No public Twitter messages.

bir süredir yazasım yok buraya..vakitsizlikten olabilir belki. Her şey çok yoğun şu sıralar. Ofisimizi taşımaktayız ama iyi bir yere : evimizin 150 adım ötesine. Tadilat işleri, dergi işleri, Erinle vakit geçirme kaygılarım, aman onu da yapalım bu da eksik kalmasın telaşesi içinde geçiyor son günlerde hayat. Memnuniyetsiz miyim?? Hayır ama annem olmasa birçoğu olamazdı! Bu yaştan sonra çocuğuma bakıcı tutamayacağıma göre sağ olasın annem diyeceğim. Hem zaten bakıcı taraftarı hiç olmadım olsam işimi bırakmazdım e o zaman bu saatten sonra yeni birine ne ben ne oğlum alışamaz. 3 yaşına doğru yuvaya başlarsa – ki gönlüm hiç yuvaya başlamasından yana değil – o zaman daha rahat olacak. Yineliyorum: sağ olasın anacım sen de olmasan nicedir halım!! Çalışayım diye oğluma bakmasının yanı sıra eğleneyim diye de yerimi doldurmaya çalışıyor. Arada annelerin de bir konser seyretme hakkı olamaz mı? olur olurrr.. hemde Sezeninse bu konser nasıl olur bir bilsen!!

sezen
fotoğraf çekmek yasaktı..dişlerimi kaşıdım o kadar güzeldi ki dekor, ışıklar.. iphonela idere ettik:=) elbet bir gün!!

Mum ışıkları ve sokak lambalarıyla dekore edilmiş sahneye önce Fahir Atakoğlunun piyano sesi girdi arkasından “yağmuru kim döküyorrrr..” diye pembe siyah tül ve çok güzel elbisesi ile Sezen girdi. Taa kış başından beri bunu hayal etmiş olan ben iki gün kendime gelemedim sürekli Ünzileeee diye dolandım durdum dilimde.

Haris Alexiou’nun Ola se Thimizoun yani bizim bildiğimiz melodisiyle Olmasa Mektubu’nu yarısını Yunanca yarısını Türkçe söyledi.

Go get Adobe Flash Player!

Erkan Oğurla avrat ve kaynana türküleri söyledi 🙂 Avrat çok iyiydi. Bir ara yırtmacından çıkan bacağına laf atanlara dönüp” ne var canım ben Sezen !! ailenizin kızı Sezen aloo!” dedi.. gerçekten öyle değil mi ? kaç nesiliz biz Sezen şarkıları ile büyüyen acaba?? Saksafon çalan çocuk hatta flüt çalan (Serdar mı?? hatırlamıyorum adını) çok iyiydi.. sakalı ve etnik kıyafetleri ile tef ve kurutulmuş patlıcan!! çalan amca da öyle 🙂 hepsi çok iyiydi gerçekten müzik vardı. iğne atsan düşmez bir kalabalık da.. ancak dansçılar olmamıştı. Yani eni 20 cm yandan bakıldığında 3 cm olan kaburgaları görünen eski bir balerin olduğu her halinden belli bir kızın oryantal yapması bununla beraber göbeğinde kat kat yağ olan eski balet oldukları aşikar iki delikanlının Aydın ve İstanbul havası oynaması OLMADI! 🙂 herşeyde kusur bulacağız ya buna da buldum işte.. fark etmez bence muhteşemdi.

Konserden gecenin ikisinde dönmeyi beceren ben ertesi sabah adaya gidecek olmanın heyecanı ile o kadar az uyudum ki..Alpay artık sea kayak yapmakta ve ikinci faaliyeti olan Paşabahçeden yola çıkıp Heybeliye gelme rotasının sonucunda atacakları kampa bize katılıyoruz. Biz dediğim Erin ve ben, kardeşimi de davet edince ettik 3 kişi. Uzun zamandır sırtımda kamp yükü taşımayan ben bir de puset ile Erin’i götüreceğim ve kardeşim de olacak, hmm olur mu?? olur olur diyip yola çıktık. Temmuzun en sıcak günü saat 12 güneş tepede ve biz Heybeli dik yokuşlarında bir teyze bir anne ve bir Erin şeklinde elimizde fotoğraf makineleri sırtımızda kamp yükleri nereye kamp atacağımızı bilmeden pardon sadece adını bilerek ilerliyoruz!.

kucuk

Erin uyudu biz dinlendik bir çamlıkta sonra indik sahile. Bu arada Kaan ve Hülya bisikletle geldiler. Allahtan geldiler 🙂 sahili bulduk ama kamp atılacak yer yok var da oraya bir küçük patika ile gidiliyor. Puset olmasa sorun değil ama pusetsiz de olmazdı işte iyi ki geldiler bu yüzden. Bizim sahile inmemizi sağladıktan sonra onlar bir ada turu yaptı biz başladık beklemeye babamızı ve ekibi. Duş yok, tuvalet yok sıcaktan bunalmışız deniz leş gibi insan kalabalığı!! neyse ki çok uzamadan saatler geldi ekip. Alpay’ın ağzı kulaklarında çekmiş 50km kadar kürek 🙂 Taa Paşabahçeden Caddebostan’a sonrada Heybeli adaya!! vay vay! bir de ben deneyim dedim: popo anca sığıyor. Yok mu bunun büyüğü!!! devrilse çıkamayacağım sanki içinden zaten deniz-fobik bir insanım ben. Yok bana gelmez.

ada2

Ama Erin’in çok hoşuna gitti. Zaten tüm gün boyunca gördüğü herkese “çadır kurucaz biz” diye sayıkladığından hızlıca kampımızı kurduk. Çığlıklar, kahkahalar bizimkinden: pek mutlu. Biz de haliyle 🙂 Akşam yemeği: peynirli kuskus ve sonra irmik helvası.  Hiç üşenmem kampa taşırım abi irmiğimi ama pi-nik kuşum dayanamadı, o kadar heyecan yapıp ısrar etse de uyumamak için dayanamadı uyudu yiyemedi irmiğini. Sabah fotoğrafını çekiyordum uyurken, deklanşöre bastım ve kafasını birden kaldırıp ” bakim miyim!!” diye sordu. Biz uyuyor zannediyoruz saat 7 bu arada 🙂 Güzel bir kamp kahvaltısı: iki dilim ekmeğe sürülen fındık ezmesi. Erin tabii böyle şeyleri yemediği için normalde elinde bıçak bir ekmeğine sürüyor bir ağzına atıyor. Burada esnek davrandım o akdar da değil di mi :=) Tek sorunumuz Tuğçenin hastalanmasıydı. Midesini üşütmüş olmalı ki pek fenaydı ama olsundu kampın adı patates kampı kalacaktı ve hep böyle anılacaktı bir özür borcu olmasındı artık 🙂 anlayan anladı diyelim. Bu sebeple dönüş yolumuzu faytonla  kat etmeye karar verdik. Zaten aksi olmamalıymış: pazar günü ada küçük bir cehenneme benziyor: yok hiç cehennem görmedim ama buna benzer olmalı! çok sıcak ve çok kalabalık!! Biz rahay rahat dönerken sert bir poyrazda kano ekibi ne yaptı düşüne düşüne gittik. Boğazı o havada geçemeyecekleri için sadece karşı yakaya çok uzun bir sürede ve zor bir şekilde geçmişler ama yine de kollarını tutamasa da Alpay’ın yüzündeki mutluluk bizi saat gece 1’e kadar o yorgunlukla bile sohbet ettirdi.

Get the Flash Player to see the wordTube Media Player.
Get the Flash Player to see the wordTube Media Player.

biraz yavaş yüklüyor ama yüklüyor.. iyi seyirler..

Bu Yazılar Da İlgini Çekebilir

12 Yorum

  1. AyçA dedi ki:

    Elif teşekkür ederim bende büyüdüğünü düşünüyordum taa ki dün öğlen slingin içinde kafasını bana yaslayıp da uyuyana kadar..:) hala minik bir bebek gibi:)
    Kiraz valla yapmasam olmaz 🙂 dinlenmek için bu aralara ihtiyacımız var bence.. biraz daha büyüsün minik Doruk sende yapacaksın yorulmadan inan bana:)

  2. elf dedi ki:

    Ayça, fotograflara bayildim. Hem goz ziyafeti hem de cok eglenceliydiler. Erin de epey buyumus. Minik adam sinifina gecmis.

  3. kiraz dedi ki:

    Ayçacım harikasın, bu yogunlugun icinde konsere de gitmis kampını da yapmissin, vallahi okurken ben yoruldum 🙂
    sevgiler.

  4. banu dedi ki:

    fotoğraflar da, müzikler de harika 🙂 Erin’nin yüzündeki gülümseme ise en harikası…
    Taşınma işleri için kolaylıklar dilerim… ofisinizi evinizin bu kadar yakınına taşıyabilmek ne müthiş bir şey, kutlarım. bütün yorgunluğa değecektir…

  5. Güneş dedi ki:

    Videolarınıza bayıldım müzik çok hoş olmuş süpersiniz ya, bizim de adalar planımız var ama haftasonunu tahmin ettiğimizden hafta içi bir gün çam dibini görmeye, faytona binmeye vapur sefası yapmaya 🙂 tavsiyen olursa iyi olur.
    Sevgiler.

    • AyçA dedi ki:

      Banu evet sanırım en güzel tarafı yakın olması yoksa avrupa yakasında çocuk büyütmek çok zor!!:(
      Güneş çam dibi oldukça kalabalık bir halk plajı ama hafta içi sakin olabilir bir de özel bir plaj var orada nispeten daha düzgün.
      video değil yüklediğim videoyu swf dosyası yapıyorum ve wordpressde bir eklenti ile gösteriyorum.

  6. Güneş dedi ki:

    Birde videoyu nasıl yukluyorsun ?

  7. Evrim Ozkan dedi ki:

    ayni gunmu ordaydik bilmiyorum ama sezen konseri gercekden muhtesemdi. o püsküllü etegi oturduğunda açılınca erkan ugura artik kusura bakmayacaksin kapanmiyor gözün kaymaz kardesiz biz demesi, birde avratı üstüne basa basa söyleyip yan gözle erkan uğura bakması.

    sizin bu kamp gezisini görünce ekimdeki yedigöller planimizi dört gözle bekler oldum.

    • AyçA dedi ki:

      Evrim cuma gecesi ordaydık biz galiba aynı gece ??
      Yedigöller mi ?? harika.. nerede kalacaksınız ? çadır mı ? aslında ne güzel olur belki bizde bir program yaparız oraya
      29 ekim çok kalabalık olur yalnız ben söyliyim sana:)
      tatil ya tüm fotoğrafçılar orada olur 🙂

  8. Evrim Ozkan dedi ki:

    Biz Carsamba gecesi ordaydik.

    Yedigollerde cadirda kalacagiz. Yapraklarin renk donusumunu yakalamak icin ekim olsun dedik. Haklisin, 29 Ekim de gidilmez. Bizim aklimizda ya 17 Ekim ya da 24 Ekim de orda olmak var. Berk ile ilk olacak. Onun oncesi sizin gibi profesyonel olmasada kendi capimizda sirtimizda yuklerle 4-5 yollara dokulmuslugumuz var. Bakalim Berk ile nasil olacak? Tahminim zamani gelince Erin’e uyku tulumunu çözümünü soracağım.

  9. Evrim Ozkan dedi ki:

    belli mi olur bakarsın denk gelir. ekim bu hepi topu kac hafta sonu. Sıralanmış “Dağ başını duman almış” söylüyor olabilme ihtimali herzaman var.


Önceki yazıyı okuyun:
Gözlüksüz olmaz

Tuvalette kitap okuma alışkanlığı vardır Erin'in.. Daha bezi varken ve oturağında öylesine otururkenden başlamıştır ki kitap okumayı da çok fazla...

Kapat