedim, sanırım bu güdü çok geç terk edecek beni. En son bir ara Alpay’ın kucağında uyudu. Mata yatırdık. Güneş ısıtıyor ama battaniye de örttük üstüne. Sanırım 1 saatten fazla uyudu. Uyandığında az da olsa yürümeye başladı. Biz anladık ki boynu tutuldu çünkü kafayı kaldıramıyor ve artık sakinleşmiş olmasından dolayı boynunun acıdığını söylüyor. En sonunda teşhis konuldu: Alpay’ın üstüne doğru yuvarlandığında boynuyla ters bir hareket yaptı. Muskoril sürüp sardık atkıyla bir de “tötö” istedi ki vardı yanımda allahtan .. keyfi yerine geldi.

Üzüldük tabii, hava çok güzeldi ..kuzum koşup top oynayacakken can acısıyla uyuya kaldı. Toparlandık bu arada.Tam arabaya bineceğiz yine başladı ağlamaya. Bu sefer dayanamadım ve ağrısını alsın diye yarım ölçek ilaç verdim. Normalde almam ama nedense çantayı kapatmadan ilk yardım çantasının içine atmıştım!!

ana yüreği mi diyorlar dı??

Arabada uyudu. Sanırım ilaç da ağrısını aldı. Uyandığında geçmişti ama o kadar korktu ki ertesi gün bile boynunu hareket ettirmeden, eli sürekli boynunda gezdi. Gece uykusunda dönerken Alpay’ı çağırdı hep : “baba gel döndür beni” diye.

Dedim ya bir çok ilk yaşadı Erin bu kampta..

Genel olarak sabah ki bu tatsız kaza dışında.. hayattan iki gün çaldık geldik.

Hala yol boyu dinlediğimiz Mark Knopfler dinliyorum. Huzuru kaçırmamak için belki de…

Video için ön not: kolay yüklensin diye flash yaptım ama menü göstermeyi beceremedim o yüzden video otomatik başlıyor. Seyretmek istemezseniz video üstüne sağ tuş yaparak oynat/çal tıklayıp durdurabilirsiniz.

Bu Yazılar Da İlgini Çekebilir

37 Yorum

  1. Archi*Sugar dedi ki:

    ah icim fena oldu Erin kusunu okuyunca. Gecmis olsun. Panik olmustur o da basini donduremeyince.
    Bana da bir temizlik lazim aynen boyle. Insan farkina varmadan o kadar cok gereksiz sey biriktiriyor ki.

    • AyçA dedi ki:

      Evet sanırım panikledi.. ayağa kalkınca istem dışı başını çeviriyordu ve bu ona acı veriyordu o yüzden yürümek istemedi:( teşekkürler ..

      ve evet farkına varmadan birikiyor.. öyle komik şeyler attım ki kendimi garipsedim.. hangi zihniyet ile bu zamana kadar bilmem kaçev değiştirip hepsini yanımda taşımışım diye :=) du balkalaım önümde 3 gün daha var neler çıkacak 😀

  2. elif dedi ki:

    Sizin yaptığınız gibi doğanın en basit,en güzel halini yaşayınca, evdeki o yazılmış,çizilmiş herşey çöp gibi gelir tabi…Onlara bağlı kalmak istemez insan bence…
    Ne güzel Erin’le bunları yaşamanız(tatsızlıklar dışında)…
    Gıpta ediyorum…Videoyu birkaç kez seyrettim,bayıldımm…
    Ben de çöp halimden kurtulmak istiyorum bir an önce:)Birden içimden geldi:)

    • AyçA dedi ki:

      ya valla en basiti ile yaşamak istiyorum artık :=) çok eşya çok iş çok yük!! yaşlanıyor muyum ne 😀
      kurtul kurtul valla böylebir rahatlık geliveriyor.. hızımı alamamaktan ednişe ediyorum
      geçen hafta da tüm tencere tavalarımı attım!! sadece işimi görecek kadar var artık!
      acaba bir de mutfağa mı dalsam diğerlerini bitirip ! hmm :=))
      Videoyu sevmene sevindim .. teşekkürler..

    • AyçA dedi ki:

      Elif ben senin bloguna yorum bırakamadım izin vermedi 🙁 buradan yazayım simit ve piknik!!
      olsa da yesek diyeceğim..
      çok özlediğimi fark ettim okuyunca..izmitteokudum ya ben bilirim tadını tuzunu simitin de pikniğin de:=)

  3. elif dedi ki:

    İzmit’le bir bağlantın olduğunu bilmiyordum!!Ne güzel…Bir ara bir kaçamak yaparsanız şeytana uyup:) bekleriz haber ver lütfen :)Belki ortak tanıdık bile vardır:)
    **Bu arada Blogcu değişmiş..teşekkürler uyardığın için açmamışım yorum kısmını…Çok yoğun bir yorum trafiğim yok ki farkında değilim:))))

    • AyçA dedi ki:

      Kocaeli üni de okudum 4 sene yahya kaptanda yaşadım :=)
      çok severim hem de ben İzmit’i
      İZmit simidini de özledim ki sorma :=)
      pikniği unutmuşum görünce nostalji oldu
      gelirsek tabii ki hatta piknikte buluşuruz.. bulabilir miyim acaba hala yerini 😛

  4. elif dedi ki:

    Ayrı zamanlarda aynı şehirdeymişiz desene:)
    Piknik’in yer aynı:)Eski mekan yanına büyük versiyonunu da açtılar ama ben eski küçük halini daha çok seviyorummm,yer varsa hep orada otururum:)
    O zaman sen gel Piknik’te buluşalım,dönerken simitleri de paket yapar götürürsün:)))
    Gelemezsen paket yapar Efetur’la yollarım,1 saat sonra orada:)

    • AyçA dedi ki:

      Söz İzmit’ten geçerken piknikte buluşmak üzere gelmeden mail atacağım gönül hemen yarın gelmek ister gel gör ki İstanbul’u bırakamıyorum şu günlerde.
      Simitleri de çantaya atarım dönerken :=)

  5. elif dedi ki:

    Anlaştık…:)

  6. annevebebisi dedi ki:

    Temizlik olayi supper 🙂 Ben de yapiyorum aynisindan ara ara 🙂

    Gecmis olsun Erin’e de 🙁

  7. hülya dedi ki:

    8 yaşında falandım. “örgü örcem anne,bana örmeyi öğret” diye tutturmuştum. o gece 2-3 saat aralıksız bir şeyler ördüm diye sabaha tutuk boyunla kalktım. bana ne olduğunu anlamadığımdan çok ama çok korkmuştum. erin’in ne hissetiğini anlayabiliyorum. çok geçmiş olsun minik kampçıya

  8. Açalya dedi ki:

    Hic dağ, orman, kamp, çadır insanı değilim. Sevmem, ama bunları yapana da hayranlık duyarım. Böyle bir ailede 11 aylıkken zirveye çıkan, 3 yaşındayken eksi derecelerde kapm yapan bir çocuk, büyüdüğünde Bear Grylls (adamım, hastasıyım!) olur benden söylemesi.
    Bu arada Mark Knopfler tam yolda, arabada dinlenecek adamdir…uzun yol adamidir yani 🙂
    Dedim ya orman yolunda bile yürümeyi sevmem (çok geriliyorum kurt kuş ayı yılan çiyan…bir de köyde yaşadım, peh) hani kampa gitmem zaten, hadi gittim diyelim, Dante boynunu, kulağını tutacak, yürüyemeyecek, deliler gibi ağlayacak anaaaa…112’yi arar, ortalığı birbirine katar, üstüne bir de kalp krizi geçirirdim.
    Şaka bir yana, hakikaten çok panik olurdum da, ben de emzirmeyi düşünürdüm derhal. Çok içgüdüsel o, çok normal, analık işte, bir süre terketmeyecek o haklısın.
    Erin bir dahaki kamp sabahında da zınk diye ayağa kalkacak, kulak, boyun hakgetire…Bear Grylls haltetmiş, bu çocuğun adı ileride ülke sınırlarını aşacak.

    • AyçA dedi ki:

      :=) ya pardonzz atlaşmışım 🙁
      arada bir doğuma gidip geldim fark etmememişim 😛
      Bear Grylls kibin olmasa da benim yüreğim ağzıma gelmese!! 😀 hani yılanlar örümcekler falan oynaşmıyor mu o adam :S ben yanlış biliyorum di mi öyle de!! 😀
      tamma pek yakışıklı bir abimiz ona sözüm yok ama noolur onun gibi zırdeli olmasın
      aman canım benim oğlum tırsar öle şeylerden diyelim 😀
      aslında ben de panik olmadım dersem yalan olur ama sakin kalmak zorundaydım çünkü yaptığımızşeyin kötü bir şey olduğu izlenimine kapılmasını sağlamamalıyım. Ama emzirmek aklıma geldiğinde bir fena oldum! özledim galiba 😀

  9. K.İ.S.D. dedi ki:

    Buraya gelirken basit bir yaşam getirdim beraberimde, atmak, geride bırakmak zor gelirken… herşeyi bıraktım. Oysa benden bişey eksilmedi, hep eksilecek sanırdım. Vazgeçmek özgürlükmüş, anlamak için doğru zaman.
    Dağlara bayılırdım, dağların ortasındayım. Oğlumu doğayla iç içe bir yerde büyütmek isterdim, tam ortasındayım. Bi çadırımız eksik. Çok güzel Menekşe… Çoook… Çadır güzel, soğuk güzel, 3 yaşında boynu tutulmak bile acı olsa da güzel. Geçmiş olsun.

    • AyçA dedi ki:

      Günsu özgürlük gerçekten vazgeçebilidğinde başlıyor değil mi :=) ne güzel söyledin..biliyorum oraya giderken endişelerini ne güzel şimdi böyledüşünebilmen ..biliyorum zor..
      teşekkürler
      Aşkın doğru dedin valla ben de aslında o anda dönersek zarar verebileceğimizi düşünüyorum. Eve geldiğimizde anneme aynen öyle anlattı: çadırda benim boynum acıdı diye .. neyse ki hala kampa gitmek istiyor :=)
      ben gencim de mi ..:=)) öleyim vallaaa .. haklısın bakış açını tuttum yaşlandıkça biriktirme artıyor 😀

  10. askin dedi ki:

    erincik e gecmis olsun! (gecmis bile, iyi ki dönmemissiniz ve iyiki fena bise olmamis, netekim kamp hakkinda kötü anisi kalirdi minnnak beyninde). Aycacim sen yaslanmiyorsun,genclesiyorsun, laf olsun diye sölemiyorum, insan yaslandikca esyalarindan vazgecemez, ve biriktirir biriktiri… Sen GECNsin ve/veya daha GENCLESIYORSUN:D

  11. burcu demirel dedi ki:

    kimbilir nasil korktun ayca yaaa 🙁 neyse gecmis olsun..yavrum ufacikken boyun tutulmasini yasadi 🙂 temizlik konusuna gelince, bu durumda benim de evim cop ev..cingene gibi hicbiseyi atamiyorum iste..bu durumda evimdeki ivir zivir cekmesi hepsini toplamak icin yardima yestisiyor 🙂 izmite gelince bana da haber verin elifle..piknik bulusmaniza katilmayi cok isterim!

  12. elif dedi ki:

    Valla ne güzel oluur:)Burcucum biz seninle bir ön gezi yapsak mı önceden ne dersin:))Şeytanın bacağını şeytana uyup Piknik’te kıralım bari:)

  13. Açalya dedi ki:

    aloo bear diyom grylls diyom…

  14. Asli Tur dedi ki:

    fotograflar harika aycacim her zamanki gibi… ben de acalya gibiyim, hic dag insani degilim ama simdilerde birtek dogada nefes alir oldum. Cok ozenmekteyim yani haberin olsun.
    emzirme durumunu direk anliyorum. bu hic bizi birakir mi bilmem. benim hazir olup birakamamin en buyuk sebeplerinden biri bu duygunun bir annenin alabilecegi en yuce tatmin olmasi zaten. Ada birakmiyor filan palavra…. 🙂
    o temizlik isini cok iyi bilirim. 5 sene Amerikada yer sikintisindan hep oyle yasadigim. 6 ay giymedigim hicbir seyi tutmam. Gereksiz herseyi atarim. Kitaplarimi atamam bitek.

    Cok iyi gelir insana. Terapidir 🙂

    • AyçA dedi ki:

      istanbul büyüdükçe nefes alamadığımızdoğru :=) o bakımdan doğaya yani ait olduğumuz yere gitmek nefesimizi açıyor bence.
      kitapları asla atamama bende :=) her zaman kitaplarım ve cdlerim benim için önemliydi ama cd yerini mp3lere bıraktığından beri onlara o kadar özen göstermiyorum galiba:=) nasılsa internette var olmadı indiririm bir şey olursa kıvamında.
      bence de zaten annenin tatmini oluyor bir süre sonra :=) ben bırakmaya karar verdiğimde erin hiç de zorluk çekmedi açıkçası ama ben karar verene kadar canım çıktı!:=))

  15. Efsun dedi ki:

    Ayca cok gecmis olsun, kendim yasamis kadar oldum:( Insan birde caresiz kaliyor ya en kötüsüde o! Temizlik hafifletiyor insani degilm, bende atiyorum kullanmadigimiz esyalari. Burada senede iki gün sokaga birakiyorsun ihtiyacin olmayan esyalari, baskalari gelip topluyor onlari. Faydasi oluyor birilerine, keske Türkiye’de de olsa… Sevgiler

    • AyçA dedi ki:

      Teşekürler Efsun..
      VAlla olsa ne güzel olurdu.. ama ben de alınabilecke gibi koydum kapının önüne.. burada da çöp toplayıcılar var kağıtları ayırıyorlar ve diğerleri de işlerine yararsa alıyorlardır..en azından bu şekilde yürüyor :=)

  16. İMREN dedi ki:

    Bir kaç gün önce ters hareket sonucu aynı şekilde boynumu incittim ve kendimi acilde buldum muscoril iğne yapıldı ve bi kaç gün boyunlukla gezmek zorunda kaldım. O yüzden küçük Erini çok iyi anlıyorum. Çektiği acı öyle böyle değil yani umarım bi daha tekrarlanmaz.
    Sevgiler…
    İmren

  17. füsun dedi ki:

    bir izmitli daha geldi:))
    biz kartepe tarafındayız, gelirseniz dağa da çıkarız, hoş daha biz de görmedik ama olsun:))
    erine de çok geçmiş olsun

  18. zerrin dedi ki:

    çok geçmiş olsun…
    sevgiler…

  19. Belma dedi ki:

    Ayçaaa,
    Erin’e çok geçmiş olsun. (Benim kampa gidememekteki en büyük korkum bu işte, bişey olursa ve BEN panik olursam..?)

    Ama yani, çadırlar, otlar, üzerindeki çiğler, ama en çok da ateş..Çok özendim, çok istedim…Sanırım baharda biz de yaparız bir kamp..
    Sevgiler..

    • AyçA dedi ki:

      Beraber yaparız zira kamplarda çocuk ihtiyacımız var Belma :=) hem de ben sana destek olurum bişicik olmaz.. hadi eski kampçıııı derim olur biter 😉
      boluya gidersek gelirsiniz belki dağ evinde kalacağız sobalı odalar veateş başı ve kar.. ne dersin?
      bu sefer denk gelir belki ..

  20. Belma dedi ki:

    Ahha, “eski kampçı” lafı ile vurdun beni şimdi bak:)

    Çok isterim, haber etmeden gitmeyesiniz…

  21. Deniz dedi ki:

    Bende Açalya gibi dağ,orman,kamp,çadır insanı değilim.Çadıra girip uyuyabileceğimi hayal bile edemiyorum,benimki psikolojik kaynaklı öyle börtü böcek korkusu değil.Ama Cailou bile ailesiyle kampa giderken özenirim,benim çocuğum yaşayamıyacak böyle şeyleri diye iç geçiririm.Yazını okurken bile panik yaşadım,eyvah ne oldu ki Erin’e yoksa kulağına böcek mi girdi diye,yüreğim ağzıma geldi:))
    Erin şanslı çocuk,bizde Batıhan ı okul kamplarına göndeririz artık,ana babadan hayır yok ona:))

    • AyçA dedi ki:

      Deniz çadırın içi en börtü böceksiz yerdir :=) mesela bir otelde kalırsan içinde böcek çıkma olasılığın her zaman daha fazladır tek dikkat edilmesi gereken çadırın kapısını kapalı tutmak ..:=) evinde kadar temizdir hatta evindir çadır es kaza yan çadırda uyumak istesen misafirlikte gibi hissedersin kendini.. düzenin vardır ayakkabını kıyafetlerini tuvalet kağıdı kafa lambanı koyduğun yerler hiçdeğişmez değişrse bulamazsın sonra v.s v.s.. çadır güzeldir bir kere keyfine vardıktan sonra..
      kimeyi çekmek zorunda da kalmazsın istediğin yere evini götürürsün..bir sonraki aşaması karavandır bunun :=)
      Batıhanı bizimle gönder sen en iyisi :=)

  22. zühal dedi ki:

    Ayça merhaba,

    Ben de çok sık olmasa da seni takip ediyorum…oglum Güney Erin ile yasıt o yüzden paylastıkların ve cevaplar cok isime yarıyor… ve biz de İzmit te yasıyoruz…yuvamda oturuyoruz…piknik esimle benim de cok sevdigimiz bir yer bize Kızılkayalar ı hatırlattıgı icin ayrı bir yeri de var… ben de bulusmaya gelmek isterim… Izmit icin başka programlar da dusunurseniz seve seve dahil oluruz….

  23. […] göndermek üzere hazırlamışken nasıl da ferahım anlatamam. En çok da geçen sene yaptığım şu temizlikten sonra bu sadeleşmenin ruhuma verdiği huzuru anlatmak isterim: anlatamam tabii ama o günden beri […]


Önceki yazıyı okuyun:
Anlar

Erin büyüdükçe ben daha ağlak bir anne oldum. Sakin bir bebekti Erin ve sanırım sakinde bir 2 yaş geçirdik. Mantıkla...

Kapat