No public Twitter messages.

İnsanın kendini, anneliğini yazması bir de buna not vermesi zor iş miş..

Hem okullarda hem de Annelerin Dünyası’nda “Karne Haftası” bu hafta!

Küçücük bir kızken kurduk hayalini anne olmanın.Evcilik oyunlarında, pembe fincanlarımızdan hayali çaylarımızı yudumlarken ağladı bez bebeklerimiz.Giydirdik,yedirdik,içirdik.

Gerçek hayatta anne olunca değişti mi herşey peki?Hayalimizdeki şirin anne hala buralarda mı?

Kendimize karne veriyoruz.Öz eleştirimizle, artılarımız ve eksilerimizle içimiz döküyoruz.

_MG_0043

Bu hafta kendimize, anneliğimize karne veriyoruz..tamam da insan kendine nasıl karne verebilir? Ben olsam hepsi pekiyi der geçerim.
Geçer miyim?
Bir bakalım..
Bundan 6 sene önce evlenmeyi bile aklıma yatıramamışken, bir gün anne olacağımı hayallerime bile yaklaştırmadığım dönemlerde, anneliğin biz okuldan geldiğimizde evimizin içine sinen annemin kekinin kokusu sanıyordum.
Annelik başka bir şeymiş. Bunu bana eski doktorum ” senin tedavisiz çocuğun olmaz “dediğinde kalbime düşen ateşte anladım önce. Benim tercihimle anne olmamak başkaydı, anne olamamak başka. Öyle olmadı. O doktor haksız çıktı, zaten doktorum da başkası oldu ama o gün olan oldu. Bir kitapta okumuştum : ” annelik kalbine düştüğü an başlar” diye, işte benim kalbime düşmüştü: artık ben bir anneydim. Sigarayı bırakmalı, daha çok spor yapmalı,daha düzenli bir hayata geçmeli, daha doğmamış bebeğime örnek olmalıydım. Macera böyle başladı. Her şey mutlu bir şekilde devam ediyordu ve düzenli. Sonunda bebeğim gelmeye karar verdi. Hala her şey toz pembe. Zor olan bir şey yok, hamilelik rahat geçiyor ya yeterli kanımca.
İlk sınavımı doğumda verdim. Çok bekledim normal yollarla gelsin diye, hep konuştum hep konuştum.Yanıldığım bir yer varmış: bebeğimle değil kendimle konuşmam gerekiyormuş. Sanırım burada pekiyi alamadım. Korkmuşum meğer çok sonraları anladım.
Eve geldik, iki gözü iki çeşme ağlayan bir lohusa, ben oğluma nasıl bakarım diye endişelenen bir yürek. Giydiremem, soyduramam, çişi kaçar ağlarım, derslerime de iyi çalışmışım oysa, raf raf kitaplar okumuşum. Birden o kitapların değil de oğlumun okunması gerekliliğine aydım. O zaman acemilikten sıyrılmaya başladım. Elimde bir pompa gecelerce süt sağdım,sakladım, iki saatte bir kalktım emzirdim. Benim O’na verebileceğim en büyük hediye diye diye neredeyse 2 sene geçirdim. İşte burada pekiyi aldım.
Oğlum için iyi olacağına inandığım her bilgiyi değerlendirdim, uyguladım, oyunlar oynadım, kitaplar okudum,şarkılar ezberledim, her öğününde ayrı yemek pişirdim, sokaklardan bir şey yemeyelim diye evde yapıp çıktım, işimi bıraktım eve döndüm, ev annesi oldum,bocaladım, depresyonlar bile yaşadım, sabır nedir onu öğrendim, yazdım, okudum, paylaştım, arkadaşlar edindim, oğlum arkadayken araba kullanmayı öğrendim, ağladım, sustum, kumdan kaleler çamurdan evler yaptım, kilometrelerce sırtımda taşıdım, dedim ya iyi olabileceğine inandığım şeyleri yaptım;her anne gibi.
Şimdi bunlara bir not biçmek gerekiyorsa hala pekiyi diyemeyeceğim, hayatımın hiç bir yerinde diyemedim çünkü, mutlaka daha iyisi vardır.
Neyi iyi yapmadım onu söyleyebilirim diye düşünüyorum. O kadar çok ilgilendim ki Onunla, yalnız başına oynamayı hiç öğrenemedi. İşte burada zayıf aldım ve her yaz ikmale kalan öğrenci gibi şimdi bu zayıf notu düzeltmeye çalışıyorum.
Bana karne verecek biri, anne olduktan sonra kendi anneme verebildiğim gibi, eve girdiğinde kokan kekin kokusunu hatırlayacağı günler geldiğinde, oğlumdur.
Bana kalsa karnemin hepsi pekiyi, çocuğu için en iyiyi isteyen tüm anneler gibi.

Bu Yazılar Da İlgini Çekebilir


Önceki yazıyı okuyun:
ip geçirme ve kalpler

Yeni bir siteyi duyurmak ve buradan yola çıkarak evde geçirdiğimiz bir kaç günün aktivite önerilerini paylaşmak için güzel bir öğlen...

Kapat