No public Twitter messages.

eraydgunu1

Kış geldikçe güneşin ısısı artıyor sanırım..aralık ortasında bahar gibi bir gün daha geçirdik..gerçi güneş kaybolduğu zaman kuru soğuğu hissetmemek imkansız ama insan artık kış yaşamak istiyor şöyle karlısından.. umudum yılbaşı akşamına..

eraydgunu7

Senelerdir Belgrad ormanına gitmekle beraber hep otoparkın sağında kalan o küçük girilmez yerdeki kulübeyi merak etmiş ve girememiş olmaktan hayıflanırken dün çalan bir telefon sayesinde o gizli bahçeye girmiş olduk.
Nasıl oldu yazmamalıyım mı bilemedim 🙂 ama oldu işte .. çok da önemli değil; sadece oldu..
Mangalda demlenmiş sıcak bir bardak çay ve başındaki sohbet.. yeni arkadaşlıklar.. biraz kestane.. ufak bir yürüyüş.. ağaçların arkasına saklanıp ilk ışıklarını bize gösteren dolunay.. şöminenin sıcaklığı.. ve küçük bir doğumgünü süprizi..(tamam pek süpriz olmadı ama 🙂 )

eraydgunu3

Mutlu yıllar Eray amcamız..


Bugün Erinde yaşadığımız bazı değişiklikler oldu.. bir kaç gündür zaten bir farklılık var.
Şöyle diyaloglarımız oluyor:

A: hmm mis mis ne kadar güzel mandalina di mi Erinciiimm
E: ı-ıhh mis diil
A: Evet mis diill çok kötü iğğ ne de kötü tadı
E: mis misss nam nammm.!!!
Ben ak diyorum Erin kara.. peki Erincim kara diyorum o zaman Ak oluyor..

yavaştan terrible two itirazlarına mı başladık ne ??.. sakin kalacağım söz verdim kendime.. en rahat şekilde atlatacağız bunu biliyorum..

Emzirmeyi bıraktığımdan beri kolayıma gelmiş ve öğlenleri arabasında uyutup yatağına koymaya başlamıştım (akşam yatağında uyuyor Alpay sayesinde :S ). Bir seviye ilerledik bu öğlen yatağında uyuttum. Sanırım dün yatağının parmaklıklarını çıkartmamızın da bunda etkisi var..Gerçi gece 3 kere düştü ama 🙂 zamanla alışacaktır.. Ben Montessori yatağı yapmaya, parmaklıları ve komple mobilyayı çıkartıp yer yatağına çevirmeyi planlamıştım Alpay mobilyasını bırakmayı tercih etti.. Odada bir tek yatak düzenlediğimiz çevreye uymuyordu onu da uydurduk.. bakalım: büyüyor işte..

Şu yukarıdaki geyik kafası Erin’in dün kabusu oldu (maalesef) oyuncak dedik, süs dedik.. sabah hala uyandığında süs süs diyip durdu. Bu geyik kafası dün bahçesinde yemek yediğimiz o gizli bahçenin süsü evin tepesindeki küçük bir semboldü.. başta “gözleri var, kulakları var yanakları var ” diye mutlu mesut sayarken birden biri ” yanakları yok gitmiş ” diyince suratı buruştu ve onun korkulacak birşey olduğunu hayal etti sanırım..sonra da gözünü kaldırmak bir yana altından geçerken bile kafasını kaldırmadı..

Bu durumda ne yapmak gerek düşünüyoruz.. bir kere daha gittiğimizde geyik kafasını kapatmak mı lazım yoksa onunla yaşamasını öğrenmeli mi korksa bile ?? korkma demek saçma çünkü korktu, ” biz yanındayız bak o oyuncak ” demek daha mantığıma uygun geldi güven vermek açısından .. kafam karıştı bu konuda..

Bir diğer not almaya değer nokta ise bu aralar okuduğum kitapta dikkatimi çeken bir durumla karşılaştım: Erin evin arka bahçesinde oynarken döndü ve evin çatısına bakıp ” büyük üçgen ” dedi.. başta anlamadım sonradan üçgen dediğini fark ettim. Kitapta bahsedilen ise Montessori sisteminde yaşayan çocukların gördükleri nesneleri gruplandırması idi. Mesela mutfaktaki bisküvileri saldırmayıp onları ” diktörgen” ya da ekmekleri “kare” diye sınıflandırmaları gibi bir örnek vardı. Erin bisküvi görünce şekline falan bakmaz gerçi :)) ama dingin ve sakin bir ortamda kendi iç sesinde bunu şekline göre sınıflandırması bir gece önce okuduğum şeyi yaşatınca heyecanlandım.. boşa kürek çekmediğimi fark ettim, tek endişem ise ben bunu uygularken yarın bir gün bizim eğitim sistemimize entegre olmak durumunda kalacağı: ezber sistemine yani..şöminenin başında da sohbet koyulaştıkça, konular buraya kaydıkça.. bu endişemin yersiz olmadığını daha da hissettim.. birşey yapmalı ya.. ne acaba ??

Bu Yazılar Da İlgini Çekebilir

19 Yorum

  1. Gökşen dedi ki:

    Ayça, benzer itiraz durumlarını biz de yaşıyoruz. ben de senin yaptığın gibi Lâl’in “ı ıhh”larını “tamam senin dediğin gibiymiş” diye geçiştirip sonunda doğrusunu söylettiriyorum ama işin kolayına kaçıyorum gibi de hissediyorum – sadece his : )

    Nasıl yani yatağın parmaklıklarını çıkarttınız? Buna çok şaşırdım!

  2. AyçA dedi ki:

    Sanırım itiraz dönemlerinde ilgiyi dağıtmak inatlaşmamak gerekiyor..benimki de sadece his 🙂 Evet yatağını açtık hatta fotoğraftaki arkada kalan parmaklıklarda yok.. gece 3 kere düştü ama bu öğlen çok başarılı uyudu:) uykusu gelince yatırdım yatağa uyudu uykusu bitince baktım yanıma geldi 🙂

  3. annevebebisi dedi ki:

    Ayca o nasil guzel bir ev yaa:) Klube dedigin o mu:P Sato ayol o satoo:) Hem de en enfesinden:D Cok begendim:) O evde yasayanlar var mi? Yoksa kislik niyetine, hafta sonu kacamagi icin falan mi kullaniliyor. Orada karli kis gunleri gecirmek, sonbahari karsilamak, baharda uyanmak ne guzeldir yaa:)) Annemin bir zamanlar takvim yapragindan kesip cercevelettigi harika Bolu dagi klubelerine benziyor:) Bu kadar sulandiktan sonra acaba sahibi bir hafta sonu icin bize kiralar mi ki? 😀

    Sizin adiniza cok sevindim, Erin’in somine basindaki fotosuna da bayildim:))

    Egitmin sistemi konusu bence cok vahim. Bu konuda Turkiye’ye donersem ne yapmayi dusundugum konusunda yazmak istediklerim var. Ilkokul 1. sinif cocuklarin gece 12’ye kadar odev yetistirmeye calistigini, sozde cocuklara verilen projelerden annelerin “projelerimiz” diye bahsettigini okudukca gozlerim faltasi gibi aciliyor. Benim zamanimda da kolay degildi sistem ama bu kadar da degildi. Biz her odevimizi kendimiz yapardik. O sistemin icine hic girmemek en iyisi bence.

  4. AyçA dedi ki:

    neden kulübe dediysem bilemedim ki :)) ev demek istemiştim 😛 ayıp oldu valla 😀 ormancılara açık orası 🙁 ühühü ama boludaki orman bakanlığının evleri rezervasyonla herkese açık :)) annenin çerçevelettikleri yani 😉
    eğitim konusu erken bile olsa içimi geriyor hele ki eğitim sektöründe çalışmış biri olarak durumun ne kadar içler acısı olduğunu bilmek daha da beter ediyor beni.. bir de projeleri yapan anneleri bende biliyorum tüm malzemeleri de alan anneler yapan da anneler.. off off.. ama artık eve ödev verilmiyor/muş/

  5. sanalanne dedi ki:

    Bence de harika bir yer. İnsanın bir kaçamak yapıp gidesi geliyor. Bu arada bu Montessori Eğitimi nasıl bir şey? Bebeğim 6 buçuk aylık… Kitabı alıp okumak için çok mu erken?

  6. aslı budak dedi ki:

    Okul eğitimi hakkında kaygılanmak için erken. biliyorsun belki ben öğretmenim. Şu projeler dedikleri şeylerin aslnda büyük kısmı proje değil biz onlara performans ödevi diyoruz ve sınıfta sonlandırılmaları şart. Yani anne-babanın ortak olmasını gerektirecek ödevler veriliyorsa öğretmenlerden ÖDEV YÖNETMELİĞİNİ okumalarını istesin anneler.Ben ingilizce öğretmeniyim bazen sadece tek kelimelik performans ödevleri veririm. Projeler elbette daha büyük ama al şunu yap getir denildiğine ben de şahit oluyorum, olması gereken ise ödevin sequence kısmını çocukla birlikte bir plan haline getirip bu plana göre ödev teslim edilmeden anne-baba saçmalığının önlenmesidir. Yani sistem evet bozuk ama sanki uygulayanlar da pek kolayına kaçıyor:)) Devlet okulu ya da özel okul çocuğun önce öğretmenini seçmekte fayda olduğunu düşünüyorum. İstanbulun pek te nezih olmayan bir semtinde çalışıyorum 6 yıldır(z.burnu)okulumda kızımı hiç gözümü kırpmadan teslim edebileceğim arkadaşlarım var.Öğretmeni araştırmak çok önemli. zira devlet okullarında sınıfı götüren-sürükleyen-örgütleyen zihniyet sınıf öğretmeninin zihniyetidir. Tek başına harikalar yaratabilir ya da harikaları yok edebilir.aman pek uzun oldu. Sevgiler.

  7. AyçA dedi ki:

    Sanal anne ( ne garip geliyor isimle yazmamak bu arada :)) ) adı üstünde oldu sanal anne derken .. uzak değil belgrat ormanı burası .. eve giremesenizde her haftasonu gidilebilecek kadar şehrin içinde bir o kadar da şehrin dışında 🙂
    Montessori ile ben keşke erin doğmadan evvel karşılaşsaydım diye düşünüyorum çoğu zaman.Bu okuduğum kitabın baskısı yok bende ödünç aldım zaten.. tekrar bir baskı yapmalarını diliyorum şimdiye kadar okuduğum Montessori kitapları içerisinde en (türkçede ) en açıklayıcı olanı belki de maria montessori tarafından yazıldığı için. Montessori eğitimi ile ilgili sevgili esra’nın açtığı bir blog ve mail listesi var.
    blog adresi : http://www.montessoriegitimi.blogspot.com/
    Konu ile ilgili kendisinin derlediği yazılar ise :
    Bunun dışında yahoo grup listesine üye olabilirsin: http://groups.yahoo.com/group/montessori_egitimi/
    Burada da çok sayıda link var.
    Şu anda piyasada çok temel bilgileri alan ama hiç bilmeyen biri için çok iyi bir çeviri kitap var : http://www.ideefixe.com/Kitap/tanim.asp?sid=CCB42ONB33S0X4VR3WN0
    İngilizce çok sayıda kaynak var ve ben daha doğum yapmadan her anne adayının bu sistem hakkında bilgi sahibi olmasını dilerim bizim hayatımızda çok şey değişti. Bunu bir eğitim olarak görmek yerine yaşam biçimi haline getirebilmek önemli gibi geliyor bana tıpkı hızlı diyetlerle süratli kilo vermek yerine dengeli beslenmeyi öğrenip doğru kiloyu koruyabilmek gibi.. çok saçma bir örnekleme oldu gibi ama umarım anlatabildim. Burada önemli olan çocuğu eğitmekten mada anne babayı eğitmek.
    Bu sistemi anladığımda bir bebeğe değil yetişkin olmayı öğrenen bir insana rehberlik ettiğimi öğrendiğimi söyleyebilirim ..

    Aslı bilmiyordum dersem ayıp olmaz umarım 🙂
    Ben eğitim konusunda endişelenmek için erken olduğunu biliyorum tabii ki de ancak göz açtık kapattık 2 yaşı devireceğiz .. bunun kreşi var anaokulu var..biraz bakınıyorum en sonunda göndermeme kararına gidiyorum : homesschooling !!
    ilköğretime kadar yani .. kafam karışık.. ben eğitim sektöründe çalıştım dedim ama ilköğretim sonrasını biliyorum ilköğretimi bilmiyorum. dediğin gibi sistem bozuk.. ana babalar bozuk.. alternatif eğitim sistemlerine ihtiyacımız var. Montessori okulu adı altında M.E.B bağlı yuvaların sadece reklam için alternatif eğitim adını kullanmaları içler acısı.. keşke olsa.. belli mi olur birden telim atıverir ben bir tane kurarım 😀
    oyun grubu ticarethanelerine sinir olmakla başladı benimleoynarmısınanne.com 🙂

  8. missbon dedi ki:

    ayça çok alakasız ama mobilya alıcam daha doğrusu koltuk arıyorum salonum için… senin her konuda tarzın çok hoş…devamlı takipteyim 🙂 bana önerebileceğin bir yer var mı yada marka…blogda bikaç fotoğrafta gördüm evini… ikea tarzında bişiler arıyorum ama ordan baska bişiler var mı önerebileceğin…

  9. Ayse Sule dedi ki:

    Ayca’cim, hani seninle iki ay kadar once bir konuda kisaca yazismistik. Sanirim, bu sirin orman evinde ailecek gecirdiginiz tatil, yine o konuyla ilgili. Biraz sifreli oldu ama sanirim sen anladin:D

    Hayirli olsun diyor, sana da Erin’e de sevgilerimizi gonderiyoruz:)

    PS: Su yer yatagi konusunu artik biz de ciddi ciddi dusunsek iyi olacak:)

  10. Acalya dedi ki:

    Pek dinlendirici bir orman tatili olmus gercekten de…bir cay tiryakisi olarak, o demlik fotografini cerceveletip mutfagima asmak bile istedim…

    Tersini yapmak, bizde de yavastan basladi. Birgun yolda yururken, ellerini bir tomar seye degdirmis oldugunu bildigimden, elini agzina goturdugunde `Dante, ellerin cok pis oglum, sokma agzina` dedis bulundum. Demez olaydim, isaret parmagini yere degidirip degidirip parmagini agzina soktu gozumun icine baka baka ve sirita sirita. Artik hic tepki vermiyorum…dur ben bu konuda birsey yazayim bugun buna bagli bir olay da oldu, hem komik hem sinir bozucuydu.

    Yataginin korkuluklarini biz 1 ay once cikarttik, bir kere dustu, o da ertesi gundu, minderlere dustu, uyanmadi bile, ertesi gun bir tane hani su bir karis yukseklikteki korkuluklardan takalim dedik ama haftalar sonra taktik bir tane. Yatagi bebek yatagi gorunumunden ciktigindan beri, buyuk cocuk gibi gorunuyor Dante gozumuze artik. Kendi de bunun farkinda, kendi kendine yatagina tirmanip inerken cok egleniyor.

    Sen iyisi mi bir okul ac.

  11. sanalanne dedi ki:

    Uzun ve açıklayıcı cevabın için teşekkür ederim Ayça. Verdiğin adreslere hemen bakacağım. İsim konusunda haklı olabilirsin. Her şeyden önce soğuk bir tarafı var. Ama kendi kimliğimi geri planda tutmak istedim. Yine de bunu dikkate alacağım. Belki değiştiririm.

  12. AyçA dedi ki:

    missbon mail attım sana
    Ayşe Şule eğer katalog konusu ise bağlantı kuramadım .. kusura bakma 🙂 mail ile yazabilirsin istersen yine 🙂 şifreyi çözemedim 😛
    Açalya ben daha önce cesaret etmemiştim deli deli uyuyor diye 🙂 ama ilk gece 3 kere düştü dün gece düşmedi düştüğünde zaten mindere düştü ve O da uyanmadı :))fotoğrafı yollayayım sen bastır orada 🙂 bu gidişle okul açacağım gibi geliyor ya :))) sermaye yok şimdilik 😛
    Sanal anne neden ismini yazmadın diye değildi aslında ismini yazmayan çok kişi var ( anlamasamda bunu saygı duyuyorum tabii ki ) “sanal anne” yazarken sanal olmak ile ilgili bir çağrışım yaptı o kadar.. kişisel alma yani durumu 😉

  13. sebnem dedi ki:

    şekerim o açık yatağın önüne konulan aparatlar var..cocuk uyurken hem sırtını dayıyor hem de düşmesine engel oluyor.tavsıye ederim.aslı efeye yapmış pek güzel olmuş..hoş sen mutlaka biliyorsundur da ben gene de söyliyeyim.
    bu arada resimdeki ev bizim bahçedeki konteynıra çok benziyor dimi?

    ps: yatak onune konulan aparat montessorıye pek aykırı değil yanlarından cocuk ıstedıgı gıbı ınıp cıkabılıyor

  14. AyçA dedi ki:

    Şebnemcim bilmiyordum o aparatları ama galiba alıştı dün gece hiç düşmedi şimdilik kalsın bakalım ..
    ev aynı sizinki yahu :)) heheh.. babana söylesene öyle bir ev yapsın oraya izni var mı ??;) şööle şömine falan içine.. aman diyim sen şimdi görev kadını !! 😀

  15. pinarbk dedi ki:

    Ayça’cığım, kulübeye bayıldım. Hele şömine, harika.

    Cisimleri sınıflandırmasına hiç şaşırmadım. Birincisi, bakışlarından cin gibi olduğu ve herşeyi kaydettiği belli. İkincisi, eğitimi oyunla birleştirdiğimiz için herşeyi daha kolay öğreniyorlar. Duru dün dekorasyon dergisindeki resimlerle evdeki benzerlerini eşleştirdi. Bu işe, de bambulardan başladı. Baştan anlamadım, sonra farkettim ki, eşleştirme yapıyor. Bu çocukların kafaları biraz daha farklı çalışıyor. Nilüfer Kas’ın bir yazısı vardı birkaç gün önce Hürriyet’te. Bir gözat derim:)))

    Dün tiyatroya gelemedik, oyun grubuna gittik:))

  16. Nesteren dedi ki:

    daha çocuk sahibi olmamış, kendini fiziksel ve ruhsal buna hazırlamaya çalışan biriyim. sayenizde bir sürü şey öğrendim. kendi kafamda ilkokula kadar çocukları büyütüorum sonra duruyorum. okula yollamiim en iisi diorum. homescholling yani ama bu türkiyede mümkünmü gerçekten? Yasal olarak böyle bir hakkımız varmı tam emin olamadım. net bir bilgi bulamadım.
    okul açarsanız bütün çocukları yollarım 🙂

  17. Damla dedi ki:

    Parmaklığı çıkartmanın yatağında uyutma konusunda gerçekten yararı oluyor. Linkteki yazıda yazmıştım, belki göz atmak istersin.
    http://www.kitubi.com/2008/07/25/BebekYata%c4%9f%c4%b1Gen%c3%a7Yata%c4%9f%c4%b1naGe%c3%a7i%c5%9f.aspx

  18. AyçA dedi ki:

    Nesteren Türkiyede homeschooling yok yaniistemezsen çocuğunu okula göndermeme hakkına sahipsin ki bunu yapan biri var ama sonrasında üniversiteye gitmek isterse ne gibi yasal prosedürler olur ya da olur mu??:)) bilmiyorum
    okul açma yolunda heyecanlarım olsa da bu ancak anaokulu olabilir 🙂 ilköğretim hayallerimi bile aşar galiba 😛 yine de teşekkür ederim 🙂
    Damla link için teşekkürler bakacağım birazdan ..

  19. Evrim Ozkan dedi ki:

    Sana bir sey sormak istiyorum. Yarin isden izin alabilecegim. Havada guzel olacakmis. Berk ile Belgrad Ormanlarina gitmek istiyorum.

    Otoparkin yanindaki ev demissin. Bana biraz tarif edermisin gidisi? Biz Anadolu yakasinda oturunca bu taraflardaki ormanlari tercih ediyoruz. Cekmekoy, Polonezkoy vs. Belgrad ormanlarina dusundumde en son lisedeyken gitmisdim. Belgrad ormanlarina gitmisken o sirin evide gostermek isterim Berke. Saniyorum icine giremeyecegiz ama uzakdanda olsa idare ederiz 🙂


Önceki yazıyı okuyun:
Bu bayram

Biz yayıyoruz kendimizi .. Dinleniyoruz.. kültür karmaşasında kayboluyoruz :D Bir tiyatro Erin'e bir sinema bize .. bir kitap bize bir...

Kapat