No public Twitter messages.

Bu sabah uyandığımda bloguma yazmak istediğim oğlumun dün yuvada diktiği elbise ile ilgili heyecanlarımdı aslında. Düzenli  olarak yuvaya başladığından beri sanırım ben de biraz düzene girdim. Sabah güne erken başlayıp, oğlumu ve koca kişisini uğurladıktan sonra evi toparlayıp, kahvemi koyup, kahve kokusuyla kahvaltımı ettikten sonra çalışmaya başlıyorum. Evden çalışmak hoşuma gidiyor aynı zamanda günlük ev işlerini de verdiğim aralarda halledebiliyorum. Bu güzel ama hayat toz pembe değil.

İçim karma karışık!

Özlüyorum oğlumu itiraf ediyorum. Ama tüm gün evde olduğunda ne tam onunla vakit geçirebiliyorum ne tam çalışabiliyorum. Saat 4 te gidip aldıktan sonra ise yatana kadar tüm zamanımı ona verebiliyorum. Bunlar güzel evet ideali değil mi ?

Ancak öyle olmuyor. Benim dalgalanmalarımın aynısı Erin için de geçerli sanırım ki su koyvermeye başladı. Hissettiğim kadarıyla ÖZLÜYOR! Evde geçirdiği vakti özlüyor. Orayı çok sevdiğini biliyorum akşam eve geldiğinde birden kendinden geçip almanca şarkı söylemeye ya da gün içinde yaptığı bir şeyi yapmaya başlıyor ya da Sezen olup yemek pişiriyor! Orayı eve taşıyor ama evi de oraya taşıyor içinde. Son 3-4 gündür sıkınıtımız var. Birincisi öğlen yemeğinden sonraki dinlenme saatinden hiç hoşnut değil! Bunun çözümü zaten orada var, en başta bana söyledikleri gibi : dinlenmek istemeyen çocuk diğer odada oynayabiliyor ama bir iki gün uyuyakaldığı için bunu stress yapmış durumda ve akşam saati geldiğinde ” neden akşam oluyor uyumak zorundamıyız uyumayı sevmiyorum” diye ortalığı inletiyor. İkincisi son iki gündür içeri ağlayarak giriyor-muş! Muş çünkü sabahları babası bırakıyor çıkışta ben alıyorum ve bu ağlamasına sahit olmuyorum. Bu sabah “beni sen bırak” dedi ve bunu bilerek yaptığını biliyoruz: ben bırakırsam daha kolay beni kandırabilecek.

Ancak en başta güle oynaya gittiği bir ay boyunca ağlama seanslarının olmayacağına, yuvadaki herkesin bunu için çaba sarf ettiği için bizim başımıza gelmeyeceğine çok inanmıştım. Dedim ya herşey toz pembe gitmiyor! Sıkıntılar başladı. Girişte ağlıyor sonra tabii ki her çocuk gibi unutup oyuna dalıyormuş ama gün içinde ara ara ağlama seansı da oluyormuş. Oysa ki bu sabah güle oynaya çıkmıştı çünkü bugün servise binerek Acıbadem hastanesine dişçi ziyaretine gideceklerdi ve bu bir ilkti. Akşam bundan bahsettik ve heyecanlıydı bahsederken. Dişçi ziyaretinin sebebi “meslekleri tanımak”. Dün de yuvaya gelen terzi ile şu yazının başında bahsettiğim elbiseyi dikmişlerdi. O kadar heyecanla gösterdi ki bana “anne tek başıma diktim anneannem gibi” diyerek.

Olumlu yanlarının olması yanı sıra sıkışmaya başladığımı düşündüğüm bir döneme giriyoruz gibi. Çözümler üretiyorum ama bir türlü tutmuyor kafamda. Geri adım atmak çözümlerden biri: yarım güne geri dönelim. Ama bu sefer bilecek ki yarım günde de sıkıntı yaşarsa tamamen bitecek ve sıkıntıyı yaratacak. Geri adım atmayalım gözlemleyerek devam edelim ama burada da nasıl bir zarar vereceğimizi bilemiyorum. Ağlatarak yuvaya alıştırmak konusunda çok katıyız zira. Alışması gerekiyor mu? Büyük bir soru işareti. Ağlamaların arasında da fark olduğunu düşünüyorum. Bu zamana kadar çekirdek ailesi ve aile büyükleri ile her istediğini kolayca ve sıra beklemeden almaya alışmışken şimdi orada istedikleri için beklemek zorunda çünkü onun gibi 15 çocuk daha var. Yeni bir durum, büyük bir geçiş dönemi. Panik olmamalıyım diyorum ama elimde değil oluyorum. Geçmiş tecrübelerimizden dolayı korkuyorum : ya yine ağlamaktan kusarsa ! Tüm dengesini alt üst ederse.

Çok mu hassas davranıyorum onu da bilemiyorum. “Ağlasın bırak alışacak nasılsa” diyebilmek mi gerekiyor? Dersek bu iyi bir sonuçmu elde ettirecek ?

Kafam karma karışık.

Ben koca kadın tüm gün onun yokluğuna ve düzenin değişmesine uyum sağlamakta zorluk çekerken Erinden çok mu büyük bir beklenti içerisindeyim?

Nasıl davranmak gerekiyor ? Yolumuzda bir ışığa öyle çok ihtiyacım var ki ..

Sizin nasıl olmuştu ? Herkesin çocuğu kolayca alışıyor da bizde mi sorun var ?

Yaptığım küçük bir google araştırması ile Psikolog Uğur Dalan’ın bu konu hakkındaki yazısını  okudum ve biraz aklıma yattı gibi:

Anaokulu ve Çocuk

Okulların ve yuva faaliyetlerinin yavaş yavaş başladığı bu dönemde size çocuğunuzu yolladığınız anaokulunun ne gibi faydaları olduğundan, yuvaya giden ve gitmeyen çocukların gelecekte nasıl bir farkı olabileceğinden, yuva ya gitme ile birlikte çocuğunuzun ilk dönemler vereceği tepkiler ile nasıl başa çıkabileceğinizden bahsetmek istiyorum.

Yuvaya ilk başlandığı dönemlerde pek çok çocukta ilk olarak anneden ayrılmanın endişesi, yeni bir ortama girme endişesi baş gösterir. Bunun sonucu kimi zaman ağlayarak, kimi zaman yemek yemeyerek, kimi zamanda uyumakta direnerek tepki verirler. Bu tepkilere annelerinin vereceği davranış çok önemlidir. Kimi anneler bir bakıma gereksiz yere kendilerini suçlayarak çocuklarına daha fazla ilgi gösterme ihtiyacı içine girerken, bazıları çocuğu okuldan almaya gidecek boyutta endişelenirler. Burada çocuğun verdiği bu tepkilerin normal olduğunun ve bir süre sonra yavaş yavaş çocuğun alışacağının unutulmaması gerekir. Annesi tarafından aşırı itina ile büyütülmüş, ve her ihtiyacı anında karşılanmış çocuklarda bu anneden ayrılma daha zor olmaktadır. Burada çocuğun verdiği tepkilere göre anneler ile kademeli alıştırma çalışması yapılabilir.

Bazı çocuklar inatçıdır ve her şeye direnç gösterirler. Bu tip çocuklarda okula gitmeyişler ayrılma, yeni bir ortama girme endişesinden çok her şeye karşı inatçı huylarından kaynaklanmaktadır.

 

Bu Durumlarda Neler Yapılabilir

Okula gelmekte direnen çocuklarda okula gitmemenin getireceği problemler göz önüne alınarak bir an önce okula dönmelere sağlanmalıdır. Bu çocukların yuvada daha az endişe duymalarını, daha huzurlu olmalarını sağlayacak özel çalışmalar yapılmalı, yuvayı çocuğa tekrar sevdirme, özendirme girişimleri ile gerekirse önce bir saat, sonra yarım gün, daha sonra da tam gün olarak devam etmeleri sağlanmalı, gerektiğinde annelerinin de okula gelmelerini ve çocuk kendini rahat hissedinceye kadar kısa bir süre sınıfta oturmalarını sağlamakla, ve nihayet anne babaları eğitip aşırı koruyucu tavırlarını gidermekle, okula gitmeyi, evde kalmaktan daha eğlenceli hale getirmekle bu sorunun üstesinden gelmek mümkün olunabilir.

Bu Yazılar Da İlgini Çekebilir

37 Yorum

  1. banu dedi ki:

    Ayça’cım… verdiği tepki o kadar normal ki… biz kocaman olduk ama biz de hala iki şeyi aynı anda istiyoruz; hem gitmesinden memnun oluyoruz hem de özlüyoruz. dediğin gibi onun yaşadığı da bunun gibi bir şey… sen onu özlüyorsun diye evde kalmasını tercih edebiliyor musun? evde kaldığı zaman mutlu mutlu okula gidiyor olmasını düşlemiyor musun?
    Erin’nin bundan önceki tecrübelerini ben bile şanssız-kötü başlangıçlar olarak değerlendirebiliyorum. Bu seferkinin farklı olduğu ise buradan bile anlaşılabiliyor.
    Biz Mira ile çok şanslı bir ilk başlangıç yapmamıza ve 1 yıldan daha uzun zamandır okula gidiyor olmasına rağmen – dönem dönem hatta daha bu sabah bile – ben seni çok özlüyorum, okula gitmek istemiyorum diye gözünü açabiliyor. Böyle günlerde, ben de senin ile birazcık kalabilirim demem ama bu kalış süresini hakikaten birazcık tutmam çok işe yarıyor. Okuldakiler de bu günlerde ekstra hassasiyet gösteriyorlar…
    ben, bu tip günlerin sadece yuvada değil, tüm eğitim hayatı boyunca olabileceği konusunda kendime telkin veriyorum… ağlasada alışacak düşüncesini kafadan atıyorum. ağlama durumunun alışmak ile ilgisi yok. alışmış olsada ağlayabilir. diğer yapmak istemediği ama yapmak zorunda olduğu durumlara karşı verdiğimiz tepkileri düşünüyorum – teskin ediyorum ama ağlamasını kesmesi için zorlamıyorum – okul konusunda da benzer tepki verebilmek için kendimi kontrol ediyorum.
    Bir de kendimi okula alternatif olarak konumlandırmamaya özen gösteriyorum ki okula gitmeyi benden ayrılma olarak düşünmesin… o yüzden arada beraber kahvaltı edip öyle okula geçmek veya okuldan erken almak dışında kaçamaklar yapmıyorum…
    Sizin için de okul konusundaki duygularınızın rayına oturacağına eminim… biraz karışık günlerin olacaktır ama geçecek…
    sevgiler,

    • Ayça Oğuş dedi ki:

      Banu çok teşekkürler uzun uzun yazdın 🙂 Aslında yüreğime su serptin..evet şansız başlangıçlar beni tedirgin edenler galiba.. şimdi burada hepimiz huzurluyuz . bunun hepimiz için bir geçiş dönemi olduğunun farkındayım belki ben de arada evde kahvaltı yapmasını sağlayabilirim özlüyor olma ihtimali çok büyük ama bir adım daha fazla geriye atmak doğru olmayacak haklısın.. bakalım nasıl olacak .. bugün yoğum bir duygu karmaşam var.. dolunaydan da olabilir mi ? :))

  2. elif dedi ki:

    Bu okul konusunda ben de yazmadan duramadım…Bizim de sıkıntılı bir okul dönemimiz olmuştu.O zamanlar oğlum Ada’nı yaşı bana göre küçük gelmiş,yaşadığı sıkıntılar,gece ağlamalarına dönüşünce onu almak zorunda kalmıştım.3-4 ay sonra başka bir okula kanı kaynadı:) Artık ağlamalar yok evet ama bayıla bayıla da gitmiyor hani:) Haftasonu ne zaman diye sorması da beni mahvetmiyor değil…Ama dediğin gibi artık daha kaliteli zaman geçirebiliyoruz onunla..Bu bence senin de en büyük tesellin olsun.Hep dizimizin dibinde olmuyor,hakkıyla olmuyor bence….
    Gözlemlemek,”okulun iyi ve eğlenceli yanlarını” ön plana çıkarmak bende işe yaramıştı….
    Seneye tam güne başlayacak…Bakalım o zaman bu hikaye nasıl bir hal alacak…Ama alışma dönemi çok çok normal…Önemli olan aşırı boyutlarda sıkıntı yaşanmaması..Bu da gözlem ile aşılacak gibi…Sonuçta her çocuk farklı ve farklı tepkiler veriyorlar…
    Erin’in de okulda eğlendiğini düşünüyorum yazdıklarından…Biraz sabır biraz gözlem…İkiniz de alışacaksınız ve var olan durumdan ketif almaya başlayacaksınız…Aslında okul çok eğlenceli:)

  3. Ozgeee dedi ki:

    Benim oglum daha kucuk, bilmislik edemem. Amaaa Ayca’cim terrible2 icin cozumu kendi icinde bulmustun, aslinda Erin kendi yunda dogal bir sekilde ilerliyordu – Osho abinin de katkisiyla. E seni cevaplarken sana senin verdigim ilhamla ayna tutuyorum: Anaokulu konusunda – icimden gelen- Soru da cevap da senin icinde.Sevgiler:)

  4. semra dedi ki:

    Mrhb;
    Erin i parktan taniyan bir anne olarak sahsi kanaatim ikinizden de fakli bir yonde..(sen ve banu yu kastediyorum)..

    Erin in okul yasinin gelmesine daha var ve boyle bi durumda neden israr ettigini anlamiyorum..Poti nin yoneticilerini biliyorum..bende oglumu oraya gorturmeyi dusunmedim degil ama cocugu İYİ GOZLEMLEMEK cok muhim…mira ve pek cok cocuk sıkıntısız veya tolere edilebilir sıkıntılarla bu donemi asiyor ama erin oyle olmayabilir..so what ..israr etmemen hayrina derim ben…

    • Ayça Oğuş dedi ki:

      Isrardan ziyade ihtiyaç diyelim buna.. bazı özel sebeplerim var yuvaya başlaması ile ilgili elbette ve 4 yaşına geldi çok da küçük olduğunu düşünmüyorum ama belki onun için bu yaş küçüktür.. gözlemleme kararı aldık zaten.. ben bu yazıları yazarken o mutluymuş bütün gün! 🙂 işin ilginç tarafı bu belki de ben kendi kendime yapıyorum bunu belki de ben alışamıyorumdur ? bilemiyorum.. ısrarcı değilim bu son denemem olacak ama hemen pes etmek istemiyorum çok normal aslında ev ortamında çıkıpta farklı bür sosyla çevrede bu sıkıntıların olabilmesi .. belki de ben biraz abartıyorum en ufak ağlamasını!
      şu anda oğlun nereye gidiyor peki?

      • semra dedi ki:

        su anda bizde “bazi ozel sebeplerden” beraberiz..:)..
        resmi olarak hicbiryere, gayriresmi olarak evimin yaninda ki yuvaya ve muzik okuluna ve ofisimin yaninda ki krese “takilma” sayilabilecek donemlerle gidiyor ve isteyince bana geir geliyor..:).that s all..:)

        • Ayça Oğuş dedi ki:

          so, good for you then 🙂
          ben biraz daha kuralcıyım sanırım. her istediğinde her an yanında olamayabilirim çünkü .. hayat bu kadar toz pembe değil hiç birimize.. bazı şeyleri öğrenmek bazı dönemleri geçmek gerekiyor. ilk ağlamasında “tamam istediğinde git istemediğinde bana gel” dersem hayatı boyunca bu alışkanlıkla yaşayacak ama ne yazık ki hayat her zaman torpil geçmiyor. Öğrenmek için küçük diyebilirsin ama 4 yaş küçük değil ben 4 yaşında yüzme okuluna başlamış ve ayakkabımı kendim bağlamayı öğrenmiştim, öğrendiğim günü hatırlıyorum hatta 🙂 ve hayatım boyunca kendi başıma ayakta kalabilmeyi başardım.. her ihtiyacım olduğunda annem yanımdaydı ama kendi başıma olabilmek benim için çok büyük bir özgüvendi. eğer gerçekten hazır olmadığına inanırsam tabir ettiğin gibi “ısrarcı” elbet olmayacak kadar kurallarımı esnetebilirim ama bir yola girdiysem/ek ve kuralları hemen esnetirsem/ek torpil geçmiş olacağımdan dengeleri alt üst ederim. Her çocuk farklı benim çocuğumda işler böyle gidiyor…that’s all
          ha o zaman bu yazıyı neden yazdığımı merak ediyor olabilirsin: kendimi iyi hissetmediğim acaba yanlış birşey mi oluyor diye başkalarının tecrübelerini dinlemek biraz da bugünkü şu meşhur dolunayın etkilerini azaltmak için
          bu arada hangi parktan tanışıyoruz ?

          • crystalsdreams dedi ki:

            ayça daha bu sabah doktorun çok hastalandığı için okula gitmesin dediği Diloşun arkadaşı Nehir için epey bi kafa patlattık Nehirin annesi ve başka bi “bizden” anne ile…
            Bu başka bir konu gibi dursa da özünde şuna geldik…bu çocuk okula gitmezse ne yapacak…
            Malesef günümüz gerçeği bu…4 yaşında bir çocuk için artık günümüzde okul değil de mutlu olacağı eğleneceği eğlenirken o inanılmaz açık zekaların az biraz eğitileceği yaşıtları ile oynayacağı bir yerler gerekli…
            Sen daha Erin bebekken sosyal gelişimi için ve apartman çocuklarının soyalleşmesinin günümüzde neredeyse olanaksız olduğu için inanılmaz faydalı bi grup kurmuştun o zaman farkında bile olmadan…Ve sonra o oyun grubu yüzlerce kişilik bir grup oldu ve kaç çocuğa arkadaş kaç anneye dertleşeceği yoldaş oldu….
            İşte şimdi o kendi aramızda oluşturduğumuz oyun gruplarının yetmediği çocukları kesmediği bir yaş dönemine girdik Ayçacım…
            Ve sen de deneme yanılma yöntemiyle sonunda bence gerçekten Erinin sevdiği bir yer buldun…
            Bizim çocuklarımız anneleri nedeniyle zaten fazla ilgi ve donanımla yetişen çocuklar…hiç tevazu gösterme, göstermiyorum… gerçekten fazlasıyla hatta gereğinden çok emek harcadık çocuklarımıza şu yaşa kadar…
            işte bu yaşta tam bu yaşta ben artık Diloşa yetemediğimi görüp anladığımda gittiği okula son derece duacıyım…
            Okul derken…hiç bi beklentim hırsım yok asla…Mutlu olup yapmak istediği tek şey yani oyunnn oynasın…Aman yabancı dil öğrensin aman okuma yazmayı hemen blsin diil niyetim.
            Ama o kadar komik ki gayet beklentisiz gönderdiğim gayet bence alalade okulda son 4-5 ayda Diloş ingilizce şarkılar ekliyor dağarcığına, deneyler yapıyor bizim evde denemeyeceğimiz,yakın arkadaşları var akşamları bazen bize gelen…
            Öğretmeni var her gün koşup sarıldığı,bayıldığı her başına geleni önce benle sonra onunla paylaştığı…

            Diyeceğim o ki…
            Diloş da geçen sene günde 2 saat oyun grubu ile başladığı aynı yerde bu sene ilk iki hafta alıştığı ve bildiği yer ve arkadaşları olunca süper gitti…Neden sonra 3.hafta ağlama haftası oldu..İlk gün gittim aldım…ertesi gün yine denedi…Bu sefer kesin ve kararlı bi ifadeye sahip olarak yine okula yanına gittim…ama o gün okuldan çıkarsak bir daha okula gidemeyeceğini anlattım..Blöfü gördü tamam dedi…Ben de sözümden dönmedim aldım onu çıktık dışarı…Arabada burnunu çeke çeke ne oyun oynuyolardır acaba anne diye soruyordu…Hiç üzerinde durmadım..onu o gün bütün gün yanımda yapacağım işleri hallederek gezdirdim ama onun için özel onu eğlendirecek hiçbişi yapmadım[bu biraz zor oluyo sürekli çocuk odaklı ona atraksiyon planlayan bizler için!} ertesi gün okula gitmek istedi…tekrar denedik ve öğretmeni o gün diloş baleyi sevdiği için bütün günü bale sınıfında geçirtti sınıfına ve o günden sonra 2 hafta falan tütüyle okula gitti forma gibi:} ama sorun çözüldü…
            şimdi koşarak gidiyo okuluna…arkadaşlarına bayılıyo ve öğretmenlerine…
            her hafta değişik tiyatro aktiviteleri oluyo…
            hasta olunca çok üzülüyo hemen okulu arıyoruz veya öğretmeni arıyo ve arkadaşları ile konuşuyo telefonda…

            yani biz güzel şeyler yaptık ve yapacağız….
            ama gün içinde mola bizim de hakkımız!
            hele sen çalışan bi anneyken…
            anneanne ve babaannelere sadece sevsinler ve arada sırada oynasınlar diye götürebilmek…ve çocuğunun yaşıtları ile senden bağımsızlaşabildiğini görmek bence gayet foksiyonel…
            ekonomik durumun müsaitse….çocuğunun da mutlu olduğunu gözlerinden anlıyosan…
            o aradaki yoklama mızırdanmaları ve ağlamaları hiç düşünme…ben bazen gidip bakıyorum diloşa…çok eğleniyorlar inan çok!
            sen sadece bu sefer kararlı ol..
            bak göreceksin her gün daha komik ve değişik anılarla gelecek ve paylaşacak seninle…
            öperim çok!

            ps: parktan tanıyan arkadaşının yorumuna yazdım …parktan tanıyosa seni de erini de az çok tanımış ve senin ilginin ve erinin ışığının farkında olmuş tanıdıklardandır diye…

            senin de güzel ışığının parlaması için çalışmaya gerek duyduğunu bilenlerdendir diye!

          • Ayça Oğuş dedi ki:

            Kıvançım .. ellerine vaktine sapğlık bu kadar yazdın 🙂 özellikle çalışmayan bir anne olarak senden bunları duymak rahatlattı beni 🙂

  5. songül dedi ki:

    merak ediyorum nasil bir çözüm bulacaksn, zira 1 yil oluyor efe okula gideli ama döenm dönem (şu sıralar olduğu gibi) gitmeyi istemiyor.
    çalışan anne vicdan azabına birde bu ekleniyor. çocuk resmen beni istiyor beni özlüyor. zaten 3 aylıkken çalışmaya geri döndüm… normal bir çocuğun gün içinde annesine ihtiyacı olduğu şekilde istiyor beni. cunki öğretmenler kural öğretiyor uymayı öğretiyor bunlar hoş güzel ama aslında bunlar anneliğin verdiği sonsuz güven ve kabul duygularını desteklemiyor işte… olmuyor işte.
    yok bir tam doğrusu.
    çocuğun güven dolu büyüyebileceği ortam yerine alıp tekdüzeleşmeyi öğrendikleri bu sisteme uymak zorunda olmak… düzen böyle bozuk.
    doğayı es geçerek ne kadar sağlıklı olabiliriz. doğa annenin çocuğunun yanında olmasını söylüyor ama kapitalist düzen “parayla” “senden ne kadar faydalanabilecegi” ile ilgileniyor. ona ne senin çocuğundan, ona ne senden… ona ne doğal yaşam döngüsünden… sonra vay dengesi bozulan dünya.

    ben sıkıldım.
    alternatif yaşam alanı kurmak istiyorum. ekolojik köy kurma girişimini bu vesile ile senin sayfanda publish ediyorum. varsa dünyadaki diğer 555 adet alternatif örnekleri gibi gözü pekler çıksınlar öne. zira bu işin tezini yazarak uzmanlaşmış (ekoköyler – mimari yaklaşım) ve bilinçlenmiş olarak bu şekilde yaşamak daha da azap verici.

    sonuç: benim kanım, bunun tek doğrusu yok ve olamaz, çünki her insan ayridir ve senin çocuğun ne derece etkileniyor, ilerde bununla nasil başedersiniz size özel olacaktır.
    hepimize bu sistem içerisinde ebeveyn olmak kolay gelsin. zira en doğrusu vicdan azabı çekmemenin yollarını öğrenmek olacak ve çocuğu da ne pahasına olursa olsun okullarına bu yaşında (dahi) ait olmaları gerektiği söylenen yere göndermek.

    • Ayça Oğuş dedi ki:

      çözümüm gözlemlemek şimdilik başka bir çözüm bulamıyorum birazda kendimi terbiye etmek .::)
      şu anda izmirde bir ekolojik köy var kurulan bildiğim kadarıyla 🙂

  6. tijen miriam dedi ki:

    sevgili ayca,
    seni hep takip ediyorum ama ilk kez yaziyorum,benim bebegim tam 32 aylik.mayis 2008 dogumlu.yurt disinda yasiyorum,bundan 5 ay once bizde hem ise baslamam hemde artik oyun gruplarina katilsin diye bebegimizi yarim gunle baslattik krese.olmadi,evdeki hesap carsiya uymadi,cok agladi ve mutsuz oldu,bizde tabii.yuvada oyuna dalip unutsa bile hep mutsuzdu bebegim.burada yanliziz,hic bir aile yakinim yok,cevremdeki herkes alisir merak etme dedi.olmuyordu ,sonunda iyi bir pedagog bulup akil danistim.ve bana aynen soyle dedi,“bebeginiz su anda siz istediginiz icin yuvaya gidiyor,kendi istedigi icin degil ve bu durum mutsuz ,ve size karsi zamanla guvenini yitirebilecek bir cocuk yaratiyor,eger durumunuz mumkunse alin bebeginizi ve bir sure ara verin,ona sans taniyin ,o hazir oldugunda ki size bunu belli eder,o zaman tekrar deneyin,simdi ne siz ne de bebeginiz yipranmasin“.aynen boyle dedi ,ben o gun yuvaya oglumu almaya gittigimde onu kucucuk bir sandalyenin ustune icin icin aglarken buldum,ogretmeni elinde en sevdigi oyuncakla onun ilgisini dagitmaya caliisyordu ama ben cocugumun gozlerindeki o ifadeyi gorur gormez bittim,derhal aldim bebegimi.olayi kapattik.tam uc ay .3 ay evde kaldim onunla tekrar.okulun onunden ne zaman gecsek okul nooooo diye bagirdi.ama zamanla unuttu,hersey eski yoluna girdi ama tam 1.5 ay once oglum kendiliginden okula gidip oynamaktan bahsetmeye basladi.ve bir sure sonra oyun oynarken kendisinin ve ayiciklarin okula gittini soylemeye basladi,bunun uzerine tekrar denedik,ama bu kez egitimi cok iyi,super metodlar uygulayan bir yuva degil tam tersine eve yakin,local,kucuk ama ev ortami gibi sicacik bir yuva bulduk.benim icin cocugumu sicacik kucakliyorlarmi,sefkat gosteriyorlarmi daha onemli oldu.
    cok uzattim,:) su anda bebegim 1.5 aydir okula gidiyor hersey yolunda,severek ve isteyerek ustelik tam gun gidiyor,ben ise geri dondum,
    demek istiyorum ki erin hazir oldugunda ver onu yuvaya ,sen hazir oldugunda degil.
    ayrica unutma hayatlari boyunca okul ortaminin icinde olacaklar,birak biraz daha evin tadini cikarsin.
    sevgilerimle

    • Ayça Oğuş dedi ki:

      Tijen merhaba,
      Yazdığın dönemleri biz de geçirdik ve burası tam da sizde olduğu gibi Erin’İn mutlu olduğu eve neşe ilegeldiği ve evde orayı yaşattığı , içi kekle beraber sevgi kokan bir yer ( gibi şimdilik) gittiğin pedagogun söylediğini biz de aynen uyguladık ve erin talep edene kadar da ara verdik adını bile geçirmedik ve OKUL kelimesini hayatımızdan sildik onun yerine OYUN evi dedik sonra arkadaşları ile olmak istediğinde ve arkadaşlarının hepsi yuvada olduğunda sıkılmaya başladığını gözlemledim. başta bir önceki yazımda yazdığım gibi KENDİM için istiyordum ama daha sonra bu Erin için ihtiyaç olmaya başladı ve ilk defa ( uzun uzun hiç yazmadım) kendi rızası ile beni gönderdiği bir yer bulduk.
      Aslında bu yazım sadece son iki gündür içeri ağlayrak girmesinden duyduğum korkuydu YA YİNE HATA OLUYORSA diye.. ve ne yapmak gerektiği ile ilgili bir iki tecrübeye ihtiyacım olduğu için.. Bugün diş doktoruna ziyarete gitmişler ilk defa servise bindi ve geziye gitti akşam üzeri alırken baa ilk söylediği “anneee diş doktoruna gittik harikaydııı” oldu..
      sanırım şu anda hazır ama şöyle bir durum oldu. İlk günler heyecanı yüksekti herşey yeni diye zaten almanca konuşuluyor olması onun çok ilgisini çekmişti ama zaman geçtikçe “nooluyo yahu her gün gidiyorum artık buraya ” diye düşünmeye başlamış olabilir ve bence deniyor şimdi ne olacak diye.
      ben hazır hiç bir zaman olamayacağım gibi görünüyor en ufak ağlamada “ayy yaa beni özlüyor tabii” gibi bir yaklaşıomdan kurtulamadığım sürece. Aslında o hazır arkadaşlarını da seviyor ve iyi d evakit geçiriyor genel olarak son iki gün girişteki ağlamayı saymazsak.
      Bir de öğlen dinlenme saatinde bir kere uyuyakaldığı için gitmek istemedi uyumayı sevmiyor onun için de dinlenme saatinde o oyun oynamaya devam etme şansına sahip ve masal dinleyip oyun odasına geçiyor yanında biri ile.. yani zorlama olmadığını görmek de onu rahatlattı galiba
      neyse ben de uzattım 🙂 kendi yazımdan anladığım kadarıyla ben bırakamıyorum ONU ..

  7. tijen miriam dedi ki:

    sevindim,belki sadece gecici bir durum,yadaaaa ayca evet belki sen hazir degilsin ve bu durum seni hassaslastiriyor:) olabilir,
    biraz zaman !panikleme hemen,

    • Ayça Oğuş dedi ki:

      sorun benim buna eminim artık.. her olayda olduğu gibi 🙂
      biraz zamana ihtiyacım var.. sanki oğlumu evde değil de yuvada gününü geçirttiğim için kötü anneyim gibi bir his geliyor ( of çokaçık yazdım! ) vicdanım gidip gidip geliyor.. aslında emin olamayan benim galiba.. oysa ki bulduğum yeri çok sevdim ama oğlumu özlüyorum! ama oğlum evdeyken de gerçekten yetemiyorum! yetişemiyorum oyun taleplerine ve aynı zamanda çalışmam da gerekiyor ! neyse .. bunlar itiraf.com luk bir yorum oldu galiba 🙂

  8. Deli Anne dedi ki:

    Gözlemleme kararı çok yerinde geldi bana. Kendi tecrübelerime dayanarak söyleyeyim; Selim ilk kreşe gittiğinde ilkin güle oynaya gitti, sonra birden buz kesti. Sabahtan gitmek istemiyorum demeler, okula giderken ağlamalar, gözü kapıda sınıfa girmeler, tüm gün nerdeyse ağlamalar.. çok hastalandı sonra.. 2 ay süren tedavi ve ben ister istemez aldım okuldan.. çok sora öğrendim ki öğretmeninden hazzetmemiş.. ağlarken yüzüne üflüyormuş ve yemek yemediğinde kafasına bastırıyormuş.. bir aniden söyleyiverdi.. yani Erin de böyle olmuştur anlamına gelmesin ama ben keşke algılarımı daha çok açsaydım dedim. Keşke biraz daha dikkate alsaydım dedim. Keşke alışır, ilk dönemlerde hepsi böyledir diyenlere aldırmasaydım dedim. özellikle okul yöneicilerini vs. Sonra bir okula daha gitti.. ilk günelr çok ama çok aksiydi. Aynı Erin gibi uyku vakti ve yemek vaktinde yükselen aksilikler.. derken bayıldı okula.. şimdi o okulu taşşındı uzağa.. hala sayıklar arkadaşlarını, öğretmenini.. bir faydası olur mu bilmem ama anlatmak istedim..

    kolaylıklar güzel yüzlü Ayçam 😀

    • Ayça Oğuş dedi ki:

      ayy neyseki söylemiş ..Erin de söyler herhalde ama bu yuvada öyle bir olasılık görmedim hiç ama belli mi olur ??
      demek ki uyku ve yemek kısmında başlıyor ilk mızmızlanmaya çocuk. yemek kısmında çok şükür sorun yok yemekleri ve yapan ablayı çok seviyor hatta evde ben yemekçiyim diye dolanıyor ama dinlenme saati çocuğa kabus olmuştu ama onu da çözdüler şimdi” arkadaşlarım uyanana kadar ben oynuyorum hem zaten hepsi de uyumuyor anne” diyor..:)

  9. Iraz dedi ki:

    Aslında o kadar doğal ki herşey..

    Çocuk okula bayılsa da zaman zaman belki de sık sık anne ve babasıyla ilişkisini kontrol edecektir, “bak ben seni tercih ediyorum okul şahane olsa da, sen ne durumdasın?” kontrolu diyebiliriz buna..Okulu seviyorum ama annemi daha çok!!!Yani okulu seviyorsa, rahatla biraz 🙂

    Ve bir bilirkişi 😛 edasıyla derim ki; evde geçirdiğiniz zamanlarda izle Erin’ i, yaşama sevincinden eksilen, sana “kötü” olduğunu düşündüren davranış değişiklikleri var mı..Böyle kritik sinyaller alırsan tabiki dikkat et..

    Bunun dışında, sen de az duygusal değilsin 🙂 Başlangıçtaki talihsiz deneyimlerin sende bıraktığı o kötü hissiyatı Erin’ e atfetme e mi, nazlanacak, sen ne durumdasın buna bakacak, sağlam dur ama duygularını da gizleme, saklamadan “sen okuldayken çok özlüyorum seni” diyebil mesela, bilsin ki evdeki yeri sağlam ve aşkınız hala çoook büyük 🙂

    Çok öpüyorum ikinizi de!!!

    • Ayça Oğuş dedi ki:

      Iraz’ım psikologum bilir kişim:) elbet bilir kişisin sen …) ne zaman bir şey yazsan/söylesen kalbime dokunuyorsun..
      evde aksine hep mutlu anlatırken orayı dediğin yönde bir gözlemim olmadı ama gözlemlemeye devam ..
      bu sabah bir kere daha denedi beni: ” anne sen götür beni” diye bende temizlik olduğunu kapıyı emine ablaya açmam gerektiğini söyledim hmm tamam o zaman dedi ve gitti ve güle oynaya girmiş bu sabah içeri (çok şükür) belki de dönem dönem herkese olduğu gibi ufak ağlamaları olacak .. ben de seni öpüyorum

  10. ilknur dedi ki:

    Merhaba,
    Ben pes etme diyenlerdenim. Biz yurt disinda oturuyoruz ve benim kizim 1.5 yasinda krese gitmeye basladi. Onu oyle hic dilini bilmedigi ama guzel olan bir krese biraktim. Baslangiclar acayip zordu. Muhtemelen onda izler birakti. Simdilik sakliyor ama ileride cikarabilir acisini. Bazi konularda tecrubesizlik yaptigimi sonradan anladim. Buranin cocuk yetistirmesiyle bizimkisi cok farkli. Ve ben buraninkini uygulamaya calistim bir sure.
    Neyse, kizim simdi 3 yasinda. Hala ayni krese gidiyor. Artik giderken ya da birakirken aglamiyor. Ama arada ben gitmek istemiyorum diyor. Ee bazen ben de calismak istemiyorum. Bu cok normal. Hergun ayni yer onlari da bayiyor. Hakli. Ona hak verdigimi da soyluyorum zaten. Ama bunun boyle olmasi gerektigini anlatiyorum. Genel olarak seviyor artik kresi. Bir suru arkadasi var. Evde olunca bizden biktigi da oluyor bazen. Kres daha eglenceli gelebiliyor. Bir de bu sinifinda ogretmenini cok seviyor.
    Bilmiyorum dogru bu dusunuyorum ama benim tek istedigim ileride mizmiz bir insan olmamasi. Istedigi seyin pesinden kosan birisi olsun. Kendi basinin caresine bakabilsin. Ne bileyim tek basina baska bir ulkeye gidip sifirdan hayat kurmayi goze alabilsin mesela. Uzerine cok dusulen cocuklarda sonradan cok sorunlar oldugunu gordum burdayken ben.Mesela cocuk top okulun en iyi bolumunu birincilikle bitiriyor annesinin yaninda, ama yurt disina ciktiginda, yani tek basina kaldiginda, 1 sene ne yapacagini bilmiyor. Surekli mizmizlaniyor, 23 yasinda baska insanlarin onunla surekli ilgilenmesini istiyor falan. Cocuk gibi. Cok komik oluyor boyle olunca. Ve tokezliyor oyle insanlar cogunlukla. Bunun bizzat orneklerini gordum burda. O yuzden bilmiyorum dogru mu ama bence cocukluktan itibaren kucuk kucuk zorluklari idare etmeyi ogrenebilir cocuklar.
    Cok kati yazmis olabilirim. Sonucta ben uzman degilim, bir suru yanlis da yapiyorumdur. Ben cogunluk Banu`nun uyguladigi yontemi takip ediyorum kres olayinda.
    Kolay gelsin.

    • Ayça Oğuş dedi ki:

      aslında bir kaç yorum önce demek istediğim buydu..biz fazla ilgili anneler olarak baş etmeyi öğretemiyor olabiliriz bu çocuklara.. valla bir çocuğum daha olursa ilgi alaka erine olduğu gibi olmayacak bunu bilirim nbunu söylerim! :))))

  11. Özlem Eren dedi ki:

    Ayça Merhaba,
    Şu özlüyorum lafı çok koydu bana. Benzer dönemden ben de geçtim. Hatta okuldaki pedagog ikindi öğününden önce kapılara dikildiğim için hala daha Özlem hanım 4’den önce gelmeyin diyor zamanla alışsan da bu kadar oluyor işte. Evden iş yapmanın sıkıntıları bunlar. Yoğun iş peşinde koşturduğum zaman bu kadar aklıma düşmüyor ya da hadi gidip alayım çocukları derdine düşmüyorum. Ben bunu uzun süre çocukla birebir ilgilenmenin sonucu olarak görüyorum. Evet bağımlıyız ve onlar da bunu hissediyorlar.
    Ben Ataberk’de yaşadım bir hafta kadar okul kapısında direnme durumunu. Ağlamaktan ziyade eve dönmek için pazarlık yapma şeklindeydi. Okulda çok mutlu, hem kendi paylaşıyor hem de öğretmeninden dinliyorum. 1-2 günü arkadaşları için kurabiye falan yaparak aştık. Hediye götürecek olunca, bizimki hevesli oluyor. Sonra da okula gitmesinin hem gerekli hem de eğlenceli olduğunu dedikodu metodlu mesajlar vererek anlatmaya çalıştık. Babanın, benim okul resimlerimizi gösterdik. Evde minik bir tiyatro gösterisi bile yaptık. Gözüne gözüne sokmamak için önce başka konularda sonra da okula nasıl girerdik konusunda. Baba böyle girerdi okula, ben böyle, bizim girişte yeşil bir yol vardı… Sen nasıl giriyorsun? gibi.
    Sorun çözüldü bizde. Umarım sen de en kısa sürede yuvalı günlerin keyfini çıkarırsın. Çünkü bizlerin de bu duruma sandığımızdan fazla ihtiyacımız var. Bizim uyku öncesi başbaşa sohbet gibi bir ritüelimiz girdi hayatımıza. Uyumadan önce ben o gün ne yaptım. Mutlu olduklarım, hoşlanmadıklarım vs. Önce ben anlatıyorum çünkü onlarsız geçen günümü de merak ediyor oluyorlar. Sonra o. Öyle deneyimler çıkıyor ki cümlelerinden. Şaşa kalıyorum. Ev ortamında bu deneyimleri yaşamaları mümkün değil. Ayrıca bizim mutlu bir gün geçiriyor olmamız onların kaygı düzeylerini de azaltıyor diye düşünüyorum.
    Sevgiler…

    • Ayça Oğuş dedi ki:

      Özlem çok teşekkürler tecrüblerini paylaştın .. bende aynen senin gibi gece uyku öncesi günümüz nasıl geçti konuşmasını başlatsam iyi olur 🙂 harika bir fikir..

  12. brajeshwari dedi ki:

    Aycacim,
    yazini ve yorumlarin bir kısmını okuduM. Bu konuda bebegi olmayan, ama Ayca ve Erinsever biri olarak birsey demek isterim.

    Erin sekiz yasina gelene kadar seninle enerji olarak bagliliği sürüyor. Düsünürsen simdi kötü bir olay yasandiginda senin yüzüne bakar, sen paniksen o da panik olur. Senin sevmedigin insana o da yaklasmaz. Sen onu dogurmanın, büyütmenin yanısıra onunla enerji olarak eş tutuluyorsun. Reiki çalışmalarinda annenin chakralarindan hangisi sorunluysa, 8 hatta 12 yasindaki cocugunda o enerji kanallarinin tıkandigina sahit oldugumda bunlari arastirmistim.

    Erin’in kreste yasadigi özlem duygusu, aslında senin evde yasadigin duyguya benziyor. Eger sen gün icinde ogluşunu özlemek, ne yaptigiyla ilgili endiseler duyma enerjini calistirmak yerine, Erin’in mutlu, uyumlu oldugunu düsünüp, özlesende aksam icin yapilacak bir aktiviteyle egleneceginize konsantre olup, cocugumu erken -bazen sırf kendime zamanim olsun diye krese yolladigim suclulugunu atarsan üstünden, o da farkedecek bu degisimi… yani sen kendi düsüncelerinle ona aynalık ediyor ve enerjiyi calistiryorsun aslinda…

    Cocuklar bizi büyütür. Erin aslında sana “senin “degismeni ve kendini gözlemlemeni” söylüyor:)

    Onlar o kadar bilge ve uyumlu ki, hic endise etme… Kafanin karismasina izin verme… Ne zaman aklına gelse ve yüregin dolsa bu hislerle o an Erin’e de bu enerjileri yolladigini unutma… Belki o an hem Erin’e soyler, hemde kendin duyar gibi terapi yapabilirsin kendine…

    Bu benim nacizane yorumum ve önerim… Hani yazildigi kadar kolay degildir mutlaka ama dediğim gibi siz beraber büyümeyi sectiginiz icin, halledersiniz bunu eminim..

    Sarı kafayı özledim…Seni de..:)

    öpüyorum.

    • Ayça Oğuş dedi ki:

      Burcu.. bu çok güzel bir yazı olmuş bana ayna tuttuğun.. teşekkür ederim ..
      ben de seni özledim ne yalan diyeyim:))

  13. semra dedi ki:

    CRYSTAL DREAMS..:)))
    Ayca cim Crystaldreams in yoruma odaklan.. inanir misin hislerime tercuman oldu arkadasin..:)Ne mutlu sana …fevkalade ozetlemis mevzuyu..
    Parkta annecigini ve Erin i tanidim..ve sevdim..ve seni cok iyi anliyorum ama crytaldreams in dedigi gibi kendimizi hirpalamak YANLIS ..bu cumle sana degil kendime.. gecenlerde bi arastirmada okudum dunyada tum yeni kusak ebeveynleri yipratan birinci etkenin maddiyat veya kariyer problemleri degil; COCUK oldugundan(yeni kusak ebeveynlerin kaygı esiklerinin ex donem ebeveynlere gore daha yogun oldugundan) bahsediyordu..beyin yorgunlugumuz fizksel yorgunlugumuzu geciyor cunku sadece sordukları sorulara bile mutenasip veya uygun cevaplar verecegiz diye canimizi cikariyoruz.
    …kendimi bazen alelade bir sorusuna bile verecegim cevaplarin degisik sonuclarin tartarken buluyorum…

    • Ayça Oğuş dedi ki:

      :))) haklısın bazen basit bir soruya bile doğru cevap verme çabasında buluyorum kendimi 🙂
      Tamam o zaman ben hatırlayamadım benimle değil annemle tanışmışsın.. 🙂

  14. semra dedi ki:

    Evet anneciginle tanistin Caddebostan da …sen ugruyor musun oraya arada peki?

  15. berna dedi ki:

    5 yaşında ailemin binbir torpille ayarladığı anaokuluna gitmeyi epey bi zaman reddettim.okulun ilk günü annem ve babam kapıda biz seni bekliyoruz dierek sıvışıp gitmişlerdi işte o zaman anlamıştım beni kandırdıklarını..yapı olarak herzaman evcimen,utangaç bir çocuktum ben bir balık burcuydum (sanırım erin de)ilk önce kimseyle oyun oynamayarak dikkatleri üstüme çektim bunu servise binerkenki ağlamalarım takip etti,sonunda döküntülü bir hastalık çıkararak okul denen durumdan kurtulmuştum başarmıştım artık okula gitmeyen bir çocuktum..ve mutluydum..diyeceğim o ki karakter ve fıtrat önemli birşey, hayatımda anaokulunda zorlandığım kadar hiçbir okul deneyimimde zorlanmadım hatta en başarılı öğrencilerden biri oldum anladım ki duygusal olarak okul kavramına hazır diildim 5 yaşında olsamda..kendi yaşadığımdan yola çıkarak erin i anlıyorum bir anne olarakta seni anladığımı düşünüyorum ama ayçacım hernekadar cocugunu seni bekliyorum diyerek kaçan bir anne olmadığını bilsemde sanırım erinin çok daha fazla olarak güven sözcükleri DUYMAYA ihtiyacı var sebebi ise sen diilsin onun fıtratı.Okulda uyku saatlerinde uyumazdım hep ”ya ben burda uyuyakalırsam ve beni burda unuturlarsa” hissi mevcuttu..Kendi kızımda bu konularda zorlanmamamın sebepleri arasında kızımın karakteri+sabiha paktunanın tavsiyeleri oldu(çok fazla tarzı bana uymasada bazı konularda faydalandım görüşlerinden)Kızıma sürekli ”Seni asla bırakmam seni muhakak gelicem ve alıcam” telkinleri işe yaradı.Senin çocuguyla ne kadar ilgili ve hatta hassas bir anne olduğunu yazılarından biliyorum ama dediğim gibi birazda çocuğun duygusal yapısını da önemsiyorum.Özetle anaokuluna gitmeyi bile reddeden biri olarak eğer gerçekten gitmesi gereken durumlar varsa haftanın 2 yada 3 gününün Erine yeteceğini düşünüyorum ki benim kızım 3 yaşında ve okul tutkunu bir çocuk olmasına karşın ben haftanın 3 gününü tercih eden bir anneyim..Sarılan,öpen,özleyen bir anne olduğuna zaten eminim ama sanırım o 3gün okula giderken bol bol sözlü olarak Seni muhakak alırım ben oğlumu aslaa bırakmam tarzı cümlelerin belki faydası olur diye düşünüyorum.Sabiha hanımın verdiği bir örnek vardı kızını okula arabasıyla götürürken ”ben kızımı aslaa bırakmam” diyerek 10 dk sonra okula bıraktığını ve orda verilmek istenen mesajın farklı oldugunu çocugun güven duygusunu pekiştirdiğini söylemişti..uzun oldu ama sözün kısası Erini en iyi ben anlarım :))

    • Ayça Oğuş dedi ki:

      Berna ne kadar güzel anlatmışsın durumu 🙂 evet erin de duygusal bir çocuk haklısın buna dikkat ederek adom atmaya çalışıyorum bu yazıdaki endişem de bununla ilgili: ya hata yapıyorsam .. ama bu yazıyı yazdığımın ertesi günü koşa koşa güle oyanya gitti ve ertesi gün de.. dinlenme meselesi onu sitrese sokmuştu onlarda dinlenme saatine hiç dahil etmediler ve ne olmuş biliyor musun? bu yazıdan iki gün sonra yani cuma günü gidip kendi dinlenmek istediğini söylemiş benim yatağım yok mu demiş !! kendi istediğizaman yapmayı seviyor bazen .. bu da dediğin gibi fıtratı ..yazıyı yazdığımın ertesi günü çıkışta ben gidip aldım parka gittik uzun uzun oynadık..haftasonu da eskisi gibi anneannesine falan gitti music togethera gitti . yavaş yavaş oraya gitmesnin hayatında eskiden yaptıklarının olmayacağı endişesinden kurtulmasını sağlamaya çalışıyorum belki de bu sadece benim endişem ayrıca :)) dün akşam da yatakta “ben sen oradayken neler yaptım dinlemek ister misin? ” diye sordum ve günümü anlattım dinlemek istediği için..2 dakika sonra o yaptıklarını anlatmaya geçti :)) ayy seni özlemişim ben gel o zaman sarılayım dedim beraber uyuduk falan .. dediğin gibi özlemimi dilegeirip güven aşılamaya çalışıyorum .
      haftada 3 gün gitmesi devamlılık açısından daha çok sıkıntı yaratabilir dediler.. gelmediği günlerde yapılanlara dahil olmayacağı için dışlarda hissedebilir dediler 4 yaş çocuğu için geçen sene olsaydı 3 gün oyun grubu olarak gidecekti yaşı itibari ile.. şimdi eğer diğerlerinin yaptığını yapmaz ve yapmadıkları hakkıında birşeyler duyarsa daha ters tepki yaratabileceğini söylediler.. bana da mantıklı geldi .. ama bazen kahvaltısını evde yapması makul olacak gibi 🙂 arada biz de okul kırardık 😉
      belki de senin bahsettiğin sebeplerden dinlenme zamanın sevmedi, uyumaya zorlamıyorlar isteyen uyuyor ama dediğin gibi uyuakalırsam ve beni almazlarsa diye endişe etmiş olabilir .. galiba bu hafta biraz çözüldü bu durum .. bunun dışınad aslında biraz da ben abartmışım gibi geliyor .)) onun fıtratı bu ya.. benim ki de bu işte 🙂 dev yaparım pireleri birer birerrrrrr

  16. Zeynep A. dedi ki:

    Ayça’cığım, ne zamandır okudum, yazmak istiyorum bu konuda. Anca yazabiliyorum işte…

    Ben gerçi çocuğunu epey erken anaokuluna gönderenlerdenim. Aslı 2,5 yaşında başladı okula. Ama zannetme ki başından atmaya hevesli birisi olduğumdan. Her çocuk farklı işte. Tek bir formulu yok bu işin bence.

    Önce Erin’in fiziksel ve duygusal olarak okula ihtiyacı olduğu fikrine kendini iyice bir inandır. Çocuk ne kadar özlese de evi bence onu bu yaşta evde tutmak -özel bir durum söz konusu değilse eğer- onun gelişimine zarar veren bir harekettir. Çünkü onun da artık aileden ayrı olmayı veya sosyal ortamda bulunmayı öğrenmesi gerekmektedir. Yoksa bence duygusal gelişimi eksik kalır.

    Aslı Mayıs 2006 doğumlu. Ben daha bu seneye kadar, onu hazır olduğunu düşünmediğim için, sabah kahvaltısından sonra gönderdim hep okula. Yani Aslı uyandıktan sonra biraz evde oynadı sonra kahvaltı etti sonra da giyinip yine resim vb şeyle meşgul olduktan sonra saat 10:-10:30 gibi gitti okula. Senin yazdıklarından sanki Erin okulda kahvaltısını yapıyor anladım ben. Belki o da sabah ritüellerini yerine getirmeden gitmek istemiyordur okula diye düşündüm. Ne de olsa büyük bir değişiklik onun için herşey.
    Bu sene artık saat 9’da gidiyor Aslı okula. Bir süre okulda kahvaltı yapmaktan zevk almasına rağmen yaklaşık 1-2 ay sonra yine evde kahvaltı yaptıktan sonra gitmeye başladı okula. Ben de engellemiyorum onu.

    Birebir yaşanmış örneklerden insanın aklına bazı şeyler daha çabuk yatabiliyor diye yazmak istedim bu deneyimimizi. Ama tabii size nasıl uyar, sen bu sefer sabahları onu bırakabilecekmisin okula bilemiyorum 😉

    • Ayça Oğuş dedi ki:

      Zeynep teşekkürler yazdıkların için.. biz de bir alternatif çıkışta eskiden yaptıklarımızı yapmaya karar verdik.. sanırım sabah evde kahvaltı ederse rutini kaçabilir ama arada evde kahvaltı yapmasını biz de düşündük .. ama orada kahvaltı yapmayı sevdiğini söylediği için henüz başlamadık buna.. 🙂 deneyimlerin hepsi benim için önemli ışık tutuyor 🙂 teşekkür ederim

  17. anaokulu dedi ki:

    Gözlerim yoruldu ve yorumları okumak bile çok güzeldi sevdim bu siteyi :):):)


Önceki yazıyı okuyun:
Googledan anlayan

beri gelsin.. Eskiden "mustafa sarıgül'ün evililiği" yazan benim adrese geliyordu. Gerçekten çok komik anahtar kelimeler geliyordu :) Eğlenceliydi. Ben ne...

Kapat