No public Twitter messages.

Yazacak başlık bulamadım ne yazacağımı son günlerde bulamadığım gibi.. hayat normal seyrinde.. saçlarım uzuyor.. kilom aynı ama eski kotlarımdan bir tanesine girdim diye havalara zıplayarak yürüyorum oysa ki hala 70 kiloyum bu nasıl oldu bilemedim.. olsun dar mar giydim üstünede kısa elbiselerden geçirdim haydi hoppa sokak..:) hayat normal dedim ya.. sabah kalkıyoruz kahvaltı ediyoruz oğlumla.. sonra oyun saati .. oyuncaklar hovhovlar camdan kuş seyretmeler.. “kuş nerde olumm” ovov diye gökyüzüne bakınca  “holleeyy anlıyor artık monoglardan kurtuluyorum”sevinçleri ..sonra bir sabah uykusu molası ev işleri çanta hazırlama öğlene taze yemek hazırlama telaşı bu arada “ammmaan uyanmasın” diye dua etme vicdan hesabı, akşamüzeri nerede olacağımızı bilmeme kaygısıyla çantaya her türlü ikindi gıdasını depolama bir yandan “hmm acaba Erin de bir insan benim gibi hep aynı şeyi yemekten sıkılır mı?? ” sorusuna alternatifler geliştirme….uyanınca öğlen yemeği, binbir şaklabanlıkla alt değiştirme zira artık çookk zor!!! yerinde durmuyor.. kendimi “ebübeeee” diye gırtlaktan çıkan bir sesle anne şempanzelere benzetiyorum alt değiştirirken.. bir elimde muzum eksik!! ..”dur olluumm yapma oluum hadi bak attaa gidçezz oluumm” “aytaa” “heh işte sanırım sen de atta demeyi öğrendin.. ilk kelimen bu  mu olacaktı baba dan sonra ?? anne ne zaman diyeceksin ?? hadi olumm an-neee an-neee ” “bürrr” “bürr diill olum ann-nnee” neyse bu savaşı bitirip giyinip slinge Erin’i koyup ofise yollanma savaşına başlamak ve de ofise varınca ” baaa-baaaa bak olumm babaa-baaa” diye bu seferde artık bir cins papağan olan ve de bebek kitaplarının içerisine kedi köpek yerine girmiş bulunan tukan rolüne bürünme..sonra ofiste bilgisayarımı acaba açabilir miyim? diye kendi kendime sorma ve de bunun artık imkansız olduğunu kabul etme.. hani ben çalışacaktım ya ofiste ?? .. ı-ıhh biz oyun bahçesinde oynamak için yaptık orayı. Eh kim dedi ki bize artık sizin hayatınız kolay diye.. tamam ileride çalışırız şimdilik öğleden sonra gezmesi öncesi, baba ziyareti ve oyun bahçesi faaliyeti olarak kalabilir.. bir başka bahara kalsın işler… fotoğraflarımı bile düzenleyemiyorum, arşivleyemiyorum kaldı ki Alpaya yardım edeyim .. bu başka bahar artık Erin’in boyalarıyla hamurlarıyla oynayıp birşeyleri beraber üreteceğimiz döneme gelecek sanırım.. biraz zor oldu bunu kabullenmek hayalleri yüksek tutup beklentileri aşağıya çekmek hayal kırıklıklarını azaltabilir bunu da öğrendik..

Öğleden sonra uykusundan önce parka gidip yine “ovvovvv” olduklarını zannettiği kuşlara mama vermek ve de salıncak kaydırak gibi çeşitli maalesef tek başıma olduğum için tek bir karesini bile çekemediğim faaliyetlerde bulunmak.. neyse ki geçen gün babamızla gittik ve de ne çok üzüldüm ki önü kapalı salıncaklar bizim buralarda sadece Taksim parkında var ve de bana uzak ve de Taksim parkı sonuçta…ama bu önü kapanan salıncaklara bayıldım .. Erin de .. tabii tek başımıza olmamaktan tahtıravalliye de bindik beraber.. ( Allahım bu nasıl yazılan bir kelime böyle 🙂 )
şanslıysam bir öğleden sonra uykusuna dalması ve de benim bakalım kış gelince nasıl yapacağım bunu sorusu kafamda bankta oturup kitap okuma maceralarım…
İşte böyle geçiyor günler.. hergün aynı hergün değişik, süprizli..

Erin uykusu geldi mi artık paçalarıma tırmanıyor.. ya da acıktıysa çığlık eşliğinde tırmanmaya çalışıyor.. artık cesareti tam yerine geldiği için yerle, koltuk kenarlarıyla daha çok haşır neşir olmaya başladı pat küt düşüyor..hemen bir ciyak ağlama.. kalbim yerinden fırlıyor ama bunu yansıtmamayı becerdim.. neydi ANNE KORKARSA BEBEK DAHA ÇOK KORKAR…dün gece ben görmedim sadece sesini duydum .. “güüümmm”ve Erin’in kafa yerde koltuğun altında.. dünyam döndü sanki ve de sakin kalabilmek öyle zordu ki.. ama yavaş düşmüş hemen kendine geldi..  Alpay yanında olmasına rağmen 1 saniyelik bakışı başka yere döndürmek uyku saati gelen sersemlemiş bir bebek için tehlike arzediyor.. bunu öğrendik..  ilk zamanlar çok temkinliydi şimdi “nasıl olsa yapıyorum” diye dikkatini vermiyor galiba.. oyuncaklarıyla daha çok vakit geçiriyor tek başına oturup oynuyor.. duyduğu her müzikte kafa sallıyor ve de sesiyle eşlik etmeye başlıyor.. o huzursuz günler sanırım diş yüzündenmiş bundan sonra yine aynısı olursa diş ihtimalini ön plana alacağım; eski düzenimize geri döndük sayılır.. üstelik artık her yemeği yiyiyor Erin.. pazı, ıspanak,bamya, fasulye, bugün de pırasa deneyeceğiz.. içine havuç patates taze domates biraz z.yağı atıp bir gün buğday bir gün kıyma bir gün tavuk bir gün bulgur ile sebze yemeklerini uydurmayı öğrendim.. bu arada kastamonu pazarından tırsa tırsa köy tavuğu aldım: harikaaa.. unutulmuş bir lezzeti soframıza taşıdık…. ne berbatmış bu marketteki yetiştirme tavukların tadı 🙁
Yemeklerimizi sofrada beraber yiyoruz..hatta bir yere gittiğimizde yine sofraya oturmazsak koltukta falan yemek yemiyoruz!! koltuk v.b yerler oyun alanı, oyunla karışıyor yemek ve yemeyi unutuyor ama sofraya oturursak sorun olmuyor.. yani sanırım bu alışkanlık edinildi..umuyorum değişmez ancak tavırlarda kesin ve net olunca anluyor ve başkasını talep etmiyor- şimdilik gözlemim bu – benimde arada atıştırmalarım olmasa vallah da bu şekilde harika kilo vereceğim ama doymuyorum .. belki hala süt verdiğimden mi ? olabilir mi?? olur olur..:) mamayı hayatımızdan çıkarttığımız için çok mutluyuz.. ailecek düzenli öğünlerde masada buluşup doğru dürüst yemek yiyoruz.. sonrada doğru dürüst uyku uyuyoruz.. artık gece yattıktan sonra 1 kere uyanıyor ve hemen pış pış eşliğinde meme almadan sabah 5’e kadar memesiz uyuyoruz.. 5 te uyanıp biraz emdikten sonra sabah 7 ye kadar maraton tekrar başlasın diye kestiriyoruz.. 7 de kalk borusu ötüyor “baaa-baaaaa”
en kolay baba diyebildiğinden mi ?? babasını daha çok sevdiğinden mi ?? anne ne zaman diyecek kaygılarım içerisinde hayat işte normal akışında sürüyor..

collage12.jpg

Bu Yazılar Da İlgini Çekebilir

16 Yorum

  1. oyku dedi ki:

    Alpay Bey, Alpay Bey, bu gururlu, gogus kabartip poz verisiniz oglunuz ilk olarak baba dedi diye midir:)??Pek tatli cikmissiniz baba ogul canim:)

  2. köşenin delisi dedi ki:

    ayçacım inanamadım erini kaydırağın dibinde oturur görünce, ne kadar büyüdü yaaa 🙂 eee seninki doğduğu gib mi kaldı sanki diceksin 😛 çok güzel bunlar çoook ağlıcam valla şimdi

    hımm demek ayaklandıklarında çalışmak imkansız hale geliyor…eh bi de yemeğin meyvesini vs hazırladığın için tabii o da bi sürü vakit…

    canım çok öpüyorum ikinizi de, bu aralar çok sık yorum bırakamıyorum, okumuyorum sanma…hem çevirinin teslim tarihi belli olduğu için onu yetiştirmeye çalışıyorum hem de 3 gündür salya sümük hastayım ondan…yoksa takipteyim yani 🙂 Alpay’a çok selamlar.

  3. köşenin delisi dedi ki:

    bu arada…büyüdükçe sana mı benziyor ne :))))))) geçen barışa gösterdim erinin fotolarını “ayçaya benziyor” dedi o da direkt 🙂

  4. AyçA dedi ki:

    Öykücüm bababbaa yapmalarını biz baba sayıyor olabiliriz tabii:)) hehe..
    Elifcim .. aynen bende pek yorum bırakabilir durumda olmuyorum ama bende aynen senin gibi okuycu durumundayım. çeviri için kolay gelsin gerçekten..ve evet aynen seninki de büyüdü 🙂 ama insan başka bebeklere bakınca “ayy büyüdü bunlarrr” oluyr galiba:)) ayrıca çok geçmiş olsun..ılık ılık ballı limonlu ıhlamur karanfil ve tarçın demle iç.. karanfili ve tarçını kaynat o kaynamış suya ıhlamuru at demlensin afiyetle iç :)) bir de bilmem ki .. kendine benziyor kuzenimin deyimiyle :)) öyle diyelim …
    öptüm sizleriiii

  5. bahar dedi ki:

    okurken dilimi isirdim nazar degmesin diye
    dis sonrasi herseyin rayina donmesine cok sevindim

  6. pınar dedi ki:

    Diş çıkarmak Erin’e yaramış. darısı başımıza. Huysuzluk ve iştahsızlık çekiyor, bize de çektiriyor.
    Kaydırağa bineceğimiz günler yakın mı yoksa? daha birkaç gün geçmiş gibi 16 haftalıkken karnımda taklalar atması,hastanede gözlerini açmaya çalışması…
    Çalışamıyorum diye de üzülme sakın. dünyanın en önemli işini yapıyor, bir insan yetiştiriyorsun.Her dakikanı doya doya içine çek.Tekrarı yok. yakında bakıp “aaa nasılda babaaaba diyormuş diyeceksin.”

  7. Açalya dedi ki:

    Buyumusss buuu, cocuk olmus! nasil da ucuyor zaman degil mi? dogum fotograflarina baktigimi ve gozlerimden yaslar aktigini hatirliyorum, canim benim yaaaa (bu sana)
    Bu arada ben 4 gundur duzenli 1 saat kosuyor ve tempolu yuruyorum Dante ile sabahlari. Bir gun gitmezsem ayaklarim kasiniyor, suclu hissediyorum. Dante tam uyku saatine denk geldigi icin ve strollerda oturmaktan nefret ettigi icin mizikliyor, agliyor ama yine de kosuyorum. Basladigimda 69 kiloydum, simdi 67. Abur cubur, dondurma, cikolata, sabahlari bol ekmekli mukellef Turk kahvaltisi kesildi, cereal yeniyor (sagliklisindan) (hafta sonlari mukellef kahvaltiya devam ama) iste boyle 4 gunde 2 kg gitti.
    Son postumda bazi ilklerimizi yazdim, onu kapanan salincak olayina (burdakiler oyle cicili bicili degil) biz de girdik.

  8. AyçA dedi ki:

    Bahar teşekkürler.. 🙂
    Pınar evet aynen öyle hızlıca geçiveriyor.. üzülmüyorum ama birşeyler üretmek isteyip buna zaman bulamayınca sinir oluyorum kendime :))
    Açalyacığım nasılda yani nasılda koşuyorsun dante Tontemle ?? hı?? kucağında ? arabada ?? ben her gün yürüyorum ve akşamları yoga yapıyorum gerçi 1 hafta ara verdim dün gece yine başladım .. hani sarkık surkuk değilim .. ama kilom fazla iste 10 tane kadar :(( .. neyse artık dikkat etmekye çalışacağım biraz daha.. senin bir avantajın öyle parklarda gzerken ” akşam simidi” neyin yok oralarda.. nasılda taze tane mis gibi kokuyor insana bir bilsen .. 🙁 bu arada cereal ne yiyorsun .. sadece yulaf yani müsli mi ?? çünkü mısır ya da buğday v.b gevreklerin yüksek ısıda yapıldığından kanserojen olduğunu yani yine poşede girmiş bir gısa olduğundan çok da aslında sağlıklı olmadığını söylüyorlar.. misal bana yasaklandı !!:( ki benim tek ve de en sevdiğim kahvaltımdı….birazdan postunz zıplayacağım okıyacağım inşallah

  9. Açalya dedi ki:

    Ayca’cigim, Dante’yle sabahlari bebek arabasiyla kosuyorum.Kanguru ile olacak sey degil, agir yani Dante artik. 1 saat o golun etrafinda da yurunmez bile babybjorn ile, sling’i bilmem ama o da mucize sekilde hafifletmiyordur bu danalari (bir de 5 metre kumasi kim saracak sabah sabah ohoooo, biz uyaniyoz, ben cerealimi yiyom, tonte’nin altini ustunu degistiriyom ve hop arabaya atmayip cikiyoz, kim ugrascak oralarda car seatten cikar, slingi dola, tonteyi koy, bagla , sonra tekrar bitince cikar bilmem ne, amaannn. At arabaya kos.
    Bu arada Dante’nin miziklama sebebini buldum, beyefendinin gozune gunes giriyor, stroller filesiyle kapatiyorum ona da gicik oluyor, etrafi gorecek net sekilde tabi…Bugun hava bulutluydu, pek bir sevdi, kosu sonunda oyun pakina gittik, sallandik, kaydik, baska annelerle tanistik vs. Alman bir au pair ile bile tanistim hahaha.
    Cereal konusuna gelince, benim cereal’lar organik olanlardan, burada bir organik marketi var, onlarin kendi cereallari var, icinde mesla keten tohumu, findik, yulaf, bugday, iste ne ararsan var, musli diyemem, o kadar yogun degil cunku, ama musli de yiyorum, severim, bir de amaan yuksek isida gevremis falanya birak allahaskina atin olumu arpadan olsun…paranoyak yaptilar bizi, 50 yil sonra birisi cikcak o cereallar pek bir saglikli diyecek o zaman onlara kafa atcaz. Ye bosver (tabi bol tahilli ve zimbirtili olanlar guzel)

  10. annevebebisi dedi ki:

    hahahahha:)
    Bu Açalya’nın son yorumuna :)))
    Katılıyorum baabında güldüm :)))

    Ayçacım, uzun postuna uzun yorum yazasım var ama.. ben köy tavuğu lafını okuyunca unuttum hepsini 😛 Bu akşam eşime, Tr’ye gidince köy tavuğu yiyelimd erken buldum kendimi :))

    Hey gidi eski tavuklar heeeyyy :))

    İtiraf ediyorum, ben bir muslikolikim:) Ama tabii beyaz peynirli, haşlanmış yumurtalı, çaylı türk kahvaltımın yerini tutamaz o başka 🙂

    ‘What Mothers Do, especially when it looks like nothing’ diye bir kitap okumaya başladım, tavsiye ederim :))

  11. AyçA dedi ki:

    Evet Esra bende gülümsüyorum ..bende katılıyorum.. neyse hem erine yedirip hem kendim yemek konusunda zaten büyük bir çaba sarf ederken bir de sütlü birşeyi dökmeden yemeyi becerebildiğim bir gün geri dönerim .. Açalyacım sanırım o dediklerindenyine burada yok . bildiğin müsli var.. ben senelerdir ve de hamileliğim boyunca da her sabah süt ve de içine kendimde ilave ettiğim taze /kuru meyvalarla bunlardan yiyerek “aa yin ekuş yemi mi yiyorsun” cümleleri ile savaştm :)) kesinlikle kalorisi yüksek ama yağı az olduğundan hem besleyici hem kilo aldırmayıcı bu öğün en sevdiğim/di.. insallah bir gün geri döneceğim yukarıdaki sebepten .. ama haftada bir esranın dediği gibi türk kahvaltısı.. kesinlikle olmalı özlüyor insan ..
    Bir de esra sende Açalya gibi yazıp yazıp beni buralarda çıldırtıyorsun.. yok ablacım burada o dediğin neyin kitaplardan :((.. ama bu what mothers do olayının kitabını ben yazam mı ?? :)) hehe…
    Açalyacığım sanırım seni ayrıca tebrik ve de takdir etmem lazım bebek arabasıyla koşma konusunda.. zira ben beceremem gibi.. zaten koşmayı sevmiyorum ya.. ben yogama devam edim sakin sakin evimde..:) bir de evime yakın öyle bir yer de yok .. elimde pusetle koşabileceğim..haha bir an gözümün önüne geldi de :))

  12. annevebebisi dedi ki:

    Ben gecen gun kostum, pusetle yani:P Anahtari apartman kapisinda unuttugumu hatirlayinca 😛 Ben de kosmayi sevmem:) Ah bi yuzmeye baslayabilsem:))

  13. AyçA dedi ki:

    okudum Esracım ya geçmiş olsun aslında.. yazamadım daha birşey ama hep okuyorum bilesin ..ama yorum bırakmaya fırsat bulamıyorum 🙁

  14. banu ağaoğlu dedi ki:

    merhaba, erinin annesi.
    uzun zamandır sizi sessizce takip ediyorum ama,içindeki sıkıntının gereğinden fazla uzun sürdüğünü hissedince artık sana yazmak istediğimi farkettim. benim oğlum 14 mart doğumlu ve bloguna ilk rastladığımda çok mutlu oldum, hemen masa üstüne kaydettim. çok yakınlar erinle, birçok konuda çok yardım aldım. teşekkürler, iyiki varsınız. sıksık girip neler yazdığını kontrol ediyorum. ilk düzenlemesi daha çok hoşuma gitmişti sitenin, şimdi hep bişeyleri gözümden kaçırıyomuşum gibi geliyor(mükemmel kadınız ya, araştırmada tek virgül gözden kaçmamalı.:)) bunu da atlattım anne olunca. mükemmel olmadığımı kabul etmem zaman aldı, şimdi her yeni şeye alışmak için kendime zaman tanıyorum. rahatlatmaya çalışıyorum kendimi. hemen belirtiyim, sizin adınıza çok sevindim sadece bir kalkış gece için oldukça dinlendirici olmalı. evet, işyerinden bahsetmeye başladığında, o işin yürümeyeceğini tahmin etmiştim ama insan ümit edebilmek istiyor. üzülme, çok yakında çalışmaya başlarsın, farketmeden şu anda tek olan dünyanız ayrılacak. tıpkı tek bir yumurtanın göz açıp kapayana kadar çoğalıp bir bebek olması gibi. sadece biz daha çok “biriz”. oğullarımızla yani. yakında anne demeye başlayacak ve sonra annenin yanına şikayetler koyacak: “anne, neden taksimdeki parka gidemiyoruz?” “anne, bana neden bilgisayar almıyorsun?” seni bilmem ama, ben daha fazlasına henüz hazır değilim. nolur oğlum, benim de ayak uydurabileceğim hızda büyü.
    “bütün günler aynı, bütün günler farklı” ne kadar doğru.. ama belki de haftada bir gün hazır mama yerse ona çok zararı dokunmaz ama sen ona yemek hazırlama zamanında başka birşey yapabilirsin. bir öneri de yürüteç. bilmiyorum hiç denedin mi ama, bizimki onunla gezmeyi seviyor. büroyu yürütece uygun hale getirip, ne biliim fotoğraflarını düzenleyebilirsin. çocuğa hiçbir zararı olmadığı gibi, bizlere de 5 dakikalık kesintisiz rahatlık vaad ediyor.
    sadece.. yalnız değilsin, ben de varım. ben de bazen yorgun, mutsuz, yetersiz, yanlış, tamamen hatalı hissediyorum ve dönüp anneme bakıyorum. ne kadar kendinden emin durduğuna, onun yaşına geldiğimde ben de o kadar vakur olmayı umuyorum ama şimdilik, ben bu kadar iyi bir anne olabiliyorum. sevgiyle kal..

  15. Açalya dedi ki:

    pusetle nasil kosuyorsunuz ya? deli misiniz? belinizi kircaaaniz. koyun arabaya kosun.
    Kus yemi olayina cok guldum, bizim halkimiz boyle hep niye bilmiyorum, hep kotekler herseye ama…
    Haftasonlari Tammo ile yaptigimizdan kahvaltiyi, mukellef yapiyoruz bahcede…diger gunler kus yemi yiyorum :))

  16. AyçA dedi ki:

    Banu selam .. hoşgeldin .. yorumun çok hoşuma gitti ancak bir yanlış anlaşılmayı düzelteyim : içim sıkıntılı değil 🙂 aksine hergün daha da keyifleniyorum .. yazılarımın sıkıntılı gelmesi konusunu bir eleştiri olarak alıp buna daha çok dikkat etmeye çalışacağım çünkü ben yazarken eğlenerek yazıyorum ..
    hazır mama konsunda gerçekten katıyım .. yedirmeyeceğim.. bu konuda kararlılığımı bozmayacağım zira Erine yemek hazırlamak da hoşuma gidiyor şikayet etmiyorum .. zaten mutfak benim en büyük hobilerimden biri . her gün yeni bir yemek uydurmak benim için keyif verici..üstelik bizim de yemek yememiz gerekiyor ayrı yemek hazırlamadığım için bu da zor olmuyor.. ben bir günün nasıl geçtiğini anlattığımı düşünüyordum oysa sıkıntılı bir ifadeye bürünmüş senin oralarda galiba 🙁
    yürüteç ise kullanmayacağım bir alet.. bunun tıbbı açıklaması var. sadece yürüteç zararlı deyip işin içerisinden çıkmak istemiyorum ancak bu tıbbi açıklamayı bir fizyoterapist arkadaşım var ondan yazmasını isteyeceğim ..kullanan kullanabilir tabii 🙂
    iş yeri içinse herkesin senin gibi düşündüğüne eminim.. sadece sanal değil gerçek arkadaşlarımızın bile.. ancak bir zaman içerisinde bu olacak.. belki bu ay değil ama yeni yıla doğru yapacağız bunu .. eminim.. derdim düzenli bir iş sahibi olabilmek değil Erine kendimi hep sağlam hep güncel tutmak o yüzden biraz daha aceleci davranmadan bu işi sahipleceğime eminim..

    Açalyacığım bizim halkımız işine gelmeyen şeyi kötekler.. senin iyi yaptığını düşünse bile kendi tercihlerine uymuyorsa tü kaka olur yaptığın hemen dalga geçmeye başlarlar.. yaşasın kuş yemi 🙂


Önceki yazıyı okuyun:
İkindi keyifleri

Artık ufak ufak yemek denemelerini yazmaya sıra geldi.. Öncelikle Sabahnurdan kopya çektiğim tarifi ben de yazmak istiyorum.Erin buna bayıldı.. eh...

Kapat